Ana içeriğe geç

Ünlü ekonomistten çarpıcı uyarı geldi: 'Dikkat! Memur ve emekliye yapılan zam değil, enflasyon farkı'

TÜİK Haziran 2026 enflasyon rakamları açıklandı! Milyonlarca memur ve emeklinin alacağı oranlar netleşti. Uzmanların yıl sonu faiz beklentileri ve enflasyon farkı uyarılarının detayları haberimizde.

Ünlü ekonomistten çarpıcı uyarı geldi: 'Dikkat! Memur ve emekliye yapılan zam değil, enflasyon farkı'
Karar
16

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) merakla beklenen haziran ayı enflasyon verilerini duyurmasıyla birlikte, Türkiye'nin ekonomik rotası ve milyonlarca çalışanın maaş tablosu yeniden şekillendi. Açıklanan resmi verilere göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) haziran ayında aylık bazda yüzde 0,99, yıllık bazda ise yüzde 32,11 oranında artış göstererek piyasa beklentilerine paralel bir seyir izledi. Bu kritik verinin netleşmesiyle, yılın ikinci yarısında milyonlarca SSK, Bağ-Kur emeklisi ile memur ve memur emeklisinin cebine girecek olan 6 aylık enflasyon farkı oranları da kesinleşmiş oldu. Ancak açıklanan bu oranlar, ekonomi kulislerinde "zam" tartışmalarının fitilini ateşledi.

'BU ZAM DEĞİL ENFLASYON FARKI'

TÜİK verilerinin ardından maaş artış hesaplamalarını paylaşan Ekonomi Yazarı Alaattin Aktaş'ın çıkışı, gündemin en çok tartışılan başlığı oldu. Aktaş'ın hesaplamalarına göre; haziran enflasyonuyla birlikte işçi ve Bağ-Kur emeklileri yılın ikinci yarısında yüzde 17,76, toplu sözleşme hükümleri doğrultusunda memur ve memur emeklileri ise yüzde 13,52 oranında maaş artışı alacak.

Ancak Aktaş, yapılan bu artışların bir "zam" (refah payı artışı) olarak algılanmaması gerektiğinin altını çizerek; "Dikkat, bu zam değil, enflasyon farkı" uyarısında bulundu. Uzmanlara göre enflasyon farkı, vatandaşın eriyen alım gücünü yalnızca geçmiş kayıplar oranında yerine koymaya çalışır; gerçek bir "zam" ise alım gücünün enflasyonun üzerinde artmasıyla mümkündür.

1i.jpeg

EKONOMİSTLERDEN PEŞ PEŞE ENFLASYON UYARILARI

Rakamların açıklanmasının ardından Türkiye'nin önde gelen ekonomistleri de tablonun perde arkasını yorumladı. Dezenflasyon (enflasyonun düşüş trendi) sürecinin başladığı kabul edilse de, fiyat etiketlerindeki "katılığın" henüz kırılamadığı konusunda ortak bir görüş hakim:

  • Prof. Dr. Fatih Özatay: Yıllık enflasyonun uzun süredir yüzde 32 seviyelerinde direnç gösterdiğine ve enerjideki düşüşün sınırlı bir rahatlama yarattığına dikkat çekti. Seçim süreci yaklaştıkça enflasyonla mücadeledeki belirsizliklerin altını çizdi.

  • Prof. Dr. Serap Durusoy: Özellikle düşük gelirli vatandaşların yaşam maliyeti krizinin sürdüğünü vurguladı. Barınma (konut) enflasyonunun yüzde 45'in, gıda enflasyonunun ise yüzde 35'in üzerinde olması nedeniyle, resmi verilerle sokaktaki gerçeğin farklılaştığını belirtti.

  • Prof. Dr. Ali Hakan Kara: Aylık enflasyonun talebin zayıfladığı bir dönemde bile hâlâ yüzde 1 seviyesinde tutunmasının, fiyatlama davranışlarındaki katılığın devam ettiğinin en büyük kanıtı olduğunu ifade etti.

FAİZ İNDİRİMİ GELİYOR MU?

Enflasyon rakamları, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) olası faiz kararları için de kritik bir gösterge niteliğinde. Prof. Dr. İbrahim Turhan, hem küresel piyasalardaki ABD istihdam verilerinin hem de yurt içindeki haziran enflasyonunun Merkez Bankası açısından faiz indirimi ihtimalini masaya getirdiğini değerlendirdi.

t1.jpg

Benzer şekilde Doç. Dr. Gökhan Işıl da dezenflasyon sürecine olan güvenin arttığını belirterek; bu durumun TL tahvilleri, bankacılık hisseleri ve Borsa İstanbul (BİST) cephesinde olumlu bir rüzgar estireceğine dikkat çekti. Eski TCMB yöneticisi Ali Çufadar ise Merkez Bankası'nın kur politikasının belirleyici olacağını hatırlatarak, yıl sonunda enflasyonun yüzde 27 seviyelerine inebileceğini öngördü.

GERÇEK ZAM İLE ENFLASYON ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Vatandaşların maaş artış dönemlerinde en çok yanıldığı nokta enflasyon farkı ile refah payı (gerçek zam kavramlarının birbirine karıştırılmasıdır. Bir maaş artışının gerçek manada "zam" sayılabilmesi için, cebinize giren paranın piyasadaki fiyat artış hızından (enflasyondan) daha yüksek olması gerekir. Örneğin; temel gıda ürünleri yüzde 35 zamlanmışken maaşlara yüzde 17,76 oranında bir enflasyon farkı yansıtılması, sadece son 6 ayda cebinizden eksilen paranın bir kısmının telafi edilmesi demektir. Net alım gücünüz artmadığı sürece bu oranlar matematiksel bir düzeltmeden ibarettir. Uzmanların 'Bu zam değil' ısrarının temelinde, vatandaşın bu illüzyona kapılarak tüketim alışkanlıklarını (kredi kartı harcamalarını) gereksiz yere artırmaması yönündeki uyarı yatar.

DÜŞÜK GELİRLİNİN ENFLASYONU YÜKSEK

Prof. Dr. Şenol Babuşcu ve Prof. Dr. Serap Durusoy'un dikkat çektiği "hissedilen enflasyon" tartışması, tamamen bütçe dağılımıyla ilgili. TÜİK enflasyon sepetini hesaplarken giyimden ulaştırmaya, eğlenceden elektroniğe kadar yüzlerce kalemin ortalamasını alır ve genel bir yüzde (şu an için %32,11) belirler. Ancak asgari ücretli veya en düşük emekli maaşı alan bir vatandaşın bütçesinin neredeyse %80'i sadece gıda ve kiraya (konuta) gider. Türkiye'de şu an gıda enflasyonu %35, konut enflasyonu ise %45 seviyelerindedir. Hal böyle olunca, dar gelirli bir vatandaş televizyonda %32 enflasyon duysa bile, bakkalda ve ev sahibinin karşısında hissettiği şahsi enflasyonu fiilen %40'ların üzerinde gerçekleşmektedir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler