Washington'da hareketli saatler yaşanırken Amerika'daki en yüksek yargı organından gelen son hamleler siyasetin dengelerini derinden sarsıyor. ABD yargısının en tepesindeki kurum olan Yüksek Mahkeme, Trump için hem büyük bir zafer hem de peş peşe üç hayal kırıklığı barındıran tarihi hükümlere imza attı. Muhafazakar ve liberal üyelerin oylarıyla şekillenen kararlar, ülkede başkanlık gücünün sınırlarını baştan aşağı yeniden çiziyor. Yatırımcılar ve piyasa analistleri, kurumsal bağımsızlığın geleceğine yönelik risk senaryolarını şimdiden tartışmaya başladı.
Yargıçların dönem sonu mesaisi tamamlanmak üzereyken gelen son açıklamalar, yürütmenin bağımsız denetleme kurulları üzerindeki etkisini ciddi oranda artırıyor. Hukuk uzmanları kurumsal tarafsızlığın zedelenebileceği endişesini taşırken siyasi gözlemciler ise bunu bürokrasiye karşı kazanılmış net bir zafer olarak yorumluyor. Ortaya çıkan hukuki tablonun ekonomik yankıları hem Beyaz Saray koridorlarını hem de küresel piyasaları derinden etkiliyor. Yüksek Mahkeme duyurularının ardından finansal piyasalar, düzenleyici kurumların kararlarındaki oynaklığın artmasından endişe duyuyor.
Yüksek mahkeme başkanlık yetkilerini genişletti

Yaklaşık 100 yıl önce Franklin Delano Roosevelt döneminde alınan tarihi bir karar tamamen yürürlükten kalktı. O dönem oy birliğiyle alınan karar, Kongre tarafından kurulan bağımsız kurulların başkanın keyfi müdahalelerinden korunmasını hedefliyordu. Muhafazakar üyelerin ezici çoğunluğuyla Yüksek Mahkeme bu asırlık emsal kararı açık bir şekilde tarihe gömdü. Kararın ardından küresel yatırımcılar, düzenleyici kuralların kalıcılığını sorgulamaya başladı.
Başyargıç John Roberts çoğunluk görüşünü kaleme alırken yürütme gücünün mutlak hiyerarşisine dikkat çekti. Roberts, başkana bağlı çalışan alt kademelerin ancak başkan tarafından görevden alınabilmesi durumunda halka karşı bir sorumluluk doğacağını belirtti. Altı muhafazakar yargıcın tamamı bu yönde oy kullanırken üç liberal yargıç karara sert bir şekilde şerh düştü. Yüksek Mahkeme kararlarını yorumlayan hukuk otoriteleri, yürütmenin bu derece güçlenmesinin piyasa kurallarını kırılganlaştıracağını öngörüyor.
Oluşan yeni hukuki zemin, gelecekteki tüm başkanlara bağımsız kurumların yöneticilerini istedikleri an görevden alma yetkisi tanıyor. Karar doğrudan Federal Ticaret Komisyonu üzerinden şekillense de finans, çevre, çalışma ilişkileri ve seçim yasalarını düzenleyen düzinelerce kurulu kapsıyor. Siyasi gözlemciler, yönetim değişikliklerinde artık çok daha sert politika virajları göreceğimizi öngörüyor. Güçlenen yürütme gücünün ardından Trump, Yüksek Mahkeme tarafından genişletilen yetkilerin en çok ihtiyaç duyulan dönemde geldiğini ilan etti.
Yüksek mahkeme kadrosunda dikkat çeken ittifak

Bağımsız kurullar konusunda başkana geniş haklar tanıyan Yüksek Mahkeme, Federal Rezerv Sistemi söz konusu olduğunda ise çok daha net bir sınır çizdi. Merkez bankası yönetim kurulu üyesi Lisa Cook'un görevden alınma çabasını, muhafazakar ve liberal yargıçların ortak duruşu engelledi. Dar bir farkla, beşe karşı dört oyla çıkan karar Trump cephesinde büyük bir şok etkisi yarattı. Piyasa uzmanları, bu direncin merkez bankasının özerkliğini koruduğunu düşünüyor.
Başyargıç John Roberts ve Brett Kavanaugh, üç liberal üyenin yanına geçerek Trump'ın Cook'u görevden uzaklaştırma talebini reddetti. Trump, Cook'u geçmişteki bir konut kredisi yolsuzluğuyla suçlarken perde arkasında faiz indirimlerine direnen merkez bankası politikalarına öfke duyuyordu. Hukuk otoriteleri, Yüksek Mahkeme kararıyla birlikte Federal Rezerv üzerindeki siyasi baskıların sınırlandırıldığını ve bağımsızlığın tescillendiğini vurguluyor. Küresel piyasalar, faiz politikalarının siyasi müdahalelerden uzak kalmasını memnuniyetle karşılıyor.
Aynı gün netleşen posta yoluyla oy kullanma davasında da benzer bir yargıç ittifakı öne çıktı. Trump, seçim gününden sonra ulaşan ancak o gün postalanan oyların sayılmasına karşı çıkıyordu. Yüksek Mahkeme üyelerinden Amy Coney Barrett, liberal üyeler ve Roberts ile birleşerek bu talebi kesin olarak geri çevirdi. Barrett, anayasanın seçimlerin zamanı ve şekli konusundaki yetkiyi eyaletlere verdiğini net bir dille hatırlattı. Temsilciler Meclisi reform paketini onaylasa da Senato oylamayı engellemeye devam ediyor.
Yüksek mahkeme tazminat talebini reddetti

Yargı organının 28 sayfalık karar listesinde Trump'ın kişisel öfkesini en çok çeken madde en alt sıralarda yer buldu. Yüksek Mahkeme, eski bir dergi yazarı olan E. Jean Carroll'ın açtığı hakaret davasındaki beş milyon dolar değerindeki tazminat hükmünü incelemeyi reddetti. Herhangi bir gerekçe açıklamayan Yüksek Mahkeme, Trump'ın bu konundaki son yasal itiraz kapısını da tamamen kapatmış oldu. Kararın ardından yasal süreç nihai aşamaya ulaştı.
Carroll, 1990'lı yıllarda bir mağaza kabininde uğradığı saldırının ardından kendisini yalancılıkla suçlayan Trump'a karşı 2023 yılında bu davayı kazanmıştı. Trump, kendi kurduğu sosyal medya kanalları üzerinden davanın siyasi bir saldırı olduğunu iddia etmeye devam ediyor. Yüksek Mahkeme nezdinde nihayete eren süreç beş milyon dolarlık cezayı kesinleştirirken Trump'ın sonraki süreçte karşı karşıya olduğu 83,3 milyon dolarlık diğer davayı ise doğrudan etkilemiyor. Finansal risk analistleri de süreçlerin nihai kararlarını yakından takip ediliyor.