Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi'nin en dikkat çeken ayrıntılarından biri liderlere verilen özel üretim revolver silahlar oldu. Her biri liderlerin isimlerine özel hazırlanan, özel kutusunda ve mermileriyle birlikte takdim edilen silahlar uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Armağan edilen silahların Türk savunma sanayisinin 1990'lı yıllarda geliştirdiği Gümüşay.357 Magnum revolver olduğu öğrenildi. Kişilere özel hazırlanan bu armağan, yalnızca bir hatıra değil, aynı zamanda Türkiye'nin savunma sanayiindeki üretim gücünü simgeleyen diplomatik bir jest olarak değerlendirildi.
OSMANLI DİPLOMASİSİNDE SİLAH HEDİYESİ GELENEĞİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın NATO liderlerine verdiği özel revolver, Osmanlı İmparatorluğu'nun yüzyıllar boyunca sürdürdüğü diplomatik armağan geleneğini de yeniden gündeme taşıdı.
Osmanlı'da özellikle 19. yüzyıldan itibaren yabancı hükümdarlara, veliahtlara, büyükelçilere ve üst düzey devlet adamlarına değerli silahlar hediye edilmesi devlet protokolünün önemli unsurlarından biri haline geldi. Bu uygulama, en sistemli biçimde ise 1876-1909 yılları arasında hüküm süren II. Abdülhamid döneminde gerçekleştirildi.
Diplomatik hediyeler yalnızca nezaket göstergesi olarak görülmüyor; devletin gücünü, zenginliğini, sanat anlayışını ve teknik kapasitesini temsil eden sembolik araçlar olarak kabul ediliyordu. Padişahlar yabancı devlet adamlarına altın işlemeli kılıçlar, mücevherli hançerler, tuğralı tabancalar, süslemeli av tüfekleri ile nişan ve madalyalar göndererek siyasi ilişkileri güçlendirmeyi hedefliyordu.
SULTAN II. ABDÜLHAMİD'İN DİPLOMASİ STRATEJİSİ
Silah ve değerli armağanların diplomatik amaçlarla kullanılması II. Abdülhamid döneminde en yoğun seviyeye ulaştı.
Arşiv belgelerine göre; Rus Çarı ve Çariçesi için saray atölyelerinde özel eserler hazırlanırken, Avrupa hükümdarlarına Osmanlı sanatını yansıtan kıymetli hediyeler gönderildi. Tuğralı tabancalar, fil dişi kabzalı ve altın-gümüş kakmalı silahlar, dönemin diplomatik protokolünün prestij unsurları arasında yer aldı.
TARİHİ GELENEKLE DİKKAT ÇEKEN BENZERLİK
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın NATO liderlerine isimlerine özel hazırlanan Gümüşay.357 Magnum revolver hediye etmesi, Osmanlı'nın özellikle Sultan II. Abdülhamid döneminde uyguladığı diplomatik armağan geleneğini akıllara getirdi. Her iki dönemde de silah, savaş aracı olmaktan çok devletin gücünü, üretim kapasitesini ve prestijini temsil eden sembolik bir diplomasi unsuru olarak öne çıkıyor.
Osmanlı döneminde armağan edilen silahlar; padişah tuğrası, fil dişi kabza, altın ve gümüş kakma işlemeleriyle saray zanaatını yansıtırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın NATO liderlerine sunduğu kişiye özel revolver ise modern Türk savunma sanayiinin mühendislik ve üretim kabiliyetini temsil ediyor.
Bu yönüyle iki dönem arasında dikkat çekici bir benzerlik bulunurken, kullanılan semboller dönemin teknoloji ve üretim anlayışını ortaya koyuyor.
Akademisyen, Türkiye Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın NATO liderlerine hediye ettiği Gümüşay.357 Magnum revolverin tarihsel arka planını ve Osmanlı diplomasi geleneğiyle benzerliklerini Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er'e değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünya liderlerine verdiği silah hediyesini Türk savunma sanayisinin yerli ve milli gücünü dünyaya gösteren bir hamle olarak değerlendiren Ekinci, şu sözleri kullandı:
''Türkiye son yıllarda savunma sanayini dış politikasının ehemmiyetli vasıtalarından biri olarak kullanıyor. İHA/SİHA'lar, zırhlı araçlar ve hafif silah ihracatı, Ankara’nın diplomatik ve ekonomik tesirini artırmaya müteveccih stratejisinin parçası olarak görülüyor. Reuters gibi bazı haber ajanslarına göre hediye, Türkiye'nin savunma sanayii kapasitesini sembolik şekilde sergilemeyi hedeflemektedir. Hediyenin NATO’nun gündemiyle de sembolik irtibatı olsa gerek: Zirvenin Avrupa’nın savunma kapasitesi ve silah imalatının artırılması münakaşalarının yapıldığı bir devrede gerçekleşmesi sebebiyle, bazı analistler hediyeyi müşterek müdafaa temasına gönderme yapan sembolik bir jest olarak değerlendirdi. Bununla beraber bu, nihayet bir yorumdur. Türk makamlarının resmî beyanatı daha çok mahalli müdafaa sanayiinin tanıtımı eksenindedir. Türkiye, son 5-10 sene içinde takriben 3 milyar dolarlık ihracatla, ABD ve İtalya’dan sonra dünyanın en büyük üçüncü hafif silah ihracatçısıdır.''
Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, hediye edilen tabancaların diplomatik açıdan sıra dışı görünse de tarihte benzer örneklerinin bulunduğunu belirterek, Osmanlı döneminde özellikle Sultan II. Abdülhamid'in yabancı devlet adamlarına işlemeli silahlar hediye ettiğini açıkladı.
'''Kaldı ki devlet reislerinin birbirlerine kültürel veya milli hüviyeti temsil eden hediyeler vermesi yaygın bir diplomatik ananedir. Ancak bunlar ekseriyetle sanat eserleri, el işi mamuller, kitaplar veya mahalli zanaat örnekleri olur. Ateşli silah hediye edilmesi ise modern NATO zirveleri açısından oldukça sıra dışı bulundu. Mamafih Sultan Abdülhamid’in Kayzer Wilhelm gibi bazı devlet reislerine, Kürt ve Arap kabile reislerine ve maiyetlerine tabancalar, kılıçlar ve tüfekler hediye ettiği bilinir. Bunlar ya ziyaret vesilesiyle ya da diplomatik kanallarla verilmiştir. Üzerleri işlemeli idi ve Osmanlı arması bulunuyordu. Silah hediyesine dair tarihi örnekler sınırlı ölçüdedir. Eskiden bazı devlet reisleri yahut kraliyet aileleri koleksiyonluk, merasim maksatlı ya da tarihî değeri olan silahları birbirlerine hediye etmiştir. Bilhassa Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya'da süslü kılıçlar, hançerler veya koleksiyonluk ateşli silahlar devlet hediyesi olarak görülebilir.''
Ekinci, NATO liderlerine kişiselleştirilmiş silah verilmesinin yakın dönem NATO diplomasi tarihinde dikkat çeken ve istisnai bir örnek olarak öne çıktığını ifade etti:
''Buna mukabil, NATO zirvesindeki bütün liderlere şahsileştirilmiş tabanca dağıtılması, milletlerarası medyanın da vurguladığı gibi, yakın devir NATO diplomasi tarihinde oldukça istisnai bir misal olarak değerlendirildi. Bu gibi hediyelerde, teşekkür edilmesi, vaziyetin yumuşatılması ve daha fazla yorum yapılmadan envantere kaydedilerek kaidelere uygun şekilde ülkeye sokulması, hediyeyi verenin mesajını bir nevi boşa çıkaran reflekstir. Nitekim birçok liderin refleksi ölçülü oldu. Litvanya cumhurbaşkanı ise hediyenin resmini paylaştı. Böylece amme efkârı hediyenin mahiyetinden de haberdar olabildi. Böylece tabancanın Makine Kimya Endüstrisi tarafından 1990’larda imal edilen Gümüşay 357 Magnum olduğu görüldü. Türk bayrağı, NATO logosu ve üzerinde Türkçe ve İngilizce olarak “Ülkemizde üretilen ilk revolver tipi tabanca: Gümüşay” yazılı bir levha bulunan ahşap bir mahfaza içindedir. Ayrıca tabancada hediyeyi alan kişinin isimleri kazınmıştır.''
Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, silahların yalnızca bir armağan olmadığını, aynı zamanda diplomatik açıdan güçlü bir sembol ve stratejik bir mesaj taşıdığını belirtti:
''Belçika heyeti hediyenin ne olduğunu Brüksel hava meydanında anladı ve muhafazası için polise teslim etti. Polonya heyeti de aynı şekilde hareket etti. Alman heyeti hediyeyi Ankara’daki Almanya sefaretine koleksiyonda saklanmak üzere teslim etti. Hollanda ve İsveç heyetleri de böyle yaptı. İngiliz başbakanı da hediyeyi Türkiye’de bıraktı. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, revolveri, diğer devlet hediyeleriyle birlikte hükümet merkezi olan Palazzo Chigi’de muhafaza altına aldırdı. Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis silahı Atina’daki Harb Müzesi'ne vermeyi planladığını söyledi. Sosyal psikologlar bu hediyeyi karşı tarafın sınırlarını sınayan bir güç oyunu olarak yorumladı. Bazılarına göre bu tür hediyeler provokatif hediyelerdir ve hediyeyi verenle alan arasında bir güç dengesizliğine yol açar. Hediyeyi veren kişiyi hediyeyi alanlara karşı daha güçlü bir mevkiye getirir. Mevcut diplomatik teamüller çerçevesinde de karşıdakine yalnızca reaksiyon verme alternatifini bırakır. Alan kişi otomatik şekilde ve beklendiği ölçüde ancak zayıf bir diplomatik refleks gösterebileceği mevkiye itilmiş olur. Tayyip Erdoğan, büyük bir zirvenin ev sahibi olarak avantajlı pozisyonunu güçlü bir sembolle ve yüksek ihtimalle de şuurlu şekilde kullandı. Ve sinyali ustaca vermeye muvaffak oldu.''