Mevsimini yakalarsanız etli kenker namıdiğer şevketi bostan, tam tekmil fava değil, pava gambilyadan üstelik, kavurmalar, yoğurtlamalar, ekşilemeler, denizden gelenler, balıklar, sübyeler, ahtapotlar derken liste uzar gider. Bodrum’da yemekler zeytinyağı ile pişer, çoğu zeytinyağlı yemek etsizdir ve sıcak sıcak yenir. İstanbul usulü gibi değildir, biraz yalancıdır dolmalar.
Ben yaz başı/ yaz sonu severim Bodrum’u. Bodrum pazarlarının da en güzel zamanı da ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Baharı müjdeleyen otlar, sonbaharı karşılayan hasatlarla, kurutmalarla dönerim eve. Balığın, karidesin de zamanı vardır. Dil balığı için uçup gittiğim zamanlar olduğu gibi, mavi kuyruğun peşine takılıp gittiğim de çoktur.
Son birkaç yıldır çok sevdiğim Bodrum mutfağından uzak sofralara düşüyorum. Bir bakıyorum Adana kebap yiyorum, bir bakıyorum humusa dalıyorum.
Bodrum gözünü Adana’ya, Urfa’ya, Antep’e dikmiş durumda! Mandalina ağaçlarının arasından yükselen kebap kokuları gösteriyor ki; Bodrum açık açık ve tutkuyla kebaba aşık oluyor!

Saint Tropez olacağım derken…
Türkbükü Saint Tropez olacağım derken yan yana kebapçılara ev sahipliği yapıyor. Amanruya menüsünde Adana kebap, Maçakızı’nda lahmacun var. Köşebaşı’nın yanına Ahmet Ustam geçen yıl açıldı. Türev Uludağ imzalı “Tam Ocakbaşı” ilk yılını doldurmadan yazlığa giden ilk cabrio ocakbaşı oldu, yeri de güzel Yalıkavağı az geçince, inciri ile meşhur şık ve lüks Gökçebel / Dimril gastronomi aksı üzerinde.
İstanbul’un sevilen markası Sayfiye de Yalıkavak’ta. Menüde nefis kebaplar ve Egeli mezeler var. Sayfiye’nin sahibi Erhan Ece’nin müzik tutkusu her mekanında kendini gösteriyor. Kürşat Başar Trio gün batımında sahne alıyor.
Bitez’de Kurul’a kuruluyorum, aklım hep arka bahçedeki mandalina bahçesinin gölgesinde. Kurul işini çok iyi yapıyor, güzel etler, menşeini aratmayan kebapları var.
Yazarken düşündüm, daha onlarca ünlü kebapçı var Bodrum’da. İyisi, kötüsü, turistiği, lüksü ne arıyorsan o var. Türk Mutfağı kebaptan oluşmuyor diye söylenmeye devam edelim ama görünen resimde kebap almış başını gidiyor Bodrum’da ve geleneksel Bodrum mutfağını yaşatmak da bize düşüyor
İnsanlar dışarıda yemek yerken tarifli mutfaklar tercih ediyor, risk almıyor. Tatil beldelerinde özellikle kebap denilince fazla bir sürpriz yaşanmayacağını herkes biliyor.
Sadece bizde değil bütün dünyada et tüketimi hızla artıyor. BM raporları "Dünyanın et tüketimi son 60 yılda dört katına çıktı" diye dursun, biz Bodrum’da o istatistiğe omuz vermekten hiç çekinmiyoruz. Fakat işin ciddi tarafına gelirsek; katlanan bu et arzının çevreye ve iklime getirdiği yük ortada. Bodrum’un begonvilli sokaklarında bu kebap rüzgarına kapılmak keyifli olsa da, umalım ki bu duman Ege’nin o kadim, doğa dostu ve sürdürülebilir mutfak kültürünü tamamen gölgelemesin. Arada masaya bir tabak daha fazladan şevketi bostan, bir tabağı daha deniz börülcesi söylemekte fayda var — hem vicdanımıza hem dünyaya iyi gelsin!