Ana içeriğe geç

Türk milleti ne hallere düştü: Yaz mevsiminde bile hayat pahalılığı konuşuluyor

Veri Enstitüsü kurucusu ve Oksijen yazarı Bekir Ağırdır, insanların üretimin çok olduğu yaz mevsiminde bile hayat pahalılığından konuştuğunu ifade ederek, “Bu durum, gündelik hayattaki ekonomik sıkışmanın ne kadar ağır olduğunu gösteriyor”

Türk milleti ne hallere düştü: Yaz mevsiminde bile hayat pahalılığı konuşuluyor
Yeniçağ
16

Türkiye'de günden güne artan enflasyon karşısında yurttaşlar, temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldi. Ürünlerin daha çok üretildiği, pazarların dolup taştığı dönemde bile vatandaşlar, meyvesini sebzesini tane ile almak zorunda kalıyor.

Veri Enstitüsü kurucusu ve Oksijen yazarı Bekir Ağırdır, Türkiye’de yaşanması beklenen hava sıcaklığı ve hayat pahalılığı ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.

'YAZ MEVSİMİNDE BİLE HAYAT PAHALILIĞI DERİNDEN HİSSEDİLİYOR'

Yaz mevsiminde üretimin arttığını, pazarların dolup taştığını ve genel olarak fiyatların düşmesinin beklendiğini belirten Ağırdır, bu mevsimde bile hayat pahalılığının derinden hissedildiğini söyledi.

Ağırdır, “Bu durum, gündelik hayattaki ekonomik sıkışmanın ne kadar ağır olduğunu gösteriyor” sözlerini sarf etti.

'2050'DE ÖNGÖRÜLEN SICAKLIĞA ŞİMDİDEN ULAŞTIK'

Dünya genelinde küresel iklim değişikliği durumunun söz konusu olduğunu söyleyen Ağırdır, “Kamuoyu ne kadar farkında bilmiyorum ama aktüel bir habermiş gibi geçiştirilen bir olay yaşandı: Geçen hafta Avrupa'da sıcaktan dolayı bir haftada 1300 kişi öldü. Ben o yazıyı yazarken bu duruma referans vereyim mi diye düşündüm ama yazı uzadığı için çıkardım. Covid-19 pandemisinin ilk haftasında Avrupa'da 4200 kişi ölmüştü; şimdi ise sıcaklıktan dolayı bir haftada 1300 kişi hayatını kaybetti. Almanya'da bazı bölgeler boşaltıldı. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün 2014'te hazırladığı bir senaryoya göre 2050'de öngörülen sıcaklığa şimdiden ulaştık. Önümüzde 24 yıl varken, insanlık o felaket senaryosunu çeyrek asır önceden yaşamaya başladı” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de bir hararet olduğunu ama bu hararetin sadece yaz mevsiminden kaynaklanmadığını ifade eden Ağırdır, “Benim temel tezim hep şu oldu ve okura, izleyiciye her seferinde bunu anlatmaya çalışıyorum: Yaşanan bu harareti sadece bir iktidar, bir kişinin yönetim biçimi ya da Amerikalıların büyük komplo teorileri üzerinden okumak mümkün değil. Çoğu zaman ıskalanıyor ama göçmenleriyle beraber 90 milyon nüfusa ve 1,5 trilyon dolarlık bir ekonomiye sahip bir ülkede, isteseniz de böyle bir komplo senaryosunu hayata geçirme imkânınız yoktur.

'BÜTÜN DÜNYADA İKLİM KRİZİ VAR'

Ortada bir sürü katman ve problem bir arada yaşanıyor. Buradaki temel meselemiz; ülkenin elindeki yasal, siyasal, ekonomik ve toplumsal tüm sistemlerin aynı anda krizde oluşudur. Bunu yaratan şey de dünyadaki bütün bu sistemlerin eş zamanlı olarak kriz yaşamasıdır. Yani durum sadece bize özgü değil. Bize özgü kısımları elbette var ama Avrupa'daki ölümlerden bahsetmemin sebebi de buydu. Bütün dünyada bir iklim krizi var ve Türkiye bundan en çok etkilenen ülkelerden biri.

'İNSANLAR BEKLEMEYE RAZIYIM NE ZAMAN BİTECEĞİNİ BİLEYİM DİYOR'

Dolayısıyla hayattaki bu sürtünme katsayısı artıyor. Sürtünme katsayısı arttıkça hararet yükseliyor, hararet yükseldikçe de umutsuzluk artıyor. Araştırmadaki temel bulgulardan biri de tam senin sözünü ettiğin şeydi: İnsanlardaki bu harareti en çok yükselten şey sadece krizin varlığı değil. İnsanları asıl bunaltan; krizin ne zaman veya nasıl biteceğine ya da 'Bu böyle olmasın, peki nasıl olsun?' sorusuna dair bir fikirlerinin olmayışı. İnsanlar, 'Beklemeye razıyım, yeter ki ne zaman biteceğini bileyim' diyor” sözlerini sarf etti.

Kaynağa Git

İlgili Haberler