Ana içeriğe geç

‘Serbest piyasa fiyatına mahkum bırakıldık’

YEKDEM’den çıkan tesislerin, serbest piyasa fiyatlarına mahkum bırakıldığını belirten TAYED Başkanı Öner, maliyetlerin de 5 yılda 6 kat arttığını dile getirdi. Öner işletmelerin bu koşullarda ayakta kalamayacağına işaret etti.

‘Serbest piyasa fiyatına mahkum bırakıldık’
Aydınlık
16

Atıktan enerji üretimi tesislerinin, serbest piyasa fiyatına mahkum bırakıldığını ve işletmelerin üzerine ağır bir maliyet baskısı bindiğini belirten Atık Yönetimi ve Atıktan Enerji Üreticileri Derneği (TAYED) Başkanı Ali Rıza Öner, son beş yılda giderlerin altı kat arttığını söyledi.

SEKTÖRÜN YARASI MEVZUAT BOŞLUĞU

Aydınlık’a konuşan Öner, mevzuat boşluğunun sektörün yarası olduğunu dile getirerek; atıktan enerji üretimi yatırımları için gerekli olan düzenlemeleri şöyle aktardı:

“Bu tesislerin gelir modeli baştan beri Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM)’na, yani sabit alım fiyatına dayanıyordu. Mekanizmadan çıkan santraller bugün serbest piyasa fiyatına mahkûm durumda ve bu tablo açıkça sürdürülemez bulunuyor; mevcut serbest fiyat seviyeleriyle bu mücadeleyi sürdürmek mümkün değil. Üstüne bir de ağır bir maliyet baskısı binmiş durumda; son beş yılda işletme giderleri altı katına çıktı. İhtiyaç listesi de doğrudan buradan doğuyor. Finansman tarafındaki somut talep, alım garantisi sona eren tesisler için yeniden bir sabit fiyat belirlenmesi.

“Mevzuat tarafında ise asıl çağrı biyometana yönelik. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının, biyometanın üretimi, iletimi, şebekeye enjeksiyonu ve sertifikasyonuna ilişkin yasal boşluğu ivedilikle kapatması gerekiyor. Çünkü bu boşluk hâlâ yerinde duruyor; Şubat 2026 itibarıyla Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Boru Hatları İle Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ) cephesinde biyometanın şebekeye verilmesi için gereken lisanslama ve fiyatlandırma kuralları henüz netleşmiş değil. Kısacası teknoloji de gaz da hazır; eksik olan, ticari çerçevenin kendisi. Bu noktada iki yapısal adımın da altını çizmek gerekir: sektörün bir kamu hizmeti statüsünde değerlendirilmesi ve belediye-özel sektör işbirliğinin güçlendirilmesi. Zira atıktan enerji, doğası gereği hem bir kamu hizmeti (atık bertarafı) hem de bir yatırım faaliyeti; bu ikisini aynı çerçevede buluşturmadan modelin ayakta kalması güç görünüyor.”

‘Serbest piyasa fiyatına mahkum bırakıldık’ - Resim : 1

DOĞAL GAZ KALİTESİNDE YERLİ KAYNAK

Atıktan enerji üretiminin, Türkiye’nin enerji bağımsızlığına önemli katkılar sağlayabileceğini ancak bu katkının elektrik üretimi tarafında sınırlı kaldığını kaydeden Öner, şöyle devam etti:

“Atıktan elde edilen elektrik, Türkiye’de tüketilen toplam elektriğin yaklaşık yüzde 2’sini karşılayabilirken, asıl büyük fırsat elektrikte değil, biyometanda yatıyor. Çöpten çıkan biyogazın metan oranı ortalama yüzde 55 dolayındadır; saflaştırıldığında bu oran yüzde 99,5’e kadar yükseltilebiliyor. Bu kalitedeki gaz doğrudan doğal gaz dağıtım şirketlerinin şebekelerine ya da BOTAŞ iletim sistemine verilerek doğal gaz kalitesinde, tamamen yerli ve yenilenebilir bir kaynak ortaya çıkarabiliyor.

“Bu kaynağın büyüklüğü de küçümsenecek gibi değil; Türkiye’nin teknik biyometan potansiyeli, mevcut doğal gaz tüketiminin yaklaşık yüzde 10’una denk geliyor. Gerekli destek sağlanırsa, iki yıl içinde doğal gaz ithalatındaki 6 milyar dolarlık bağımlılığı geri çekmek mümkün. Üstelik AB’nin 2030’a doğru getireceği biyometan karışım zorunluluğu, bu dönüşümü Türkiye için yalnızca bir fırsat değil, aynı zamanda bir uyum gereği haline getiriyor.”

1,2 MİLYON HANENİN ELEKTRİK İHTİYACI ATIKLARDAN KARŞILANIYOR

“Atık” denildiğinde akla öncelikle evlerden çıkan çöplerin, evsel nitelikli atıkların geldiğini anımsatan Öner, oysa tablonun çok daha geniş olduğunu ifade etti. Öner, şunları söyledi:

“Tarımsal ve hayvansal atıklar, endüstriyel ve tehlikeli atıklar ile tıbbi atıklar da bu kapsamın bir parçası. Yalnızca evsel atıklara baktığımızda, ülke genelinde yaklaşık 355 megavat kurulu güçte tesis bulunuyor. Bu tesisler yılda yaklaşık 3 milyar kilovat-saat elektrik üretiyor; bu da kabaca 1,2 milyon hanenin yıllık elektrik ihtiyacına karşılık geliyor. Tarımsal ve hayvansal atıklar da hesaba katıldığında tablo belirgin biçimde genişliyor; 2026 itibarıyla 274 tesiste toplam 8,6 milyar kilovat-saat düzeyine ulaşıldı.

“Ne var ki bu tesislerin asıl önemi, ürettikleri elektrikten çok çevresel boyutlarında: düzenli depolama sahalarında biriken metan gazının kontrolsüz salınımının önlenmesi, sera gazı emisyonlarının azaltılması, patlama ve koku gibi risklerin bertaraf edilmesi ve atığın döngüsel ekonomiye kazandırılması, üretilen her bir kilovat-saatten çok daha kritik kazanımlar.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler