Ana içeriğe geç

Yabancı yatırımcının Türk varlıklarına yönelik alım iştahı sürer mi?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan haftalık menkul kıymet istatistikleri, yabancı yatırımcıların hem hisse senedi hem de tahvil piyasasında net alıcı pozisyonunu koruduğunu gösterdi. 26 Haziran haftasında toplamda 650 milyon doları aşan bu çifte giriş, ekonomi yönetiminin uyguladığı rasyonel politikalara duyulan güvenin bir yansıması olarak yorumlanıyor. Ancak küresel risk faktörleri ve iç makroekonomik dengeler sebebiyle bu iştahın sürdürülebilirliği konusunda temkinli yaklaşılması gerekiyor.

Yabancı yatırımcının Türk varlıklarına yönelik alım iştahı sürer mi?
Ekonomim.com
16

Yurt dışı yerleşikler, haziran ayının son haftasında Borsa İstanbul’da 203,3 milyon dolarlık net alım yaparken, devlet tahvillerine olan ilgisini artırarak 448,3 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirdi. İki hafta üst üste devam eden bu güçlü giriş dalgası, yabancının TL cinsi varlıklarda yüksek getiri arayışının hala canlı olduğunu kanıtlıyor. Sermaye hareketlerinin kalıcı bir ralliye dönüşebilmesi için ise enflasyondaki düşüş trendinin netleşmesi en kritik şart olarak öne çıkıyor.

Tahvilde getiri arayışı hız kazandı

Ekonomi programının kararlılıkla uygulanması, yabancı fonların rotasını yeniden Türkiye piyasalarına çevirmesini sağladı. 26 Haziran haftasında özellikle tahvil kanadına yapılan 448,3 milyon dolarlık net giriş, bir önceki haftanın üzerinde gerçekleşerek yabancının yüksek faiz ortamındaki getiri iştahını gözler önüne serdi. Hisse senedi tarafında ise ivme bir önceki haftaya kıyasla hafif yavaşlasa da net giriş pozisyonunun korunması, yabancı yatırımcıların TL cinsi varlıklardaki arbitraj ve getiri fırsatlarını değerlendirmeye devam ettiğini net şekilde gösteriyor.

Yabancının Türk varlıklarına yönelik alım ilgisi sürer mi?

Yabancı girişlerinin önümüzdeki dönemde de sürüp sürmeyeceği, büyük oranda üç temel makroekonomik kritere bağlı olarak şekillenecektir. İlk olarak, enflasyon verilerinde kalıcı ve ikna edici düşüşlerin görülmesi, yabancı sermayenin uzun vadeli pozisyon alması için en büyük ön şart olarak masada duruyor. İkinci olarak, küresel merkez bankalarının faiz politikaları gelişmekte olan piyasalara yönelik likidite akışını doğrudan etkilerken, son olarak Merkez Bankası’nın net rezervlerindeki güçlenme de yabancıya güven vermeye devam ediyor.

Kısa vadeli girişler yapısal kalıcılığa dönüşmeli

Mevcut tablo, yabancı yatırımcının kısa vadeli işlemler ve yüksek tahvil getirisi için Türkiye piyasalarına karşı iştahlı olduğunu kanıtlıyor. Ancak bu durumun kalıcı, uzun vadeli ve büyük ölçekli bir fon akışına dönüşmesi, tamamen makroekonomik istikrarın korunmasına ve yapısal reformların devam etmesine bağlıdır. Türkiye’nin kredi risk primindeki düşüş eğiliminin sürmesi ve enflasyona karşı atılan adımların kararlılıkla devam ettirilmesi, bu geçici iştahı kalıcı bir yatırım dalgasına dönüştürebilir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler