Ana içeriğe geç

San Sebastian ve Bocono 39 saniye arayla kırıldı: Venezuela'daki mekanizma Kahramanmaraş'la aynı

Venezuela’daki 39 saniyelik ikiz deprem, Türkiye’nin 6 Şubat ve Kuzey Anadolu Fayı deneyimini yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre benzer sağ yanal fay mekanizması aynı uyarıyı veriyor: Yıkımı yalnız depremin büyüklüğü değil, zemin, yapı stoğu ve hazırlık belirliyor

San Sebastian ve Bocono 39 saniye arayla kırıldı: Venezuela'daki mekanizma Kahramanmaraş'la aynı
Gazete Oksijen
16

39 saniye. 24 Haziran’da Venezuela’nın kuzeyinde meydana gelen iki depremin arasındaki süre işte bu kadar kısaydı. Bir alarm anonsuna, apartman kapısına yapılacak bir koşuya güç bela yetecek kadar kısa. İlk depremin büyüklüğü 7.2’ydi. Ardından sarsıntısı henüz geçmeden 7.5 büyüklüğünde ikinci deprem gerçekleşti. Resmi rakamlar açıklanmıyor. Ancak yıkılan binlerce binanın molozlarında günlerden beri akıbeti meçhul on binlerce insan var. Geriye kalan, bilimin en zor sorularından biri: Venezuela’da yerin altında ne oldu ve bu deprem bize ne anlatıyor?

Levhaların sınırında gerçekleşti

İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden emekli Prof. Dr. Okan Tüysüz, felaketin tablosunu en baştan çiziyor:

“Dünyamız levhalardan oluşuyor. Litosfer dediğimiz dış katmanda 7 büyük levha var. Bu levhalar haricinde çok sayıda küçük levhalar da var. Deprem, Kuzey Amerika levhası ile Güney Amerika levhasının arasında kalan Karayip levhasının tam sınırında meydana geldi. Bu sınır bölgesi önemli bir fay sistemi.”

Prof. Tüysüz, bu fayın Honduras, Küba, Haiti ve Dominik’i bir yay çizerek dolaştığını, yay tamamlanınca Güney Amerika’da karaya çıktığını ve karada bir hat oluşturduğunu söylüyor. “Bu hatta iki önemli fay var: Boconó ve San Sebastián. Depremin olduğu yer San Sebastián ve Boconó’nun bulunduğu kesim. Bu kesim başkent Caracas ile Yumare arasında aşağı yukarı 250 kilometrelik, oldukça geniş bir alan. Fayın önemli bir kısmı denizin içinde, sahile paralel. Her ikisi de sağ yanal atımlı fay” diyor.

175 kilometrelik iki segment kırıldı

İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden emekli Prof. Dr. Namık Çağatay, bu fay hattını sayılarla tarif ediyor: “Fay zonu doğu-batı yönünde sağ yönlü. Hareket hızı yılda yaklaşık 20 milimetre.”

Prof. Çağatay son depremlerden önce bu levha sınırında 7 büyüklüğünü aşan depremin bir asırdan fazla zaman evvel meydana geldiğini belirtiyor. Ancak daha yakın zamanda değişik segmentler üzerinde 6 büyüklüğünde birkaç depremin kaydedildiğini de ekliyor.

“Kırılma muhtemelen Boconó fay sisteminin doğusu veya San Sebastián fay sisteminin batısında başlayıp doğuya doğru ilerlemiş. Toplamda 175 kilometre uzunluğunda iki ayrı segmenti kırmış” şeklinde konuşan Prof. Çağatay, iki depremin merkez üsleri arasındaki mesafenin tahminen sadece 5 kilometre olduğu bilgisini de aktarıyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden emekli Prof. Dr. Osman Bektaş ise depremin niteliğini anlamak için levha hareketlerinin yapısına dikkat çekiyor:

“Karayip ve Güney Amerika levhaları yılda yaklaşık 20 milimetrelik bir hızla birbirine göre yer değiştiriyor. Bu hareket sadece iki levhanın birbirini sıkıştırmasından ibaret değil. Aslında yanal doğrultu atımlı. Yani yatay eksende birbirlerini sıyırmalarıyla gerçekleşiyor. Fayın bu özelliği, Türkiye’deki yıkıcı depremleri üreten Kuzey Anadolu Fayı ve ABD’deki San Andreas Fayı ile benzerlik gösteriyor.”

Mekanizma tanıdık

Depremin tartışmalı yönlerinden biri iki depremin arasında geçen 39 saniye. Prof. Tüysüz, henüz net bir ispat olmadığını belirtiyor:

“Depremler çok dar bir aralıkta, 39 saniyede meydana geldiğinden bazı bilim insanları ikisinin tek bir deprem olduğunu söylüyor. Bazıları ayrı depremler olduğunu savunuyor. Büyük olasılıkla iki ayrı deprem var ama bunun sismologlar tarafından incelemelerinin yapılması lazım. Tek bir fay mı takılıp yırtıldı, yoksa ayrı ayrı iki fay mı kırıldı, o yüzey incelenmeden kesin bir şey söylenemez. Orada ne olduğu ancak önümüzdeki aylarda somut olarak ortaya konabilir. Yine de şimdilik iki ayrı deprem olduğunu varsaymak daha doğru.”

Prof. Tüysüz’e göre önce Boconó kırıldı, San Sebastián’ı tetikledi. Asıl büyük ikinci deprem ise denize doğru uzanan San Sebastián’da meydana geldi. Prof. Bektaş’a göre de felaket bir stres transferi; ilk deprem, ikincinin üzerindeki gerilimi boşaltarak tetikledi.

“Mekanizma tanıdık” diyen Prof. Bektaş ekliyor: “6 Şubat depremleri ile 1999’u anımsatıyor.”

Sığ deprem daha tehlikeli

Prof. Tüysüz, 6 Şubat’la olan benzerliği şöyle detaylandırıyor: “İkiz depremleri 6 Şubat’ta da gördük. İlk başta Narlı isimli kısa bir fay kırıldı. Onun etkisiyle Doğu Anadolu Fayı kırıldı. Fay hem güneybatıya hem kuzeydoğuya ilerledi. Ama olayı tetikleyen Narlı Fayı oldu. Dokuz saat sonra meydana gelen Ekinözü depremi de yine Doğu Anadolu Fayı’nın tesirinde oluştu.”

Prof. Tüysüz, ikiz depremlerin tehlikesine de değiniyor:

“Biz fayların boyundan hareket ederek deprem büyüklüğünü hesaplarız. 70 kilometre boyundaki bir fay tamamen kırıldığı takdirde gelecekte 7.2-7.3 büyüklüğünde bir deprem üretebilir diyebiliriz. Fakat ikiz depremlerde iki fay birden kırılırsa önceden hesaplanamaz bir büyüklük ortaya çıkıyor. 6 Şubat’ta fayın Kahramanmaraş’tan Hatay’a kadar kırılmasını bekliyorduk ama gerçekleşen ikinci deprem sürprizdi. İkiz depremler bir bilinmezlik taşıyor. Yakın zamana kadar kavramın kendisi pek bilinmiyordu. Sık rastlanan depremler de değil zaten.”

Venezuela’daki depremin yıkıcılığının bir diğer sebebi ise derinliği. İlk deprem yaklaşık 22, ikincisi ise 10 kilometrede gerçekleşti. Prof. Tüysüz “Sığ deprem yüzeye daha yakın olduğundan daha şiddetli oluyor, daha fazla sarsıntı yaratıyor. Deprem derinleştikçe yüzeye dek bir nebze de olsa sönümleniyor. Sığ deprem her zaman daha tehlikelidir.”

Kuzey Anadolu Fayı daha yıkıcı

Venezuela’daki bu fay, depremden sonra Kuzey Anadolu Fayı’yla eşleştirilmeye başlandı. Ancak bilim insanları için benzerlikler belirgin ve sınırlı:

Prof. Çağatay, benzerliği ikisinin de doğu batı yönünde sağ atımlı yanal fay olması ve yılda yaklaşık 20 milimetrelik hareket hızı olarak sayıyor. Prof. Tüysüz bunlara levha sınırlarında olmayı da ekliyor ama sözlerine şu şekilde devam ediyor:

“Onun dışında çok benzerlik yok. Kuzey Anadolu Fayı çok daha yıkıcı depremler üreten bir fay. Venezuela’da 1900’de gerçekleşen 7.7’lik deprem sonrası 7’yi aşan büyüklükte deprem yok. Oysa Kuzey Anadolu Fayı 1939 yılında Erzincan’da 7.9 büyüklüğünde bir deprem üretti. Venezuela’daki fayda bu düzeyde bir deprem görülmüyor.”

Prof. Tüysüz, hiçbir depremin ötekiyle aynı olmadığının altını çiziyor. “Nasıl bir insanla öbür insan birbirinden farklıysa, çok benzeseler dahi yaklaştığınızda bambaşka iki şahıs olduğunu ayırt ediyorsanız, her deprem de öbüründen farklıdır. Çünkü her deprem dünyanın farklı bir zemin yapısında farklı kayaları kesiyor. Sağ yanal atımlı olmak gibi fayların ortaklaşa genel özellikleri olabilir ama kestiği kayadan o bölgenin kabuk yapısına kadar her fayın kendine has bir karakteri var. Üstelik 7.5 büyüklükte bir deprem Venezuela’da farklı, ABD’de farklı, Japonya’da farklı, Türkiye’de farklı hasara yol açar. Bunu iki faktör belirler. İlki zemin. İkincisi ise yapı stoğunun deprem direnci. Bu da doğrudan ekonomiye bağlı. Gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkeler, afetlerde gelişmiş ülkelere kıyasla daha fazla zarar görür. Ekonomik açıdan müreffeh olmayan bir toplum depreme dayanıklı yapı inşa edemez. Binaya para harcayamaz. Bu yüzden dayanıksız konutlarda yaşar. Venezuela’da 1967 yılında gerçekleşen depremin ardından bina yönetmelikleri değiştirilse de eski binaların çoğu yerinde kaldı. Şili 1960’taki yıkıcı felaketin ardından çok katı regülasyonlar getirdi. Bunun sonucunda bugün orada 8 büyüklüğünde deprem meydana gelse de aynı tahribatı göremezsiniz.”

Her şeyin temeli depreme hazırlık

Mukayese kaçınılmaz... Peki Türkiye nerede duruyor? Prof. Tüysüz daha sıkı yönetmeliklerimiz olduğunu, daha iyi bina stoğumuzun olduğunu, daha gelişmiş bir ülke olduğumuzu söylese de vurguladığı nokta şu:

“Bizim de çok eksiğimiz var. Depreme hazır bir ülke değiliz. Hazır olsaydık 6 Şubat’ta o kadar can kaybetmezdik. Venezuela düzeyinde olmasak da Türkiye de depreme hazır değil. Bütün hikaye hazırlanmaktan geçiyor. Dünyada az çok nerelerde deprem olacağı belli. Türkiye’nin deprem üretme potansiyeli taşıyan 700 fayı var. Hazırlıksız olursak ya bu sene, ya önümüzdeki sene, ya on sene sonra, ya yirmi sene sonra, eninde sonunda depremden mutlaka etkileneceğiz. O nedenle en temel konu depreme hazır olmak.”

Prof. Bektaş da hemfikir. Türkiye’nin yeni yapı stoğu Venezuela’ya göre daha fazla ve daha dayanıklı. Ama eski ve riskli binaların yoğun olduğu bölgelerde Türkiye de önemli ölçüde tehlike altında.

Kaynağa Git

İlgili Haberler