Avrupa Birliği'nin Taliban heyetini Brüksel'de ağırlama planı, insan hakları savunucuları ve Avrupa Parlamentosu üyeleri tarafından sert şekilde eleştirildi. Eleştirmenler, kız çocuklarının altıncı sınıftan sonra eğitim almasını yasaklayan ve kadınları kamusal yaşamdan büyük ölçüde dışlayan Taliban yönetimiyle yapılacak görüşmenin rejimin normalleştirilmesine hizmet edebileceğini savunuyor.
Belçika Dışişleri Bakanlığı pazartesi günü yaptığı açıklamada, Taliban heyetinin Brüksel'deki toplantıya katılabilmesi için beş adet tek günlük vize verildiğini duyurdu. Guardian'a konuşan kaynaklar, görüşmenin salı günü yapılmasının beklendiğini söyledi.
Toplantı, Avrupa Komisyonu'nun ocak ayından bu yana Taliban ile Afgan göçmenlerin sınır dışı edilmesinin artırılması konusunu görüştüğünü doğrulamasından birkaç hafta sonra gerçekleşiyor.
Avrupa Parlamentosu'ndaki Sosyalist Grup üyesi Juan Fernando López Aguilar, AB kurumlarının Taliban ile iş birliğine açık yaklaşımının, Avrupa Parlamentosu'nun rejemi kınayan kararlarıyla çeliştiğini söyledi.
Aguilar, "Dehşete düştüm. Bu, Avrupa Birliği'nin çifte standart uyguladığını gösteren ve güvenilirliğine ağır zarar veren bir durum" dedi.
Taliban'ın üst düzey iki lideri hakkında, kadın ve kız çocuklarına yönelik sistematik baskılar nedeniyle insanlığa karşı suç işledikleri iddiasıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından yakalama kararı bulunuyor. Avrupa Birliği de Taliban yönetimiyle bağlantılı çeşitli isimlere yaptırım uyguluyor.
Gündemde sınır dışılar var
Avrupa Komisyonu'nun mayıs ayında yaptığı açıklamaya göre görüşmeler, 20 üye ülkenin yasal oturma hakkı bulunmayan ya da güvenlik riski olarak görülen Afganların geri gönderilmesi için somut adımlar atılması çağrısında bulunmasının ardından başlatıldı.
Komisyon sözcüsü, Taliban ile yapılan temasların AB için güvenlik tehdidi oluşturduğu değerlendirilen kişilerin Afganistan'a iadesine odaklandığını söylemişti.
Ancak Aguilar bu gerekçeyi reddederek, AB'nin göç konusundaki gündemini aşırı sağın belirlediğini savundu. Aguilar, Avrupa'nın yüz milyonlarca nüfusa sahip olduğunu belirterek savaş, baskı ve yoksulluktan kaçan insanların uluslararası koruma talep etme hakkına sahip olduğunu söyledi.
İnsan hakları örgütlerinden uyarı
Taliban'ın 2021'de yeniden iktidara gelmesinden bu yana yüz binlerce Afgan Avrupa'da iltica başvurusunda bulundu. Ancak son yıllarda göç karşıtı söylemlerin güçlenmesiyle birçok Avrupa ülkesinde Afganların durumu daha kırılgan hale geldi.
Uluslararası Kurtarma Komitesi'nin verilerine göre Afganistan nüfusunun yaklaşık yüzde 40'ı açlıkla mücadele ediyor. Kadınlar ise eğitim, çalışma hayatı ve sağlık hizmetlerine erişimde ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya bulunuyor.
Kuruluşun Afganistan Direktörü Lisa Owen, "Nüfusun neredeyse yarısının yeterli gıdaya erişemediği bir ülkeye insanları geri göndermek bir göç politikası değil, insanların hayatına mal olabilecek bir karar" dedi.
83 Afgan ve uluslararası insan hakları örgütü tarafından yayımlanan açık mektupta da AB'nin planlarından duyulan ciddi endişe dile getirildi. Mektupta, "Afganistan bugün dünyada kadınlar için en tehlikeli ülkelerden biri. Zorla geri gönderme birçok kişiyi baskı, şiddet ve ağır hak ihlalleriyle karşı karşıya bırakacaktır" ifadelerine yer verildi.
"Tanıma değil ama normalleşme"
AB yetkilileri görüşmenin Taliban yönetiminin resmen tanınması anlamına gelmediğini vurgulasa da, Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Centre for European Policy Studies bünyesinde çalışan Shagofah Ghafori bunun daha tehlikeli bir sürece işaret ettiğini savundu.
Ghafori, "Brüksel'in sunduğu şey resmi tanıma değil, normalleşme. Normalleşme imzalanmış anlaşmalarla değil; vizeler, toplantı salonları ve ilkelerin sessizce çıkar ilişkilerine feda edilmesiyle adım adım gerçekleşir" değerlendirmesinde bulundu.
Birleşmiş Milletler'in geçen yıl yayımladığı rapor da Afganistan'a geri gönderilen çok sayıda kişinin keyfi gözaltı, işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını ortaya koymuştu.
Avrupa Mülteciler ve Sürgünler Konseyi'nden politika analisti Reshad Jalali ise Taliban ile kurulacak sınır dışı mekanizmasının yalnızca suçlularla sınırlı kalmayabileceğini belirtti.
Jalali, "Asıl risk, sınır dışı uygulamasının bir kez normalleşmesi halinde sabıkası bulunmayan Afganların da geri gönderilmesinin önünün açılmasıdır" dedi.
Alman Yeşiller Partisi'nin Avrupa Parlamentosu üyesi Hannah Neumann da Afgan genç erkeklerin yoksulluk ve umutsuzluk içindeki bir ülkeye gönderilmesinin Taliban'ın elini güçlendirebileceğini savundu.
Neumann, "İnsanları çaresizliğe göndererek Taliban'ı zayıflatmıyoruz. Aksine onu ayakta tutan yapıları güçlendirme riski yaratıyoruz" ifadelerini kullandı.