Ana içeriğe geç

Nafaka alanlar hikâyelerini BirGün'e anlattı: Asıl mağdur kadınlar

AYM’nin yoksulluk nafakasına ilişkin kararının ardından “nafaka mağduru erkekler” söylemi yeniden dolaşıma sokuldu. Ancak veriler de kadınların tanıklıkları da başka bir tabloyu gösteriyor. Çocuğu diyabet hastası Deniz eskiden evli olduğu erkeğin kendisine şöyle dediğini anlattı: “Yakında hiç nafaka vermeyeceğim. Çocuğuna para gelsin istiyorsan aldatılmayı kabul edip susacaktın.”

Nafaka alanlar hikâyelerini BirGün'e anlattı: Asıl mağdur kadınlar
Birgün
16

Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” bağlanabilmesine ilişkin hükmü iptal etmesiyle nafaka tartışmaları yeniden alevlendi. Kararın ardından sosyal medyada ve iktidara yakın çevrelerde yıllardır dolaşıma sokulan “nafaka mağduru erkekler” söylemi yeniden öne çıkarıldı.

Ancak kadın örgütlerinin araştırmaları ve nafaka alan kadınların deneyimleri, tartışmanın merkezinde nafakanın değil, kadınların boşanma sonrası derinleşen yoksulluğunun bulunduğunu ortaya koyuyor.

Kadın Dayanışma Vakfı’nın 2024 yılındaki Yoksulluk Nafakası Araştırması’na göre mahkemeler tarafından hükmedilen nafakaların yüzde 44’ü ödeniyor. Araştırmada incelenen dosyalarda ortalama yoksulluk nafakası ise yalnızca 1179 TL.

BirGün’e konuşan kadınlar, mahkeme kararlarına rağmen nafakalarını tahsil edemediklerini, her ödeme aksadığında yeniden hukuki süreç başlatmak zorunda bırakıldıklarını ve çocukların bakım yükünü tek başlarına üstlendiklerini anlattı.

(Haberde yer alan kadınların isimleri güvenlik ve mahremiyet gerekçesiyle değiştirilmiştir.)

HER ÖDEMEDİĞİNDE YENİDEN MAHKEME

Yaklaşık yirmi yıllık evliliğinin ardından boşanan Ayşe, yıllarca eşiyle birlikte aile işinde çalıştığını ancak ekonomik gücün hiçbir zaman kendisinde olmadığını anlattı. Mahkemenin bağladığı nafakanın yalnızca bin lira olduğunu belirten Ayşe, bu miktarı bile tahsil edemediğini söyledi:

“Bin lira nafaka. Ödemiyor. Tahsil edebilmek için mahkemeye başvurmam gerekiyor. Yoksul olduğum için ödemesi gereken nafakayı, tahsil edebilmem için yine para harcamam gerekiyor yani. Her ödemediğinde yeniden mahkeme. Böyle böyle yıldırıyor. Nafaka artırım davası açmak istiyorum ama sonuç bana ne kazandıracak? Alamadığım bir nafaka.”

Evliliğinde emeğinin görünmez kılındığını söyleyen Ayşe, boşanmanın ardından ekonomik olarak sıfır noktasına döndüğünü anlattı:

“Yıllarca kendi işimizde beraber çalıştık. Hastalık sahibi oldum. Ama ekonomik güç hep onun elindeydi. İki çocuk büyüttüm. Boşandık, büyük çocuğumu ben evlendirdim. Hiçbir katkısı olmadı. Kızıma da nafakasını vermedi. Erkekler boşanınca hiçbir sorumluluk kalmıyor. Üç kuruş nafaka ile çocukların velayeti de anneye veriliyor. Çocuğun nafakasını bile ödemedi. Yeniden evlendi. Hayatına kaldığı yerden devam ediyor. Bense asgari ücretten daha fazla bir iş bulamıyorum. Geçici işler. Yirmi yılım kayıp. Kim beni asgari ücretten yüksek bir işe alır ki?”

NAFAKA ORTALAMASI YALNIZCA 1179 TL OLDU

Kadın Dayanışma Vakfı’nın Yoksulluk Nafakası Araştırması’na göre, dosyaların yüzde 48,72’sinde mahkemelerin 501 ile 1500 TL arasında yoksulluk nafakasına hükmedildi. Bu aralıktaki nafakaların ortalaması 997,37 TL olurken, tüm dosyalarda verilen ortalama yoksulluk nafakası 1.179,40 TL olarak hesaplandı. Rapora göre bu miktar asgari ücretin yalnızca yüzde 6,9’una denk geldi.

HASTA ÇOCUĞUMUN GİDERİ 40 BİN LİRA

Deniz’in hikâyesi ise çocuk bakımının ve sağlık yükünün boşanma sonrasında nasıl kadınların omzuna bırakıldığını gösteriyor.

Evlilik sürecinin “Çalışmana gerek yok, senin kazanacağın parayı ben veririm” sözüyle başladığını anlatan Deniz, oğluna henüz 1,5 yaşındayken Tip 1 diyabet tanısı konulduğunu söyledi.

Deniz, o günden beri hayatının çocuğunun sağlık verilerini takip etmekle geçtiğini belirtti:

“Hayatım, telefondaki bir sensörden gelen verileri takip ederek geçiyor. Çocuğumu bir saatliğine bile birine emanet edip rahatça bir kahve içemeyen ben, bugün çalışmak zorundayım. Oysa ben takip etmeden, ben kontrol etmeden oğluma kim bakabilir?”

Deniz, sürekli takip gerektiren bir hastalıkla geçim mücadelesinin aynı anda üstlenilmesinin imkânsız olduğunu söyledi:

“Bir yanda sürekli takip gerektiren bir hastalık, diğer yanda geçim mücadelesi… Hangi işveren, telefonu elinden düşüremeyen bir anneyi işe almak ister? Diyelim ki işe girdim; alacağım asgari ücret çocuğumun sağlıkla ilgili ihtiyaçlarına ne kadar yetecek?”

Eski eşinin ne maddi ne de manevi sorumluluk aldığını söyleyen Deniz, nafaka tartışmalarının kadınlar üzerinde baskı aracına dönüştüğünü belirtti:

“Ben geceler boyunca saat başı alarm kurup oğlumun yaşamını korumaya çalışırken, eşim ne maddi ne de manevi sorumluluk aldı. Bugün ise hâlâ ‘Çocuğu aldıysan maddi manevi bakmasını da becereceksin’ sözlerine maruz kalıyorum.”

Deniz, kendisine ve çocuğuna verilen toplam nafakanın sağlık giderleri karşısında yetersiz kaldığını ifade etti:

“Bu, yalnızca bir boşanma hikâyesi değil; hasta çocuğunu hayatta tutmaya çalışan bir annenin görünmeyen mücadelesidir. Çocuğumun sağlık nedeniyle zorunlu ve düzenli giderleri aylık yaklaşık 40 bin lirayı bulurken, bana ve çocuğuma verilen toplam 9 bin lira nafakayla bu yükün altından kalkmam bekleniyor.”

Deniz, “Yeni düzenlemelerle yakında hiç nafaka vermeyeceğim. Çocuğuna para gelsin istiyorsan aldatılmayı kabul edip susacak, evinde oturacaktın” sözlerine maruz kaldığını da anlattı:

“Bu düzenlemelerle ben ve benim gibi birçok kadın, ekonomik kaygılar nedeniyle aldatılmayı, psikolojik şiddeti ve baskıyı kabullenmek zorunda kalabilir. Hiçbir kadın, çocuğunun geleceği veya geçim korkusuyla susmaya mecbur bırakılmamalıdır.”

ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İŞTEN KOPARIYOR

TÜİK’in “İstatistiklerle Kadın 2025” verileri, çocuk bakım yükünün kadınların çalışma yaşamına katılımını doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. 2025 yılında 25-49 yaş grubunda 3 yaş altında çocuğu olan kadınların istihdam oranı yüzde 26,9’da kaldı. Aynı gruptaki erkeklerde bu oran yüzde 90,9.

Üstelik küçük çocuk sahibi kadınların istihdam oranı son yıllarda geriledi. 2022’de yüzde 28 olan oran, 2025’te yüzde 26,9’a düştü. Bu tablo, ücretsiz, nitelikli ve güvenilir kreşlerin yokluğunda çocuk bakım yükünün kadınları çalışma yaşamından uzaklaştırdığını gösteriyor.

MAHKEME KARARI VAR AMA BİR KEZ BİLE ÖDEMEDİ

Elif ise evliliği boyunca yurt dışında yaşadığını, dil bilmediği için maruz kaldığı şiddet karşısında yalnız bırakıldığını anlattı.

Hamileyken ve doğum sonrasında eşi ile ailesinin fiziksel ve psikolojik şiddetine maruz kaldığını söyleyen Elif, Türkiye’ye döndükten sonra boşandığını ve çocuğunun velayetini aldığını belirtti.

Ancak mahkemenin hükmettiği nafakaya ulaşmak da yeni bir mücadeleye dönüştü:

“Evlendiğimde eşim tarafından yurt dışında yaşamaya zorlandım. Dil bilmiyordum. Yalnızdım. Onun ve ailesinin fiziksel, psikolojik her türlü şiddetine çocuğuma hamile olduğum için katlanmak zorunda kaldım. Lohusa yatağımda devletin çocuğumu elimden alacağı ile korkutuldum. Bebeğimle birlikte kapının önüne konuldum. Dil bilmediğim için derdimi kimseye anlatamadım.”

Elif, Türkiye’ye döndükten sonra mahkeme tarafından nafaka bağlandığını ancak eski eşinin hiçbir ödeme yapmadığını söyledi:

“Şimdi Türkiye’deyim. Çocuğumun velayeti bende. Mahkeme tarafından bana ve çocuğuma bağlanan nafaka çok düşük. Zaten ödemiyor. Yurt dışında olmanın avantajını kullanıyor. Maddi imkânsızlık nedeniyle adalet mekanizmasına ulaşmakta çok zorlanıyorum.”

Nafakaya ulaşmanın da ayrıca masraf gerektirdiğini belirten Elif, “Daha bir kere bile ödemediği nafaka için mahkemeye başvurdum” dedi:

“Mahkeme masrafları, çeviri ücretleri, her şey nafakamıza ulaşmanın önünde bir engel. Çocuğum küçük olduğu için ona kendim bakmak zorundayım. Kreşe para ödeyecek gücüm yok. Hem çocuğa bakıp hem çalışabilmem mümkün değil. Babasının çocuğa bile hiçbir maddi desteği yok.”

***

HAYATİ BİR EŞİK

AYM'nin yoksulluk nafakasına ilişkin kararının ardından Derin Yoksulluk Ağı konuya ilişkin açıklama yaptı. Nafakanın kadınlar ve çocuklar için refah aracı değil, hayati bir eşik olduğu belirtilen açıklamada, "Kadınları yoksulluğa, şiddete ve eve kapatmaya mahkûm edecek hiçbir düzenlemeyi kabul etmiyoruz" denildi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler