Ana içeriğe geç

İran’dan ABD’ye dört şart

Trump’ın gerilimi yükselttiği müzakerelerde kazanan İran oldu. Tahran, Lübnan ve Hürmüz’de fiili etkisini kabul ettirirken nükleer pazarlık ise şartlara tabi. Yaptırım muafiyeti ve dondurulmuş varlıklar da karara bağlandı ancak Lübnan dosyası hakkında İsrail’den çelişkili açıklamalar geliyor.

İran’dan ABD’ye dört şart
Aydınlık
16

Tahran ile Washington arasındaki İsviçre müzakereleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın görüşmeler sırasında yağdırdığı tehditlere rağmen İran açısından olumlu sonuçlarla noktalandı. Arabulucu ülkeler Pakistan ve Katar, görüşmelerin bu hafta boyunca devam edeceğini bildirirken, 60 günlük müzakere sürecine ilişkin yol haritası da belirlendi: Lübnan dosyasında ilerleme sağlanmadan nükleer pazarlık yok!

Gece geç saatlere kadar devam eden müzakereler, 18 saatlik bir maratona dönüştü. Pazartesi günü heyetler İsviçre’den ayrılırken, teknik ekipler bu hafta yapılacak görüşmeler için ülkede kalmaya devam ediyor.

İçeriğe ilişkin ilk değerlendirmeyi İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi yaptı. Arabulucu ülkeler gibi Erakçi de görüşmelerde “önemli ilerleme” kaydedildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Petrol ve petrokimya ihracatına muafiyet getirildi, abluka kaldırıldı, dondurulmuş bazı varlıklar serbest bırakıldı ve İran için büyük bir yeniden inşa ve kalkınma planı başlatıldı.”

LÜBNAN KONTROL BİRİMİ

Görüşmelerin ayrıntılarını ise İran’ın Tasnim haber ajansı paylaştı. En dikkat çekici başlıklardan biri, “savaşın şimdilik kırılgan biçimde durdurulduğu” Lübnan konusunda alınan karar oldu:

Lübnan’daki ateşkesi istikrara kavuşturmak amacıyla İran’ın da katılımıyla “Çatışma Kontrol Birimi” adı verilen bir denetim mekanizması oluşturulacak. Böylece İran, fiilen Lübnan’ın güvenlik denklemine resmî olarak dâhil edilmiş olacak. Erakçi bu mekanizmayı “ilk gerçek sınav” sözleriyle değerlendirirken, Tasnim şöyle yazdı:

“Oysa son aylarda Amerikalılar İran’ı Lübnan denkleminden çıkarmak için büyük çaba sarf etmişti. Ayrıca işgalci İsrail’in bu mekanizmada hiçbir yeri yoktur.”

HÜRMÜZ’DE EGEMENLİK TESCİLİ

Diğer başlıklar ise Hürmüz Boğazı, yaptırımlar, deniz ablukası ve nükleer müzakerelerin geleceğine odaklandı.

Hürmüz’ün yönetimi ve boğazın kademeli olarak açılmasının güvence altına alınması amacıyla İran ile irtibat hattı kurulacak. Tasnim’e göre bu madde, İran’ın Hürmüz üzerindeki egemenliğinin tescili anlamına geliyor.

İran’dan ABD’ye dört şart - Resim : 1

ÖNCE BU ŞARTLAR SONRA NÜKLEER

Anlaşmaya göre nükleer mesele, yaptırımlar ve denetim başlıklarında üç çalışma grubu kurulacak. Ancak bu yapılar aşağıdaki şartlar yerine getirilmeden faaliyete başlamayacak:

• Tüm cephelerde, özellikle de Lübnan’da ateşkesin sağlanması.

• Deniz ablukasının kaldırılmasına başlanması.

• İran’ın bloke edilmiş varlıklarının serbest bırakılmasına başlanması.

• Petrol, petrokimya ve türevlerine yönelik yaptırım muafiyet belgelerinin düzenlenmesi.

Bu nedenle nükleer konular henüz masaya gelmedi. İran heyeti, İsviçre’de Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi ile de herhangi bir görüşmede bulunmadı.

ABD’DEN 60 GÜN MUAFİYET

Tasnim ayrıca İran’ın bloke edilmiş varlıklarının serbest bırakılmasının uygulanmasına ilişkin mutabakat zaptının İran ile Katar arasında imzalandığını duyurdu.

Erakçi’nin sözünü ettiği yaptırım muafiyetinin ayrıntıları da netleşti. ABD Hazine Bakanlığı, petrol, petrokimya ve türevlerine yönelik yaptırım muafiyet belgelerini 60 gün süreyle düzenlemeyi kabul etti. Bu, İran’ın resmî olarak müşterilerine petrol satabileceği ve bedelini Merkez Bankası’nın resmî mekanizmaları aracılığıyla tahsil edebileceği anlamına geliyor.

GERİ ÇEKİLME MESELESİ

Anlaşmanın ilerleyişini belirleyecek başlıca başlık ise Lübnan olmaya devam ediyor. İsrail medyasında bu konuda çelişkili haberler yayımlandı.

İsrail kamu yayıncısı KAN, ordunun Lübnan’daki kuvvet miktarını azaltma sürecine gireceğini ve pazartesi itibarıyla ülkenin kuzeyindeki yerleşimlerde tüm kısıtlamaların kaldırılacağını duyurdu.

İsrail Ordu Radyosu ise şu ifadeleri kullandı:

“İran baskısı başarılı oldu. Trump, Başbakan Netanyahu’ya İsrail’in Lübnan’ın güneyinden ‘kısmi’ bir şekilde çekilmesi talimatını vermesini söyledi.”

Jerusalem Post’a konuşan askerî bir yetkili ise “Hiçbir taviz veya geri çekilme yok. Siyasi kanattan aldığımız talimat bu yönde.” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da pazartesi günü yaptığı açıklamada işgal çizgisinin korunacağını öne sürdü:

“İsrail’in Lübnan’da toprak iddiası yok ancak Lübnan’ın güneyinde kurduğu güvenlik bölgesinden de çekilmeyecek.”

ÇATIŞMA NOKTASI

Olası geri çekilmenin sahada nasıl işleyeceği henüz belli değil. Zira pazar gününe kadar Tel Aviv, Lübnan’dan çekilmemekte ve işgal güçlerine ateş açılması halinde bombardımana başvurmakta ısrar ediyordu. Trump’ın bugüne kadar İsrail’e yönelik kamuoyu önünde yaptığı çağrılara da Başbakan Binyamin Netanyahu kayıtsız kalmıştı.

Tel Aviv’in ateşkesten anladığı, Hizbullah’ın Lübnan’daki işgal kuvvetlerine ateş açmaması ve direniş göstermemesi. Buna karşılık Hizbullah lideri Naim Kasım, göstermelik ateşkesi reddettiklerini ve “güvenlik bölgesi” dayatmasını kabul etmeyeceklerini açıkladı.

Sonuç olarak, Lübnan müzakerelerin en riskli başlığı olmaya devam ederken İran, ilk görüşmeden yalnızca Hürmüz ve Lübnan’daki fiili etkisini kabul ettirmek, yaptırımlarda muafiyet sağlamak ve ablukanın sona erdirilmesi yönünde adımlar atılmasını güvence altına almakla kalmadı; nükleer meselenin ele alınmasını da mutabakatın doğru biçimde uygulanması şartına bağlamayı başardı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler