İstanbul Ormanları ve Toplumsal Uyum Projesi tamamlandı. Proje kapsamında İstanbul, Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne'deki ormanlarda kuraklık, yangın, su stresi ve arazi bozulumu analizleri yapıldı. Dört ilde ekosistem hizmetleri açısından riskli 12 öncelikli orman alanı tespit edildi, riskler mekansal olarak ortaya kondu. İşte detaylar…
Mart 2024'te başlatılan Avrupa Birliği'nin İklim Değişikliğine Uyum Hibe Programı kapsamında yürütülen "İstanbul Ormanları ve Toplumsal Uyum Projesi", Mart 2025 sonunda tamamlandı.
Proje kapsamında İstanbul, Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne'deki orman ekosistemlerinde haritalama, analiz, eğitim ve saha çalışmaları yürütülerek karar destek araçları geliştirildi.
TEK TEK HARİTALANDI
Projenin ilk aşamasında ormanların sağladığı ekosistem hizmetleri belirlenerek mekansal olarak haritalandı. Daha sonra rekreasyon alanları, üretim faaliyetleri, su kaynakları ve koruma öncelikli bölgeler tespit edildi.
Uzun yıllara ait sıcaklık ve yağış verileri, kuraklık göstergeleri ve su stresi etkileri değerlendirildi.Projeyle, kırılgan alanlar ve ekosistem hizmetleri üzerindeki riskler mekansal olarak ortaya kondu.
RİSKLİ 12 ORMAN ALANI
Dört ilde ekosistem hizmetleri açısından riskli 12 öncelikli orman alanı tespit edildi. İstanbul'da Terkos, Durusu, Ömerli, Elmalı, Alibey ve Sazlıdere havzaları içme suyu açısından kırılgan bölgeler olarak öne çıkarken, Belgrad Ormanı çevresi, Kemerburgaz, Sarıyer, Şile, Çatalca ve Beykoz yoğun rekreasyon baskısı nedeniyle dikkat çekti.
Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli'ndeki bazı orman alanlarında ise tarımsal faaliyetlerin su kaynakları ve ekosistem üzerindeki baskısının arttığı tespit edildi. Proje kapsamında geliştirilen yöntem ve araçların Türkiye genelindeki 28 Orman Bölge Müdürlüğü'ne aktarılması planlanıyor.
OGM İstanbul Bölge Müdürü Zafer Derince, proje hakkında şöyle konuştu:
Burada önemli olan, birebir aynı sonuçların başka bölgelere taşınması değil, kullanılan metodolojik çerçevenin farklı ekolojik, iklimsel ve sosyo-ekonomik şartlara uyarlanabilmesidir. İstanbul deneyiminin en önemli katkısı, ekosistem hizmetleri temelli orman yönetiminin iklim değişikliğine uyumla nasıl birleştirilebileceğini göstermesidir. Bu yaklaşımın diğer orman bölgelerinde yaygınlaştırılması, Türkiye'de orman yönetiminin iklim risklerine karşı daha dirençli, veri temelli ve toplumsal faydayı gözeten bir yapıya kavuşmasına katkı sağlayacaktır.
Derince, projenin temel amacının orman ekosistemlerinin iklim değişikliğine uyum kapasitesini artırmak ve bu ormanların topluma sunduğu ekosistem hizmetlerini uzun vadede güvence altına almak olduğunu söyledi.