İzmir – Karaburun Sivil İnisiyatifi, Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada Karaburun Yarımadası’nın karşı karşıya kaldığı ekolojik yıkıma dikkat çekti. 2019 yılında "Karaburun-Ildırı Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi" (ÖÇKB) ilan edilen yarımadanın, koruma kararlarına rağmen kontrolsüz enerji ve turizm yatırımlarıyla bir "çöl" haline getirilmek istendiği vurgulandı. İnisiyatif, yarımadanın geleceğinin yeni talan alanları yaratmakla değil, doğayla uyumlu ve yaşamı merkeze alan bir anlayışla şekillenmesi gerektiğini belirtti.
Kadim meralar tel örgülerle halka kapatıldı
Açıklamada, Karaburun Yarımadası’nın yüzde 89’unu kapsayan rüzgar enerji santralleri (RES), güneş enerji santralleri (GES), jeotermal (JES), balık çiftlikleri ve taş ocaklarının bölgenin doğal, sosyal ve ekonomik yapısını altüst ettiği ifade edildi. Geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan yöre halkının ortak kullanım alanı olan tescilli meraların RES ve GES projelerine tahsis edilerek daraltıldığı, etrafının tellerle çevrilmesi sonucu su kaynaklarına ve otlaklara erişimin engellendiği dile getirildi. ÖÇKB ilanından bu yana 7 yıl geçmesine rağmen karasal ve denizel yönetim planlarının onaylanmamasının, yatırımların önünü açtığı ve bölgenin taşıma kapasitesinin aşılmasına neden olduğu uyarısı yapıldı.
Mahkeme kararları çıkmadan imar planları askıya iniyor
Hukuksuz uygulamaların en somut örneği olarak kesin korunacak alan niteliğindeki Yaylaköy gösterildi. 2019’da afet alanı ilan edilen köyde, bir yurttaşın zeytinlik alanındaki 5 bin zeytin ağacının GES projesi için kesildiği, açılan davada ÇED raporu iptal edilmesine rağmen bakanlığın şirket için yeni bir ÇED süreci başlatıp imar planlarını askıya çıkardığı aktarıldı. Bilirkişi raporlarının, RES ve GES projelerinin kümülatif etkisinin habitat kaybına ve ekosistemin tamamen bozulmasına yol açacağı yönündeki uyarılarının ise görmezden gelindiği vurgulandı.
Tarım arazilerine otel ve tatil köyü projesi
Yarımadanın diğer hassas noktalarından Mordoğan Ayıbalığı Koyu ve İris Gölü’ndeki tehditlerin de sürdüğü bildirildi. Akdeniz fokunun en önemli üreme mağaralarından birinin yanı başına yapılan kaçak iskelenin, yürütülen mücadele sonucu 2025 yazında kaldırıldığı hatırlatıldı. Ancak Karaburun Belediyesi Meclisinin Aralık 2024’te aldığı "kısmi yapılaşma" kararıyla bölgenin yeniden ranta açıldığı belirtildi. Ayrıca yarımadanın tek sulak alanı olan İris Gölü’nün yakınındaki GES projeleri, kuraklık ve kaçak su kullanımı kıskacında olduğu, bölgede sulak alan tescili ve koruma planlarının acilen hayata geçirilmesi gerektiği ifade edildi.
Urla, Çeşme ve Karaburun bir bütün olarak korunmalı
Son dönemde Mordoğan Mahallesi kıyılarındaki arkeolojik ve doğal sit alanlarını kapsayan tarım arazilerinin otel ve tatil köyü yapımı için turizm alanına dönüştürüldüğünü belirten Karaburun Sivil İnisiyatifi, askıya çıkan plan değişikliklerine itiraz ettiklerini açıkladı. Urla-Çeşme-Karaburun hattının ekolojik bir bütün olarak ele alınması gerektiğini hatırlatan yaşam savunucuları, "yenilenebilir enerji" ambalajıyla sunulan projelerin yarımadayı yok oluşa sürüklediğini belirterek büyüme hedefleri yerine koruma ilkelerinin esas alınması çağrısında bulundu.