Pentagon kaynaklarına dayandırdığı haber, ABD ordusunun özellikle ölümcül olmayan yaralanmaları kamuoyundan anlık olarak paylaşmadığını, bunun yerine verilerin günler hatta haftalar sonra güncellenen askeri veri tabanına işlendiğini ortaya koydu.
Pentagon ise bu yöntemin temel gerekçesinin, bölgede görev yapan Amerikan askerlerinin güvenliğini korumak olduğunu savunuyor.
CENTCOM Sessiz, DCAS Tek Resmi Kaynak Haline Geldi
Haberde dikkat çeken ayrıntılardan biri, savaşın ilk dönemlerinde düzenli olarak yaralı asker sayılarını açıklayan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM), son dönemde ölümle sonuçlanmayan saldırılar hakkında kamuoyuna bilgi vermeyi büyük ölçüde durdurmuş olması.
Böylece Pentagon bünyesindeki Defense Casualty Analysis System (DCAS) isimli askeri veri tabanı, Amerikan kayıplarına ilişkin neredeyse tek resmi kaynak haline geldi. Ancak CNN’in incelediği kayıtlar, bu sistemdeki güncellemelerin olayların yaşanmasından günler hatta haftalar sonra yapıldığını ortaya koyuyor. Pentagon yetkilileri ise bunun tıbbi değerlendirme, doğrulama ve idari inceleme süreçlerinden kaynaklandığını belirtiyor.
Veriler Sessizce Güncellendi
CNN’in ulaştığı kayıtlara göre, ABD ile İran arasında Haziran ayı ortasında imzalanan mutabakatın ardından veri tabanında ilk etapta yalnızca bir Amerikan askerinin hayatını kaybettiği ve 14 askerin yaralandığı görülüyordu.
Ancak haberin yayımlanmasının ardından aynı veri tabanı yeniden güncellendi; dört yeni ölüm ile 20 yeni yaralanma sisteme eklendi. Bu durum, Pentagon’un kamuoyuna açıkladığı rakamlarla veri tabanındaki güncellemeler arasında zaman farkı bulunduğu yönündeki tartışmaları daha da artırdı.
Pentagon: “Askerlerimizi Korumak İçin Bekliyoruz”
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell ise gecikmenin herhangi bir bilgi saklama amacı taşımadığını savundu. Parnell’e göre, ölümcül olmayan yaralanmaların anında açıklanması, Orta Doğu’da görev yapan 50 binden fazla Amerikan askeri hakkında İran ve diğer silahlı gruplara operasyonel istihbarat sağlayabilir.
Pentagon, bu nedenle bazı bilgilerin doğrulanmadan veya zamanlaması uygun görülmeden paylaşılmadığını ifade ediyor. Yetkililer ayrıca ABD Başkanı Donald Trump ile Savunma Bakanı Pete Hegseth’in operasyonlara ilişkin yaptığı açıklamaların kamuoyunun bilgilendirilmesi açısından yeterli olduğunu öne sürüyor.
Ürdün ve Irak Saldırıları Tartışmayı Derinleştirdi
Şeffaflık tartışmaları, İran’ın Ürdün’deki Muwaffaq Salti Hava Üssü’ne düzenlediği füze saldırısının ardından daha da büyüdü. Söz konusu saldırıda iki Amerikan askeri hayatını kaybederken bir asker kayboldu. Kuzey Irak’ta ise İran yapımı bir insansız hava aracının düşürülmesi sırasında yaşanan olayda bir Amerikan askeri daha yaşamını yitirdi. ABD basınında yer alan haberlerde, Ürdün’deki saldırıdan önce de İran’ın bölgedeki Amerikan üslerine yönelik farklı saldırılar düzenlediği ve bu saldırılarda onlarca askerin yaralandığı ancak bunların kamuoyuna duyurulmadığı iddia edildi. Pentagon ise bu suçlamaları kesin bir dille reddediyor.
“Yaklaşık 100 Asker Yaralandı” Açıklaması
Pentagon, Pazartesi günü yaptığı resmi açıklamada ise 7 Temmuz’dan bu yana yaklaşık 100 Amerikan askerinin çeşitli derecelerde yaralandığını doğruladı. Sean Parnell, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada yaralanmaların yüzde 96’sının hafif nitelikte olduğunu ve personelin büyük bölümünün yeniden görevine döndüğünü belirtti. Açıklamada, yaralanmaların büyük çoğunluğunun hafif beyin sarsıntısı ve şok etkisi kaynaklı olduğu ifade edilirken, askerlerin önemli kısmının kısa süre içerisinde yeniden aktif göreve başladığı vurgulandı.
New York Times Haberi Washington’da Yeni Tartışma Başlattı
Tartışmanın fitilini ateşleyen gelişme ise New York Times’ın, Pentagon’un İran saldırılarında yaralanan onlarca askerin durumunu kamuoyundan gizlediğini öne süren haberi oldu. Pentagon bu iddiaları “asılsız”, “kötü niyetli” ve “gerçek dışı” olarak nitelendirirken, gazete ise haberinin arkasında durduğunu açıkladı. Amerikan kamuoyunda ise asıl tartışma, savaş dönemlerinde operasyonel güvenlik ile kamuoyunun bilgi alma hakkı arasındaki hassas denge üzerine yoğunlaşıyor.
Avrupa Basını: Şeffaflık Tartışması Büyüyor
İngiliz ve Avrupa basınında yayımlanan analizlerde, Pentagon’un bilgi paylaşımındaki gecikmelerin yalnızca askeri güvenlikle açıklanamayacağı değerlendirmeleri öne çıkıyor. Financial Times ve Guardian, İran ile çatışmaların maliyetinin Amerikan kamuoyunda daha görünür hale gelmeye başladığını, artan yaralı sayılarının savaşın siyasi ve ekonomik yükünü de yeniden gündeme taşıdığını yazdı. Analizlerde ayrıca petrol fiyatlarındaki yükseliş, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riski ve Orta Doğu’daki Amerikan üslerinin artan tehdit altında bulunmasının Washington üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekiliyor.
Asıl Soru Değişmedi: Güvenlik mi, Şeffaflık mı?
Pentagon’un yaklaşımı, askeri çevrelerde “operasyonel güvenlik” gerekçesiyle savunulurken, eleştirmenler savaşın gerçek maliyetinin kamuoyundan gecikmeli paylaşılmasının demokratik denetimi zayıflattığını savunuyor. Özellikle Kongre üyeleri ile bağımsız güvenlik uzmanları, savaş dönemlerinde kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesinin ulusal güvenlik kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor. İran ile devam eden gerilim sürerken, Washington’da bundan sonraki süreçte yalnızca cephedeki gelişmeler değil, savaşın kamuoyuna nasıl anlatıldığı da siyasi tartışmaların merkezinde yer almaya devam edecek.
Bilgi Savaşının Yeni Cephesi
Ortadoğu’daki askeri çatışmalar yalnızca füzeler, hava saldırıları ve askeri operasyonlarla değil; bilgi akışı, kamuoyu yönetimi ve algı mücadelesiyle de şekilleniyor. Pentagon’un “askerleri koruma” gerekçesiyle benimsediği iletişim stratejisi ile kamuoyunun şeffaflık beklentisi arasındaki gerilim, modern savaşların yalnızca cephede değil, bilgi alanında da sürdüğünü bir kez daha ortaya koyuyor. Bugün Washington’da tartışılan soru yalnızca “kaç asker yaralandı?” değil; “gerçek ne zaman ve hangi koşullarda açıklanmalı?” sorusu olarak öne çıkıyor.