DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında, yürütülen sürece ilişkin yasal çerçeve, NATO Zirvesi, Meclis çalışma planı ve TBMM'nin gündeminde olan kanun teklifleri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
TBMM'nin yasama faaliyetlerini eleştiren Koçyiğit, torba kanun uygulamasının kalıcı hale geldiğini vurgulayarak, "Meclis'in gerçek anlamda demokratik ve katılımcı bir yasama zemini oluşturamamasının olumsuz sonuçlarını bütün ülke olarak yaşıyoruz. Torba yasama faaliyeti rutine binmiş durumda. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görevi yürütmenin hazırladığı paketleri Meclis'e getirip milletvekillerinin el kaldırıp indirmesiyle yasalaştırmak değildir. Meclis'in en önemli görevlerinden biri halk için yasa yapmak, halkın ihtiyaçları için yasa yapmak ve parlamentonun denetim yetkisini kullanmasıdır. Fakat bunların hiçbirini gerçekleştiremediğimizi üzülerek ifade etmek gerekiyor" diye konuştu.
"İKTİDAR ÇOK ÖNEMLİ YASALARI YAZ AYLARINA DENK GETİRİYOR"
Koçyiğit, AK Parti iktidarının önemli düzenlemeleri yaz aylarında Meclis gündemine getirdiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Normalde Meclis 1 Temmuz'da yasama çalışmalarına ara veriyor. Fakat uzun süredir AKP iktidarı çok önemli yasaları yaz aylarına getiriyor ve takvimsel bir sıkışıklık yaratarak torba yasaların çok hızlı şekilde çıkmasını sağlıyor. Bunun amacının, insanların dikkatinin Meclis'ten ve yasama faaliyetlerinden uzaklaştığı dönemde toplumu en fazla ilgilendiren yasaları geçirmek olduğunu düşünüyoruz. Geçen yıl da zeytinlik düzenlemesinden hayvanlarla ilgili düzenlemelere kadar birçok toplum karşıtı yasa yaz aylarında çıkarıldı."
Bu hafta Plan ve Bütçe Komisyonu ile Milli Eğitim Komisyonu'nun önemli kanun tekliflerini görüşeceğini belirten Koçyiğit, Plan ve Bütçe Komisyonu'na gelecek teklifin çok sayıda farklı düzenlemeyi aynı metinde topladığına işaret etti. Koçyiğit, "Memur ve emekli maaş artışlarını içeren tek maddelik bir teklif gelmesi gerekirken; sivil havacılıktan işsizlik sigortasına, kültür politikalarından kamu personel rejimine, Siber Güvenlik Başkanlığı'na kadar birbirinden tamamen farklı düzenlemeler aynı torba içerisinde yer alıyor. Bütün bu farklı konuların milletvekilleri ve toplum tarafından sağlıklı şekilde değerlendirilmesi mümkün değildir. Zaten iktidarın istediği de budur; yasalar fabrikasyon şekilde çıksın, tartışılmasın, konuşulmasın, toplumun dikkatine sunulmasın" dedi.
"MECLİS TATİLE GİRMEDEN ÖNCE KAPSAMLI BİR ÇERÇEVE YASA ÇIKARILMALI"
Sürecin aktörlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Koçyiğit, şunları kaydetti:
"Bütün bunların yanında Sayın Öcalan'ın yürütülen sürecin asli aktörlerinden biri olduğu gerçeği görmezden gelinemez. Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için Sayın Öcalan'ın hukuki statüsünün demokratik çözümün ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenlenmesi, iletişim, görüşme ve özgür çalışma koşullarının bu çerçevede güvence altına alınması gerekmektedir. Çünkü barış yalnızca silahların susması değildir. Barış; hukukun güçlenmesi, demokrasinin derinleşmesi ve toplumun tamamının eşit yurttaşlık temelinde geleceğe güvenle bakabilmesidir. Bunun için güvenlikçi anlayışın yerine özgürlükçü ve demokratik bir hukuk düzeninin kurulması gerekmektedir."
TBMM'nin tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu belirten Koçyiğit, komisyonun hazırladığı rapor doğrultusunda yasal düzenlemelerin hızla hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Koçyiğit, Meclis'in tatile girmeden önce kapsamlı bir çerçeve yasa çıkarması gerektiğini söyleyerek "Meclis tatile girmeden önce geçiş hukuku perspektifiyle hazırlanmış bütünlüklü ve kapsayıcı bir çerçeve yasa çıkarılmalıdır. Böylesi bir düzenleme yalnızca sürecin taraflarına hukuki güvence sağlamayacaktır. Aynı zamanda barışın, demokratik siyasetin ve toplumsal güvenin kalıcı hale gelmesinin de en güçlü teminatı olacaktır" dedi.
"İMRALI HEYETİ BU HAFTA TEMASLARDA BULUNACAK"
Koçyiğit, basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. İmralı Heyeti'nin bu hafta çeşitli temaslarda bulunacağını belirten Koçyiğit, görüşme takviminin netleşmesinin ardından kamuoyunun bilgilendirileceğini söyledi.
Koçyiğit, "Biliyorsunuz NATO Zirvesi sonrasında görüşmeler yapılacağı ve çerçeve yasanın taslağının da İmralı Heyeti'mize sunulacağını zaten kamuoyuna duyurmuştuk. Bu anlamıyla bu hafta içerisinde heyetimiz çeşitli görüşmeler yapacak. Henüz takvimler netleşmedi. Netleştiğinde kamuoyuna bilgi vereceğiz. Bu hafta içerisinde hem AK Parti kurmaylarıyla hem Meclis Başkanı ile ya da farklı çevrelerle birçok görüşme yapılacağını ifade edebilirim. Ancak takvimler henüz netleşmedi. Netleştiğinde kamuoyuna duyurusu yapılacaktır" diye konuştu.
"TASLAĞIN İMRALI HEYETİMİZE SUNULMASINI BEKLİYORUZ"
Çerçeve yasa taslağı ile ilgili sorular üzerine Koçyiğit, taslağın öncelikle doğrudan muhataplarıyla paylaşılması gerektiğini belirterek, "Bu konuda özellikle muhatap, yani yasanın muhatabı olacak, yasadan etkilenecek kişilerle öncelikle bu yasayı konuşmak gerektiğini düşünüyoruz. O anlamıyla hızlı bir şekilde İmralı Heyeti'mizle yasanın taslağının paylaşılması ve onun Sayın Öcalan'la mutlaka görüşülüp tartışılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Sürece tüm siyasi partilerin katkısının önemli olduğunu ifade eden Koçyiğit, "Elbette ki bütün muhalefet partileriyle, Meclis'te grubu bulunan ve bulunmayan bütün partilerin katılımı, onların destekleri ve mutabakatı çok önemli. Bu konuda iktidar partisi böyle bir tur yaparsa faydalı olacağını düşünüyoruz. Daha önce de çağrı yapmıştık. Meclis komisyonu sürecinde olduğu gibi hızlı bir koordinasyon sağlanabilir ve yasa yapım süreci bu şekilde hızlandırılabilir. Bütün katkılar alınarak daha ortak, daha kolektif ve daha sağlıklı bir süreç işletilebilir" şeklinde konuştu.
Koçyiğit, "Biz AK Parti'nin taslağı bu hafta İmralı heyetimize detaylarıyla aktarmasını bekliyoruz. Görüşmenin içeriği yasa taslağının detayları olacak. Genel hatlarıyla karşılıklı görüşmeler ve istişareler yapıldı. Heyetimiz en azından olması gerekenlere dair görüş ve düşüncelerini iletti. Fakat bunun yazılı bir metin olarak da paylaşılmasını bekliyoruz. Böyle bir beklentimiz var. Bu hafta içerisinde de olması gerekiyor. Beklentimiz o yönde" dedi.
"SÜREÇ SİLAH BIRAKMAYA ENDEKSLENMEMELİ"
"Barış ve Demokratik Toplum Süreci"ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Koçyiğit, 11 Temmuz'un PKK'nın silah bırakmasının yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, "11 Temmuz 2025 yalnızca silahların sembolik olarak imha edildiği bir tarih değil, yeni bir dönemin kapısını aralayan tarihsel önemde bir gündü" dedi.
Silah bırakma sürecinin yalnızca güvenlik eksenli değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Koçyiğit, "11 Temmuz'da yaşananları yalnızca silahların bırakılması olarak ele alırsak eksik yaklaşmış oluruz. On yıllardır ağır bedeller ödenmesine rağmen çatışmalı dönemin geride bırakılabileceğine, Kürt sorununun demokratik siyaset ve hukuk zemininde çözülebileceğine dair güçlü bir irade ortaya konuldu. Bu nedenle 11 Temmuz yalnızca bir tarih değil, barış umudunun somutlaştığı, demokratik çözüm iradesinin görünür hale geldiği tarihsel bir dönüm noktasıdır" ifadelerini kullandı.
"SİYASİ MAHPUSLARIN DURUMUNA İLİŞKİN GEREKLİ YASAL DÜZENLEME YAPILMALI"
Aradan geçen bir yıla rağmen gerekli hukuki düzenlemelerin yapılmadığına işaret eden Koçyiğit, TBMM bünyesinde kurulan komisyonun hazırladığı raporu hatırlattı. Koçyiğit, "Komisyonun ortaya koyduğu tespit ve öneriler ortak birikimdir. Bugün yapılması gereken, bu önerilerin hızla yasama faaliyetine dönüştürülmesidir. En acil ihtiyaç, sürecin bütün taraflarını güvence altına alan ve toplumsal barışı hukuki zemine kavuşturan kapsamlı bir çerçeve yasanın çıkarılmasıdır" dedi.
Koçyiğit, ceza infaz düzenlemeleri ile sürecin hukuki zemininin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Cezaevlerinde bulunan siyasi mahpusların durumuna ilişkin gerekli yasal düzenlemeler hızla yapılmalı, infaz hukukundaki düzenlemeler hayata geçirilmeli ve demokratik siyasal yaşama katılımın önünü açacak mekanizmalar oluşturulmalıdır" dedi.
"NATO ZİRVESİ AFİŞLERİNİN ASILMASI İÇİN 181 MİLYON, TOPLANMASI İÇİN 17 MİLYON HARCANDI"
Ankara'da geçen hafta gerçekleştirilen NATO Zirvesi'ni değerlendiren Koçyiğit, zirve nedeniyle alınan güvenlik önlemlerini ve yapılan harcamaları eleştirdi.
Ankara'nın zirve sürecinde olağanüstü hal koşullarında yönetildiğini savunan Koçyiğit, "Ankara'yı OHAL'le yönettiler ama sadece Ankara'yı değil, bütün ülkeyi NATO Zirvesi nedeniyle neredeyse açık cezaevine çevirdiler. Zirve boyunca gözaltıları, hak ihlallerini, toplantı ve gösteri hakkının engellenmesini, insanların darbedilmesini, Kurtuluş Parkı'nda insanların bir araya gelmesinin engellenmesini, milletvekillerinin kuşatılmasını ve darbedilmesini gördük" dedi.
Protokol güzergahındaki yol çalışmaları için yaklaşık 4 milyar lira harcandığını ifade eden Koçyiğit, "Yıllardır asfalt bekleyen mahallelerin yolları birdenbire asfaltlandı. NATO heyetlerinin geçeceği güzergâhlardaki evlerin dış cepheleri yenilendi. Demek ki mesele yapamamak değil, öncelik meselesiymiş. Ankara'nın dört bir yanına NATO pankartları ve afişleri asıldı. Reklam panoları için 181 milyon lira harcandı. Zirve bittikten sonra bu afişlerin sökülmesi için de 17 milyon liralık ihale yapıldı. Asılması için 181 milyon, toplanması için 17 milyon lira harcanıyor. Bu para hepimizin parası" diye konuştu.