Ana içeriğe geç

Prof. Dr. Bektaş uyardı: İstanbul depremi için gözden kaçan kritik noktaları açıkladı

İstanbul depremi tartışmalarında gözden kaçan tehlikeye dikkat çeken Prof. Dr. Osman Bektaş, batıdan ve doğudan gelen gerilme aktarımlarının ortasında kalan Çınarcık Çukuru’nun kritik bir yapıda olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Bektaş uyardı: İstanbul depremi için gözden kaçan kritik noktaları açıkladı
Yeniçağ
16

Prof. Dr. Osman Bektaş, beklenen İstanbul depremi tartışmalarında gözden kaçan kritik noktanın Çınarcık Çukuru olduğunu söyledi. Bektaş, "Çınarcık Çukuru'nu sınırlayan zayıf faylar geçmişteki 1963 Adalar (M6+) depremine benzer orta büyüklükte depremler üretebilir. Bu nedenle İstanbul'un güneyindeki Çınarcık yalnızca ana fay açısından değil, havzayı oluşturan fay sistemi açısından da öncelikli araştırma alanlarından biri olmalıdır" uyarısında bulundu. İstanbul’da beklenen büyük depreme dair tartışmalar devam ederken Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden emekli olan Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, dikkati çeken bir analiz yayımladı

Sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede Bektaş, beklenen İstanbul depremi tartışmalarında gözden kaçan kritik noktanın Çınarcık Çukuru olduğunu ifade etti.

'GERİLME DEĞİŞİMLERİNE DUYARLI BİR YAPI'

Bektaş, şunları dile getirdi: "Kuzey Marmara'da 1912, 2011, 2012, 2019 ve 2025 deprem dizisinin gerilmeyi batıdan doğuya; 1935 Marmara Adası ve 1999 İzmit depremlerinin ise doğudan batıya aktarmış olabileceği düşünülmektedir. Fay mekaniğine göre, bu iki gerilme aktarımının arasında kalan Çınarcık Çukuru (doğrultu atımli ve normal fay kompleksi)) gerilme değişimlerine duyarlı bir yapıdır."

"1999 ve 2025 depremleri sonrasında artçıların Çınarcık Havzası'nın kenarlarında yoğunlaşması, bu gerilme modelini destekleyen gözlemsel bir bulgu olarak değerlendirilebilir" diyen Bektaş, "Eğer bu hipotez doğruysa, Çınarcık Çukuru'nu sınırlayan zayıf faylar geçmişteki 1963 Adalar (M6+) depremine benzer orta büyüklükte depremler üretebilir. Bu nedenle İstanbul'un güneyindeki Çınarcık yalnızca ana fay açısından değil, havzayı oluşturan fay sistemi açısından da öncelikli araştırma alanlarından biri olmalıdır" ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Bektaş, "Bilimsel tartışmanfın odağı; varsayımlar değil, deniz tabanı jeodezisi, GPS, sismisite ve Coulomb gerilme modelleriyle elde edilecek ölçülebilir veriler olmalıdır" uyarısında bulundu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler