Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yıl dönümü dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlenen anma programına katılıyor. Erdoğan, Meclis yerleşkesine gelişinde onur kıtasını selamladı.
Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından karşılandı. Karşılama sırasında AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ile çok sayıda AK Partili milletvekili ve davetli de hazır bulundu. Erdoğan, kendisini karşılayan siyasetçilerle tek tek selamlaştı.
Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:
"Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, siyasi partilerimizin saygıdeğer genel başkanları, değerli milletvekilleri, muhterem misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. 15 Temmuz destanının 10. seneidevriyesinde Gazi Meclisimizin çatısı altında sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığı içindeyim. Milletin kutsal emanetini taşıyan siyasetçiler olarak 10 yıl önce olduğu gibi bugün de biriz, beraberiz. Hep birlikte tek yürek ve tek bileğiz. Öncelikle 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10. yılında vatanı, bayrağı, ezanı ve millî iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanımızı rahmetle, minnetle yâd ediyorum.
Darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğüslerini siper eden gazilerimize Cenab-ı Allah'tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diliyorum. 15 Temmuz destanını iftiharla selamladığımız bu önemli yıl dönümünde kahraman şehitlerimizin aziz ruhlarını hatm-i şeriflerle, dualarla, Kur'an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum. Rabbim cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin diyorum.
Yine burada, o karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan, okunan salaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan, esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum. Milletimizin istiklali, devletimizin bekası, demokrasimizin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacak, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacağız. Aynı kalpten duygularla, milletin temsilcileri sıfatıyla darbecilerin saldırıları karşısında milletin emanetini yere düşürmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum.
"Gazi meclisimizin vatansever üyeleriyle iftihar ediyoruz"
Şurası bir gerçek ki o gece milletimiz, iradesine sahip çıkmak için meydanlarda, sokaklarda, köprülerde nasıl bir mücadele vermişse, milletin temsilcileri de işte burada, Parlamento çatısı altında, tepelerine yağan bombalara rağmen darbeye cesaretle direnmişlerdir. Farklı siyasi partilerden milletvekillerimiz, Gazi Meclisin şanına yakışır bir birliktelik sergileyerek demokrasiye ve millet iradesine suikast düzenleyen teröristlere karşı dik durmuşlardır. Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir. "Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir." düsturuna bir kez daha sahip çıkarak millî irade düşmanlarını püskürten Gazi Meclisimizle ve onun vatansever üyeleriyle iftihar ediyoruz. Meclisimizin necip mensuplarının bundan sonra da inşallah aynı azim ve kararlılıkla millî iradeye ve millî egemenliğe yönelik tehditlere karşı tam bir dayanışma içinde hareket edeceğine yürekten inanıyorum.
"Emellerine ulaşmak için fırsat kolluyorlar"
Değerli milletvekilleri. Bakınız, bunu özellikle şunun için söylüyorum. Üzerinden 10 sene geçse de 15 Temmuz gecesi hevesleri kursaklarında kalanların, görüyoruz ki sinsi emellerine ulaşmak için hâlen fırsat kolluyor. 15 Temmuz ihanetine taşeronluk yapanlar, ellerine geçirdikleri her fırsatı bu millete ve memlekete düşmanlık etmek için kullanıyor. Çil yavrusu gibi dağıldıkları ve haram parayla sefa sürdükleri ülkelerde Türkiye'yi karalayarak, Türkiye aleyhine lobi yürüterek, medya ve sosyal medya üzerinden yeni fitne kazanları kaynatmanın hesabını yapıyorlar. Her türlü kılığa girerek, her türlü yalanı söyleyerek, Türk milletiyle hesabı olan herkesin paçasına yapışarak, 15 Temmuz'da milletten yedikleri sillenin rövanşını almak için ellerinden geleni ardına koymuyorlar.
Bilhassa dijital platformlarda koordineli bir şekilde dolaşıma soktukları içeriklerle algı oluşturma faaliyetlerini günden güne yoğunlaştırıyorlar. Ruhlarıyla birlikte şahsiyetlerini de bir dolara satan FETÖ'cü teröristler, yeminli Türkiye düşmanlarına hizmetkâr olmayı sürdürüyorlar. Pensilvanya'daki terörist başının bu millete yaptığı ihanete layık şekilde 10 bin kilometre ötede ölmesi ve gizli saklı bir çukura gömülmesi elbette örgütün motivasyonunu kırmış, örgüt içi tartışmalara yol açmıştır. Özellikle örgüte müzahir tabanda sorgulamalar son dönemde artmıştır.
"Gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz"
FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış değildir. Bütün bunlarla birlikte tehlike hâlen devam etmektedir. Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir mücadele rehavete gelmez. Tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz. Şunu bir kez daha altını çizerek ifade etmek durumundayım. Demokrasinin imkânlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren, fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız. Çünkü unutursak Allah muhafaza, eski sıkıntıları tekrar yaşarız. Unutursak, şehitlerimize olan görevlerimizi yerine getirmemiş oluruz. Unutursak, 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz. O yüzden unutmayacağız. Dikkatli olacağız. Tetikte olacağız. Müteyakkız olacağız. Örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz. Burada şu gerçeği de hatırlatmakta fayda görüyorum. Zalime merhamet etmek, mazluma zulmetmek demektir. Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz.
Değerli arkadaşlar, 15 Temmuz, iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri, Sevr'i tekrar diriltmeyi, Türkiye'yi bir sömürge ülkesi hâline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir. Orada sadece bir darbe teşebbüsü değil, aynı zamanda topyekûn bir işgal girişimi vardır. Aziz milletimizin göğsünü siper etmesi neticesinde bu kirli plan bozulmuş, emperyalist proje buruşturulup çöpe atılmıştır. Türkiye bağımsızlığına bir kez daha sahip çıkmıştır. Darbenin püskürtülmesiyle Türkiye, enerjisini içeride tüketen yüklerinden kurtulma noktasında kritik bir eşiği geride bırakmıştır. Demokrasi nöbetleriyle başlayan, Yenikapı ruhuyla ete kemiğe bürünen, Cumhur İttifakı ile bir üst merhaleye geçen dayanışma iklimi, başta terörle mücadele olmak üzere ülkemizi tüm cephelerde daha da güçlendirmiştir.
15 Temmuz sonrasında aldığımız çok katmanlı tedbirlerle FETÖ'nün devlet ve toplum hayatımızdan tasfiye sürecini hızlandırdık. Suriye'nin toprak bütünlüğü ile doğrudan ülkemizin güvenliğini hedef alan oluşumlara yönelik etkili sınır ötesi harekâtlar gerçekleştirdik. Fırat Kalkanı Harekâtı ile DAEŞ'li canilere, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekâtları ile de bölücü örgüt unsurlarına ağır darbeler indirdik. Suriye devrimine giden yolun taşları, çok net söylüyorum, 15 Temmuz'un boşa çıkartılmasıyla ve FETÖ'nün güvenlik birimlerimizden temizlenmesiyle döşenmiştir. Sadece Suriye'de değil, Libya'dan Karabağ'a kadar nerede Türkiye'nin desteğine ihtiyaç varsa tüm imkânlarımızla orada olduk. Dışarıda bu adımları atarken içeride ihanetin devlet ve toplum hayatında açtığı yaraları sardık. Ayrıca millî iradenin üstünlüğünü tescilleyecek, demokrasimizin önünü açacak, yönetimde istikrarı garanti edecek reformları hayata geçirdik. Bu süreçte Türkiye'nin en büyük kazanımı, yönetimde çift başlılığı ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile onlarca yıl boyunca antidemokratik müdahalelere zemin hazırlayan yönetimde istikrar sorunu kalıcı biçimde çözülmüştür. Türkiye'nin son 10 yılda savunma sanayinden ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ'nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe, casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça inşallah Türkiye'nin yürüyüşü daha da süratlenecektir.
"Türkiye yüzyılı inşaası başlamıştır"
Kardeşlerim, şundan kimsenin şüphesi olmasın. FETÖ'cülerin engellemeye çalıştığı Türkiye Yüzyılı'nın inşası başlamıştır. Bunun önünü Allah'ın izniyle hiçbir karanlık güç kesemeyecektir. Merhum Üstat'ın dediği gibi, yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir. Evelallah istikbal de bizimdir. İstikbal Türkiye'nin ve Türk milletinindir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Bu düşüncelerle 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, şehit yakınlarımıza başsağlığı, gazilerimize sağlık ve afiyet niyaz ediyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla."