Ana içeriğe geç

KCDP raporu: Yılın ilk altı ayında 150 kadın cinayeti ve 151 şüpheli kadın ölümü

KCDP'nin yayımladığı rapor, 2026'nın ilk yarısında en az 150 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü, 151 kadının ise şüpheli şekilde hayatını kaybettiğini ortaya koydu. Raporda kadınların en çok evlerinde ve en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürüldüğü vurgulandı

KCDP raporu: Yılın ilk altı ayında 150 kadın cinayeti ve 151 şüpheli kadın ölümü
Gazete Oksijen
16

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin kapsamlı raporunu açıkladı. Veriler, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinin dördüncü yılında, kadın cinayetlerindeki tırmanışın ve şüpheli ölümlerdeki artışın sürdüğünü ortaya koyuyor.

Rapora göre, 2026'nın ilk yarısında en az 150 kadın erkekler tarafından öldürülürken, 151 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Araştırmacılar, geçmişte şüpheli ölüm olarak kaydedilen 12 kadının aslında cinayete kurban gittiğinin ısrarlı takipleri sonucu ortaya çıkarıldığını belirterek, adli soruşturmaların etkinliğine dikkat çekiyor.

Türkiye’nin 1 Temmuz 2021’de İstanbul Sözleşmesi’nden resmi olarak çekilmesinin ardından geçen 4 yıllık süreçte, her yılın ilk 6 ayındaki can kayıpları karşılaştırıldığında tablonun sistematik olarak ağırlaştığı görülüyor. Raporlanan verilere göre; 2021’in ilk yarısında 131 olan kadın cinayeti sayısı, 2022'de 164’e çıkmış, 2023'te 147 ve 2024'te 205 olarak kaydedilmişti. Geçtiğimiz yılın ilk 6 ayında 136 olan can kaybı, 2026'nın aynı döneminde yeniden tırmanışa geçerek 150'ye ulaştı.

Kadınları yakınlarındaki erkekler tarafından evlerinde öldürülüyor

Rapordaki en çarpıcı verilerden biri, kadınların hayatlarındaki en yakın erkekler tarafından hedef alınması oldu. Hayatını kaybeden 150 kadımdan 95’i evli olduğu, birlikte olduğu, ayrıldığı ya da boşandığı erkekler tarafından öldürüldü. Faillerin dağılımında evli olunan erkekler 64 kadınla (%43) ilk sırada yer alırken; 17 kadın birlikte olduğu erkek, 10 kadın eskiden evli olduğu erkek ve 4 kadın ise eskiden birlikte olduğu erkek tarafından yaşamdan koparıldı. Şiddetin aile içinde de yaygın olduğu, 10 kadının akrabası, 9 kadının babası, 6 kadının oğlu ve 2 kadının ise kardeşi tarafından öldürüldüğü raporda yer aldı. Cinayetlerin 9'u tanıdık bir isim tarafından işlenirken, 17 vakada faille yakınlık derecesi tespit edilemedi.

Veriler evlerin kadınlar için en tehlikeli alanlar olduğunu gösteriyor. Öldürülen kadınların 92'si (%61) en güvenli olması gereken yer olan evlerinde yaşamdan koparıldı. Mekan dağılımında evleri; 17 ölümle sokaklar, 8 ölümle arabalar, 6 ölümle ıssız yerler, 4 ölümle araziler ve 3 ölümle iş yerleri takip etti. 2 kadın su kenarında, 2 kadın diğer kamusal alanlarda, 1 kadın ise otelde öldürülürken; 13 kadının nerede öldürüldüğü belirlenemedi. Raporda ayrıca şiddetin toplumsal boyutuna dikkat çekilerek, kadınların %33’ünde (50 olayda), cinayet anında kadının yanında bulunan çocukları, anneleri veya komşuları gibi üçüncü kişilerin de failler tarafından öldürüldüğü ya da yaralandığı vurgulandı.

Cinayetlerin büyük bölümünde failin motivasyonu bilinmiyor

Kadınların yaşam hakkını ellerinden alan bahaneler incelendiğinde, 17 kadının (%11) doğrudan boşanmak istemek veya kendi hayatına dair karar almak istediği için, 11 kadının ise (%7) derinleşen ekonomik kriz öne sürülerek öldürüldüğü belirlendi. 5 cinayette "diğer" gerekçeler listelenirken, cinayetlerin %78'inde (117 vaka) failin bahanesinin tespit edilememesi, adli süreçlerde hakikatin karartılması şüphesini doğurdu.

Cezasızlık politikaları ve infaz yasasındaki af düzenlemelerinin de eleştirildiği raporda, bu yılın ilk yarısında 15 kadının, daha önceden adli sicil kaydı (şiddet geçmişi) bulunan erkekler tarafından öldürüldüğü bilgisi paylaşıldı. 6284 sayılı koruma kanununun uygulanmasındaki eksiklikler incelendiğinde; öldürülen kadınların 8'inin (%5) cinayet anında devletten alınmış aktif bir koruma veya tedbir kararının bulunduğu ortaya çıktı. Bu kararlar kapsamında 7 kadın için tedbir, 2 kadın için barınma yeri ve 1 kadın için kreş imkânı tanımlanmıştı. 4 kadının öldürüldüğü anda hiçbir koruma kararının olmadığı tespit edilirken, 138 kadının (%92) ise sistemdeki durumu ve tedbir türleri belirlenemedi. Adli başvuru süreçlerinde de benzer bir şeffaflık sorunu yaşandı; öldürülen kadınların 9’u boşanma aşamasındaydı, 4’ünün polis veya savcılığa suç duyurusu vardı, 3’ü ise hem boşanma aşamasında olup hem de adli başvuru yapmıştı. 134 kadının (%89) adli başvuru durumuna ilişkin bilgiye ise ulaşılamadı.

Şiddet her yaş grubunu etkiliyor

Cinayet kurbanlarının yaş dağılımı, şiddetin çocuklardan yaşlılara kadar tüm yaş gruplarını kapsadığını gösterdi. En büyük kaybın 58 kadınla (%39) 36-65 yaş aralığında yaşandığı raporda; 25-35 yaş grubundan 41 kadın, 18-25 yaş grubundan ise 9 genç kadın yer aldı. Şiddet en az 9 kız çocuğunu da hayattan kopardı; çocukların 3'ü 0-11, 2'si 12-14, 4'ü ise 15-18 yaş aralığındaydı. 66 yaş ve üstü 10 yaşlı kadının yaşamını yitirdiği kronolojide, 23 kadının (%15) yaş aralığı tespit edilemedi. Cinayetlerde en çok kullanılan infaz aracının ateşli silahlar olması bireysel silahlanma tehlikesini bir kez daha büyüttü. Öldürülen her iki kadından biri (78 kadın / %52) ateşli silahlarla, 37'si kesici aletle, 15'si boğularak, 7'si darp edilerek ve 2'si yakılarak öldürüldü. Yüksekten düşme ve kimyasal madde kullanımı birer vakayla kayıtlara geçerken, 8 kadının nasıl öldürüldüğü belirlenemedi.

Kadınların sosyo-ekonomik durumuna da yer verilen raporda, TÜİK’in Mayıs 2026 verilerine göre kadınların işgücüne katılımının %35, istihdam oranının %31,4 düzeyinde kaldığı; 21 milyon 982 bin kadının ise işgücüne dahil edilmediği hatırlatıldı. Öldürülen kadınlardan sadece 15'inin bir işyerinde çalıştığı resmi olarak tespit edilebilirken, büyük çoğunluğunun çalışma durumu kayıtlara yansımadı. Cinayetlerin geride bıraktığı sosyal yıkımda ise, öldürülen 150 kadından en az 68'inin (%45) çocuğu olduğu, 2 kadının ise öldürüldüğünde hamile olduğu aktarıldı. 11 kadının çocuğu olmadığı bilinirken, 69 kadının çocuk sahibi olup olmadığı bilgisine ulaşılamadı.

KCDP adli süreçlerdeki şaibelerin altını çiziyor

Raporda yer alan 151 şüpheli kadın ölümü ise adli süreçlerdeki karanlık tabloyu derinleştirdi. Şüpheli şekilde ölü bulunan kadınların %92'sinin fail veya şüpheliyle olan yakınlık derecesi belirlenemezken, %61'inin ise kesin ölüm nedeni aydınlatılamadı. Şüpheli ölümlerin %16'sı yüksekten düşme, %11'i ateşli silah, %5'i boğulma, %3'ü yakılma, %2'si kimyasal madde ve %1'i kesici alet olarak kayıtlara geçti. Bu şüpheli ölümlerin de %64'ünün (tıpkı cinayetlerde olduğu gibi) evlerde gerçekleştiği görüldü. Su kenarlarında %15, otellerde %3, araçlarda %2, ıssız alanlarda %2, arazilerde %2, sokakta %1 ve iş yerinde %1 oranında şüpheli ölüm saptandı.

Platform, raporun sonuç bölümünde kadınların yaşam hakkının aile odaklı politikalara ve faillerin bahanelerine feda edilemeyeceğini belirterek; çözüm için İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmesi, 6284 sayılı kanunun tavizsiz uygulanması, bireysel silahlanmanın denetlenmesi ve şüpheli ölümlerde etkin soruşturma yapılması gerektiği çağrısını yineledi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler