Hindistan’da yalnızca 130 bin kişilik kontenjanı bulunan ve 2 milyonu aşkın öğrencinin girdiği tıp fakültesine giriş sınavı (NEET) sorularının sızdırılması ve ardından Hindistan Yüksek Mahkemesi Başkanı Surya Kant’ın işsiz gençleri “parazit” ve “hamamböceği” olarak nitelendirmesi gençleri ayağa kaldırdı ve “Sistemin saymayı unuttuğu insanlar için bir siyasi parti” şiarını duyuran Hindistan gençliği kendi örgütlü hareketini ilan etti: Cockroach Janta Party.
Yargıç Kant’ın sözlerinin ardından, Kurucusu Abhijeet Dipke tarafından “Ya tüm hamamböcekleri bir araya gelseydi?” denilerek duyurulan hareketin temel talepleri arasında Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan’ın istifası, soruları sızdıran yetkililerin organize suç kapsamında yargılanması, “Sömürge döneminden kalma, memur yetiştirmek üzere tasarlanmış, ezbere dayalı” eğitim modelinin terk edildiği bir eğitim reformu yapılması, istihdam imkanlarının artırılması, devlet harcamalarının BlockChain ve yapay zeka sistemleriyle halka açık olarak izlenmesi ve siyasilerin varlıklarının her yıl açıklanması yer alıyor.
Protestolar temelde 25 yaş altı mezun ve işsiz gençler tarafından örgütlenirken, ailelerin de yüksek katılımı dikkat çekiyor.
‘Gelişen Hindistan’ı sırtlayan gençlik
Gençliğin öfkesini tetikleyen temel faktör sınav sorularının sızdırılması olarak görünse de bu hareketliliğin ardında Hindistan’ın son 30 yıldaki ekonomi-politik dönüşümü ve eğitimin piyasalaşması var.
Doğu ve Güneydoğu Asya ülkelerinin büyümesinde kırsaldaki nüfusu istihdam etmek için ihracata dayalı sanayileşme bir kaldıraç olarak kullanılırken, Hindistan farklı bir yol izledi. Hindistan, imalat sektöründen ziyade bilgi teknolojileri ve iletişim gibi sermaye gerektiren hizmet sektörüne yöneldi. Burjuva ve küçük burjuva sınıftan gençler için büyük fırsatlar yaratılırken, geri kalan kesim için istihdam yolları tıkandı. Tarımdan sanayiye geçiş süreci genç nüfus için güvencesiz ve kayıt dışı istihdam anlamına geldi.
1992 yılında ülkede yalnızca 1600 kolej ve üniversite varken, bu sayı 70 bine ulaştı. Bu kurumların yaklaşık yüzde 80’i özel sektöre ait. Eğitimde özelleştirme politikaları özellikle tıp ve mühendislik gibi alanlardaki eğitim maliyetini ciddi oranda artırdı. Hindistan Maliye Bakanlığı verilerine göre devletin yükseköğretime ayırdığı bütçe 6.7 milyar dolarken, ailelerin yaptığı harcamaların büyüklüğü 11.6 milyar doları aştı.
İstihdamın niteliğine baktığımızda ise pandemi sonrasındaki istihdam artışının neredeyse yarısının tarım sektöründe gerçekleştiğini görüyoruz. Kadın istihdamındaki artışta ise ücretsiz ev içi emek ve güvencesiz istihdamın olduğu göze çarpıyor. Bir diğer nokta ise 2017’de yüzde 38 olan yükseköğretime kayıtlı genç erkek oranının, 2024 sonlarında yüzde 34’e gerilemesi. Genç erkekler, hane gelirine destek olabilmek için eğitimlerini yarıda bırakıp çalışmaya başlıyor.
Yakın tarihli bir araştırmaya göre, Hindistan’da 25 yaşın altındaki mezunların neredeyse yüzde 40’ı işsiz. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve İnsani Gelişim Enstitüsü (IHD) tarafından yayımlanan “Hindistan istihdam raporu 2024”e göre de özellikle ülkenin gençleri işsizlikten mustarip durumda. 15-29 yaş arası gençler Hindistan’daki tüm işsizlerin yüzde 83’ünü oluşturuyor.
Muhalefet kulak vermek zorunda kaldı
Bu ağır tablo altında başlayan protestolarla birlikte Hindistan’da muhalefetteki Kongre Partisi’nin milletvekilleri gençlerin taleplerine kulak vermek zorunda kaldı ve parlamentodaki çalışmalarını durdurdu.
Modi’den sonra yolsuzluk ve cezasızlık dalgası
“Hindistan’ın sınav sahtekarlığı krizi: 2005-2026” isimli rapora göre 2005-2014 yılları arasında 72 sınav yolsuzluğu tespit edilirken bu sayı Hindistan Başbakanı Modi’nin iktidara geldiği 2014 senesinden sonra 2015-2026 arasında 148’e yükseldi. Toplam 220 vakanın yüzde 58’i Modi’nin partisi BJP ile NDA koalisyonu döneminde yapılırken, 2015 sonrasında görülen 148 vakanın yüzde 67’si de yine aynı yönetimin altında görüldü. Yaşanan son soru sızıntısına dair soruşturmayı Merkezi Soruşturma Bürosu (CBI) yürütüyor. Ancak bugün dek belgelenen 148 vakada yalnızca 1 mahkumiyet kararı çıktı ve o soruşturma da CBI tarafından yürütülmemişti.