Ana içeriğe geç

İnsanlardan önce gelişmiş bir uygarlık var mıydı? Bilim insanlarından sıra dışı hipotez

Dünya’da insanlardan milyonlarca yıl önce teknolojik açıdan gelişmiş bir uygarlık yaşayıp yok olmuş olabilir mi? İki bilim insanı, "Silüryen Hipotezi" adını verdikleri bir çalışmada bu sorunun yanıtını aradı.

İnsanlardan önce gelişmiş bir uygarlık var mıydı? Bilim insanlarından sıra dışı hipotez
Nefes Gazetesi
16

Astrofizikçi Adam Frank ve NASA'da bilim insanı olarak çalışan Gavin Schmidt'in 2017 yılında bir araya gelmesi, bilim dünyasının en sıra dışı ve zihin açıcı tartışmalarından birini başlattı.

Frank'in "Uzaylılar da iklim değişikliği yaşıyor mu?" sorusuyla başlayan sohbet, Schmidt'in "Peki ya Dünya'da bizden önce başka bir gelişmiş uygarlık yaşadıysa?" çıkışıyla başka bir boyuta taşındı.

İki bilim insanı, kült televizyon dizisi "Doctor Who"daki gelişmiş bir sürüngen ırkından esinlenerek bu fikre "Silüriyen Hipotezi" adını verdi ve 2018 yılında bu konuda bilimsel bir makale yayımladı.

O MEDENİYETİ GERÇEKTEN BULABİLİR MİYDİK?

Frank ve Schmidt çalışmalarında "Dünya'da milyonlarca yıl önce gelişmiş bir uygarlık ortaya çıkmış, büyük miktarda enerji kullanmış ve sonunda kendini yok etmiş olsaydı bugün onun varlığını tespit edebilir miydik?" sorusunun peşine düştü.

Böyle bir uygarlığın Dünya'nın jeolojik kayıtlarında hangi izleri bırakabileceğini araştıran bilim insanları, yaklaşık 55 milyon yıl önce Dünya'da yaşanan sıra dışı bir iklim olayını merkezine aldı.

Paleosen-Eosen Termal Maksimumu olarak bilinen bu dönemde küresel sıcaklıklar bir anda 8 derece kadar yükseldi ve atmosfere büyük miktarda karbon salımının gerçekleşmesiyle ekosistemler ciddi şekilde zarar gördü.

1990'larda fark edilen bu iklim değişiminin kesin nedeni hâlâ tam olarak bilinmiyor. Devasa bir volkanik patlama veya ani ve büyük miktarda metan salımı olası açıklamalar arasında gösteriliyor.

Araştırmacıların dikkatini çeken ise o dönemin günümüzdeki durumla benzerliği oldu. İnsanlık da bugün sıcaklıkları yükseltiyor ve türlerin yok oluşunu hızlandırıyor. Bunların doğal iklim olayları olması güçlü bir ihtimal olsa da iki bilim insanı doğal olmamaları fikrini irdeledi.

ŞEHİRLERDEN MİLYONLARCA YIL SONRA NE KALIR?

Araştırmacılar önce eski bir uygarlığın bina ve şehir gibi doğrudan fiziksel kalıntılarının bulunup bulunamayacağını değerlendirdi. Bugün Dünya yüzeyinin yalnızca yüzde 1'i kentleşmiş durumda.

Tektonik plakaların kayması, volkanik patlamalar ve erozyon nedeniyle milyonlarca yıl içinde yapılar tamamen yok oluyor. Dünya üzerindeki en eski kara parçalarından olan Necef Çölü bile yalnızca 1,8 milyon yaşında.

Dolayısıyla olası bir uygarlık ne kadar eskiyse ona ait bina ve nesneler gibi doğrudan kanıtların bulunması da o kadar zorlaşıyor.

FOSİL BULMAK ZOR

Bilim insanları daha sonra fosil kayıtlarını değerlendirdi. Araştırmacılar Dünya'da yaşamış canlıların son derece küçük bir kısmının fosilleştiğini ve bunların çok daha az bir kısmının bilim insanları tarafından keşfedilebildiğini belirtiyor.

Dinozor örneğini veren araştırmacılar, bu canlıların Dünya'da yaklaşık 180 milyon yıl boyunca yaşamasına rağmen yalnızca birkaç binlik neredeyse eksiksiz fosil bulunabildiğine dikkat çekti.

Bu nedenle Dünya'daki yaklaşık 400 milyon yıllık yaşam tarihinde yalnızca 100 bin yıl varlığını sürdüren varsayımsal bir uygarlığın doğrudan izlerini gözden kaçırmak teorik olarak mümkün olabilir.

EN ÖNEMLİ İPUCU

Frank ve Schmidt bunun üzerine gezegenin kimyasında bırakılabilecek izlere odaklandı.

Büyük Kanyon örneğini veren araştırmacılar, orada üst üste dizilmiş kaya katmanlarının her birinin Dünya tarihinin farklı dönemlerinden kimyasal izler taşıdığını belirtti.

Araştırmacılara göre geçmişteki varsayımsal bir uygarlık, günümüzdeki gibi büyük miktarda karbon salarak gezegenin kimyasını değiştirmiş olsaydı bunun tortularda iz bırakmış olması mümkün.

İki bilim insanı bu noktada insan uygarlığı sona ererse milyonlarca yıl sonra geride hangi izlerin bulunabileceğini de değerlendirdi.

Devasa miktarlardaki plastikler başı çekerken, tarımda kullanılan yapay hormonlar, kolayca parçalanamayan kalıcı kimyasallar ve elektronik cihazlarda kullanılan ağır metallerin gelecekteki tortul tabakalarda insan faaliyetlerinin işaretleri olarak kalabileceğini belirtti.

BİLİM DÜNYASI NE DİYOR?

Hem Frank hem de Schmidt bu teoriye kişisel olarak inanmadıklarını ancak bilimsel olarak henüz tamamen göz ardı edilemeyeceğini vurguluyor.

İngiltere’deki Leicester Üniversitesi’nden jeolog ve paleontolog Jan Zalasiewicz ise bu fikri "derinlemesine düşünmeye sevk eden harika bir düşünce deneyi" olarak niteliyor.

CNN International'a araştırmayı değerlendiren Zalasiewicz, Akıllı ve henüz teknolojisi gelişmemiş canlıları tamamen yok sayamayız. Ancak şehirler inşa edilip, metaller eritilip, plastikler üretildiği an bunlar geride net bir 'teknofosil' ayak izi bırakır" diyerek bizim gibi "yüksek miktarda atık üreten, enerjiyi sömüren bir uygarlığın geçmişte var olmadığının rahatlıkla söylenebileceğini" ifade etti.

Kaynağa Git

İlgili Haberler