Ana içeriğe geç

Türkiye Psikiyatri Derneği: 'İşkence yalnızca bireyi değil, toplumun ruh sağlığını da hedef alıyor'

Türkiye Psikiyatri Derneği, 26 Haziran Uluslararası İşkenceyle Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, işkencenin yalnızca bireye değil toplumun ruh sağlığına yönelik sistemsel bir saldırı olduğunu belirterek ortak mücadele çağrısı yaptı.

Türkiye Psikiyatri Derneği: 'İşkence yalnızca bireyi değil, toplumun ruh sağlığını da hedef alıyor'
Evrensel
16

Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD), 26 Haziran Uluslararası İşkenceyle Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü dolayısıyla yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada, işkencenin yalnızca bireye yönelik bir şiddet biçimi olmadığı, toplumun ruh sağlığını hedef alan sistemsel bir saldırı olduğu vurgulanarak, işkenceye karşı hukuki ve psikososyal mücadelenin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.

Açıklamada, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen "İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme"nin 26 Haziran 1987'de yürürlüğe girdiği, Türkiye'nin ise sözleşmeyi 1988 yılında kabul ederek Anayasa ve Ceza Kanunu'nda işkenceyi yasakladığı hatırlatıldı.

"İşkence sistemsel bir saldırıdır"

TPD, işkencenin yalnızca yasa dışı bir sorgu yöntemi ya da münferit bir şiddet eylemi olarak görülemeyeceğini belirterek, "İşkence, öznenin bütünlüğünü, özerkliğini ve hayata tutunma zeminini hedef alan sistemsel, kurumsal ve çok katmanlı bir saldırıdır" dedi.

Açıklamada, "İşkence, devletin ya da egemen gücün aygıtları eliyle bireyin iç dünyasında güven veren ve koruyan tüm ruhsal kaynakların kasıtlı olarak yıkılması sürecidir. Yarattığı tahribat yalnızca fiziksel acıyla sınırlı kalmaz; bireyin dünyayla, ötekiyle ve kendisiyle kurduğu bağları parçalayarak onu derin bir yabancılaşmaya sürükler" ifadelerine yer verildi.

"Toplumun ruh sağlığını da hedef alıyor"

İşkencenin yalnızca doğrudan maruz kalan kişiyi değil, tüm toplumu hedef aldığı belirtilen açıklamada, "İşkence; devlet aygıtı ya da kurumsal güç tarafından tüm topluma yöneltilen bir tehdit ve denetim aracıdır. Toplumsal bellekte sürekli kılınmak istenen bu dehşet, insanları atomize etmeyi, kolektif dayanışma ağlarını çözmeyi ve her bireyi kendi yalnızlığına hapsetmeyi amaçlar" denildi.

Açıklamada, işkence ve sistematik kötü muamelenin yarattığı travmanın kuşaklar boyunca aktarıldığına dikkat çekilerek, "Tedavi edilmeyen, üzeri örtülen ve adaletle onarılmayan her travmatik yaşantı, sessizlik sarmalları aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarılır" ifadeleri kullanıldı.

"İşkence mağdurlarının yanında olmayı sürdüreceğiz"

Türkiye Psikiyatri Derneği, işkence ve kötü muamelenin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini belgelemenin ve mağdurların ruhsal onarım süreçlerinde yanlarında olmanın bilimsel ve etik sorumlulukları olduğunu belirtti.

Açıklamada, "26 Haziran Uluslararası İşkenceyle Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü vesilesiyle, işkencesiz bir dünyanın sadece hukuki değil, ruhsal bir hak olduğunu bir kez daha hatırlatıyor; işkenceye karşı her türlü hukuki ve psikososyal mücadelede sivil toplum kuruluşlarını, sağlık meslek örgütlerini ve uluslararası kuruluşları ortak tutum almaya çağırıyoruz" denildi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler