MSCI’nın Türkiye'ye yönelik "somut ilerleme görmezsek danışma süreci başlar" uyarısını değerlendiren Prof. Dr. Alçın, bu durumun özellikle emeklilik fonları gibi büyük uluslararası yatırımcılar için kritik bir risk sinyali olduğunu belirtti. Türkiye'nin finansal anlamda merkez ülkelerin etrafındaki ikinci çemberde yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Alçın, son yıllardaki makro ihtiyati tedbirlerin piyasayı bir nevi mayınlı araziye çevirdiğini ve açığa satış yasağı gibi uygulamaların regülasyon ihtiyacını artırdığını vurguladı.
Kasım 2026’ya kadar yeterli ilerleme sağlanamaması durumunda Türkiye’nin endeksten çıkarılma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Alçın, bu durumun kısa vadeli sermaye hareketlerinde duraksama yaratabileceği ve gündelik ticari akışı dahi etkileyebileceği konusunda uyarılarda bulundu.
Teknoloji hisselerinde ‘roller coaster’ etkisi
Teknoloji hisselerindeki sert dalgalanmaları yorumlayan Prof. Dr. Alçın, piyasaların bir gösteri toplumuna dönüştüğünü ve Nvidia gibi devlerin ulaştığı değerlemelerin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu söyledi. Dünyadaki 348 trilyon dolarlık aşırı likiditenin sönen bir balonu hemen yan tarafta yeniden şişirdiğini belirten Prof. Dr. Alçın, bu durumu piyasaların bir ‘roller coaster’ gibi sürekli iniş ve çıkış döngüsüne girdiği ‘ardışık balonlar silsilesi’ olarak tanımladı
Jeopolitik riskler ve emtia piyasasındaki ikincil etkiler
Küresel siyasetteki belirsizliklerin ve Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) uyarılarının piyasalar üzerinde ikincil etkiler yaratmaya başladığını ifade eden Prof. Dr. Alçın, krizin sadece petrol fiyatlarıyla sınırlı kalmayacağını belirtti. Özellikle nadir elementler ve sınai emtiada ihracat yasaklarının gündeme gelebileceğini öngören Prof. Dr. Alçın; gümüş, bakır ve nikel gibi metallerde yükselişler yaşanırken otomotiv ve çip sektöründe duraksamalar görülebileceğine dikkat çekti.
Nükleer jeopolitika ve küresel güç dengesi
Dünyadaki nükleer kutuplaşmanın yeni bir denge arayışı olduğunu belirten Prof. Dr. Alçın, nükleer silahsızlanmanın mevcut konjonktürde mümkün olmadığını, ancak nükleer gücün bir denge denetim mekanizması işlevi gördüğünü ifade etti. Prof. Dr. Alçın, dengesiz güç dağılımının dünya ekonomisi için asıl risk olduğunu vurgulayarak, Çin Halk Cumhuriyeti'nin son 5 yılda yenilenebilir enerji kadar nükleer enerjiye de devasa yatırımlar yaptığını not düştü.