Yönetmenliğini Cihan Sağlam ile Ahmet Toklu'nun üstlendiği, Türkiye'nin yakın tarihine damga vuran 15 Temmuz darbe girişimini konu alan "Asırlık Gece" dizisi TRT 1'de izleyiciyle buluşacak.
Doç. Dr. Hüseyin Aydın'ın "Asırlık Gece: Belgeler ve Deliller Işığında 15 Temmuz Darbe Girişimi" adlı eserinden yola çıkılarak hazırlanan yapım, 15 Temmuz darbe girişiminin perde arkasını, kritik aşamalarını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın öncülüğünde verilen mücadeleyi ekrana getirecek.
Güçlü prodüksiyonu ve gerçek belgelere dayanan senaryosuyla dikkati çeken, Miray Yapım imzalı dizinin ilk bölümü 15 Temmuz'da yayınlanacak.
Dizinin yapımcısı ve oyuncuları, 15 Temmuz darbe girişimine ve diziye ilişkin görüşlerini anlattı. Projenin yapımcılığını üstlenen Eyüp Gökhan Özekin, 15 Temmuz gecesini konu alan bir belgesel-dizi yapmanın hem kanal ve yapım şirketi hem de tüm ekip adına büyük bir iddia ve sorumluluk olduğunu vurguladı.
Tarihe not düştüklerinin altını çizen Özekin, projenin zorluklarını ve taşıdığı misyonu şu sözlerle aktardı:
"Biz, 'İzleyici şundan lezzet alır. Şunun reytingi daha iyi olur. Senaryoyu şöyle yapalım. Karakterleri şöyle gösterelim.' gibi birtakım tercihlerde bulunamayacağımız, tamamen gerçeğe sadık kalma mecburiyetimizin olduğu bir iş yapıyoruz. Bir taraftan tarihe not düşüyoruz yani belki de 20-30 sene sonra '15 Temmuz'da neler olmuş?' diye raftan bir ansiklopedi çıkartıp bakar gibi bu projeye bakacaklar. Bizim tarihe karşı da sorumluluğumuz var. En başta şehitlerimize karşı ve 15 Temmuz'da direnen milletimize karşı sorumluluğumuz var. 15 bölümün her biri ayrı mekânlar ve çoğunda da gerçek mekânları kullanıyoruz. Farklı farklı şehirlerde çekimler yapıyoruz. Biz her yeni projede kendi aramızda, 'En zoru bu projeydi' diyoruz. Fakat herhalde en zoru bu Asırlık Gece'ydi."
15 Temmuz darbe girişimine ilişkin şimdiye kadar konuşmamış kim varsa herkesin konuştuğunu dile getiren Özekin, "O geceki karakterlerin tamamı bir taraftan oyuncularımız tarafından canlandırılıyor, bir taraftan da o gerçek kişiler o geceye dair röportajlar veriyor. Dolayısıyla Türkiye'de çok da alışık olunmayan bir dizi-belgesel formatını, atipik dediğimiz bir formatla izlemiş olacaklar." diye konuştu.
"15 Temmuz çok büyük bir referans"
Oyuncu Burak Sergen, projeyi ilk okuduğunda bir parçası olmayı istediğini belirterek, "Birincisi vatanını milletini çok seviyor olmanız lâzım ki o bizde fazlasıyla var. Ayrıca bu, gerçek bir hikâye. Gerçek hikâyeler her zaman seyirciyi, oyuncuyu, yönetmeni, çekeni çok etkiler. Üçüncüsü ise, çok güzel bir kast, güzel bir yapım şirketi, güzel bir kurum. Bunların hepsi bir araya geldiği zaman, proje hemen hayata geçiyor. Yaşanmışlık hissi çok mühimdi." dedi.
Projenin 15 Temmuz mekanlarında çekilmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Sergen, "Öyle yerlerde bulunduğunuz zaman bire bir empati kuruyorsunuz. Empati çok önemli. Orada yaşanmış olaylar, saati saatine aynı. Dışarıdan bakıldığında olayın iç yüzünü bilemiyorsunuz. Kaybettiklerimizi niçin kaybettiğimizi ve ne şartlar altında yaşandığını anlıyorsunuz." görüşlerini paylaştı.
"Gerçeklerin paylaşıldığı bir proje olduğu için çok değerli buluyorum"
Burak Sergen, geniş bir yelpazenin tek bir anda toplanarak seyirciye aktarılacağını belirterek, yapımın tarihi hafızaya sunacağı katkıya ilişkin şöyle konuştu:
"Milliyetçilik, vatan bütünlüğü, aidiyet duygusu, bir yere ait olma duygusu... Bunun nasıl elde edildiği, nasıl korunduğu ve nasıl korunması gerektiğini anlatan bir proje. Bu üç yön çok önemli. Nasıl elde edildiği zaten herkes tarafından biliniyor. Devam eden bir şeye nasıl sahip çıktığımız ve nasıl sahip çıkmamız gerektiğini, bazı yerlerde hata yaptığın zaman elinden kaçıyor, onu yakalamak lâzım. Bunları anlatacak yakın zaman tarihi olarak insanlara, seyircilere, yaşayanlara, dışarıdan bakanlara, yazanlara... Bunların hepsi için bir referans bu. 15 Temmuz çok büyük bir referans."
Oyuncu Emir Benderlioğlu, senaryoyu ilk okuduğunda ve olayların geçtiği reel mekânlarda çekileceğini öğrendiğinde büyük bir heyecan duyduğunu dile getirdi.
Gerçek mekânların oyuncu olarak kendilerine çok şey kattığına değinen Benderlioğlu, şunları söyledi: "Muhsin Köse'nin içinde bulunduğu bölümün senaryosunu okuduğumda ve aynı zamanda olayların geçtiği reel mekânlarda çekileceğini öğrendiğimde çok heyecanlandım. O mekânlarda tekrar olmak, hadiselerin yaşandığı yerlerde bulunmak hem profesyonel bir oyuncu olarak bize çok şey kattı hem de insan olarak heyecanlandırdı. Ayrıca, salt gerçeklerin paylaşılmasına çalışıldığı bir proje olduğu için de çok değerli buluyorum."
"Bilgi kirliliğini ortadan kaldıracak"
Oyuncu Tolga Mendi, karakterine hazırlık sürecinde yoğun bir çalışma yürüttüğünü belirtti.
Canlandırdığı rolün iç çatışmalarına ve projenin gizlilikle yürütülen hazırlık safhasına dikkati çeken Mendi, oynadığı karaktere ilişkin şunları kaydetti:
"Bu karakterin iç çatışması inanılmaz zor bir yerdeydi. Karakter, devlet tarafından ismi gizlenen, kim olduğu bilinmeyen bir karakter olduğu için, 'Bu adamla alakalı bilgi toplayalım, nedir, ne değildir?' sorularına cevap bulamadık. Bazı noktaları kendi içimde yarattığım bir karakter oldu."
Yapımın tarihi hafızadaki yerine de değinen Mendi, "Toplum içinde bu durumla alakalı bir bilgi kirliliği var. Bu iş, öncelikle bu bilgi kirliliğini ortadan kaldıracak. İnsanlar neyin ne olduğunu net bir şekilde devletin kanalında, dosdoğru görmüş olacak." dedi.
"Bu konuyu anlatmak TRT'nin asli görevidir"
Oyuncu Altan Akışık ise yaşanan olayların bizzat şahidi olduklarını ve projede yer almayı bir sanatçı olarak görev kabul ettiğini bildirdi.
Türkiye'nin o gece çok büyük bir badire atlattığını ifade eden Akışık, şunları kaydetti:
"Bu projenin içinde olmak bir sanatçı olarak beni memnun etti. Daha doğrusu bunu bir görev olarak düşündüm. Bir sanatçı olarak o gün Türkiye'nin ne kadar önemli bir badire atlattığını aktarabilmek önemliydi. Silahlı kuvvetlerimizin, güvenlik kuvvetlerimizin ve sıkı siyasetçilerimiz sayesinde bunları atlattık. Çok insanımızı kaybettik, şehitler verdik. Bu konuyu vatandaşa derinlemesine açmak TRT'nin asli görevidir. Bunun filmle de olsa, docu-dramayla da olsa verilmesinin mecburiyet olduğunu düşünüyorum. Türkiye Cumhuriyeti'nin Meclisini bombaladılar, yürütmeyi durdurmak için. Ama Allah'tan onu tereyağından kıl çeker gibi Türkiye Cumhuriyeti halletti. Çok şükür, bağımsız, özgür bu ülkede yaşamaya devam edeceğiz."


