Ana içeriğe geç

Mahfi Eğilmez’den iktidarlara uyarı: 'Özgürlük olmadan güvenlik kontrol mekanizmasına dönüşür'

Ünlü ekonomist Mahfi Eğilmez, toplumu derinden sarsan yapısal sorunlara bu kez hukuki bir pencereden ışık tuttu. 'Özgürlük mü, güvenlik mi?' sorusunun modern toplumlar için bir seçim testi olmadığını vurgulayan Eğilmez, 'Özgürlük olmadan güvenlik, baskıcı bir kontrol mekanizmasına dönüşür' dedi.

Mahfi Eğilmez’den iktidarlara uyarı: 'Özgürlük olmadan güvenlik kontrol mekanizmasına dönüşür'
Yeniçağ
16

Ekonomik bağımsızlığın siyasal ve düşünsel özgürlükle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Mahfi Eğilmez, bireylerin korku ve kaygıyla sessizliğe itildiği bir toplumda ilerlemenin mümkün olamayacağını belirtti. Eğilmez, toplumsal ilerlemenin temel şartının tek seslilik değil, çok seslilik olduğunu vurguladı.

"BAĞIMLI HALE GELEN TOPLUMLAR ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KAYBEDER"

İnsanın ancak özgür bir iklimde düşünebileceğini, üretebileceğini ve kendini geliştirebileceğini ifade eden Mahfi Eğilmez, özgürlüğün sürdürülebilirliğinin bağımsızlık duvarına dayandığını şu sözlerle aktardı:

"Özgürlük, bireyin düşüncelerini baskı altında kalmadan ifade edebilmesi, kendi yaşamını belirleyebilmesi ve sorgulama hakkını kullanabilmesidir. Bu nedenle özgürlük, yalnızca bireysel bir ayrıcalık değil, aynı zamanda toplumsal ilerlemenin de temel şartıdır. Özgürlüğün sürdürülebilir olması ise çoğu zaman bağımsızlıkla ilişkilendirilir. Ekonomik ya da siyasal açıdan dışa bağımlı hale gelen toplumlar, zamanla karar alma özgürlüklerini de kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır."

"EN DERİN VE GÖRÜNMEZ TEHLİKE: OTOSANSÜR"

Eleştiri hakkının bir lütuf değil, yöneticilerin hatalarını düzelten vazgeçilmez bir denetim aracı olduğunu hatırlatan Eğilmez, tarih boyunca iktidarların bu hakkı bir "tehdit" olarak algıladığını belirtti. Günümüzde yasal bir yasak olmasa dahi insanların mesleki, hukuki ve sosyal kaygılarla sustuğuna dikkat çeken usta iktisatçı, sansürden daha tehlikeli olan gizli düşmanı deşifre etti:

"Eleştiriye yönelik tahammülsüzlük arttıkça, insanlar düşüncelerini daha temkinli ifade etmeye başlar. Bu her zaman doğrudan bir baskı sonucu olmaz, kimi zaman hukuki endişeler, kimi zaman mesleki kaygılar, kimi zaman da toplumsal dışlanma korkusu bireyleri sessizliğe iter. İşte bu noktada sansür ve otosansür devreye girer. Sansür, dışarıdan gelen bir müdahaleyle düşüncenin engellediğidir. Otosansür ise bireyin, herhangi bir doğrudan baskı olmaksızın kendi sözlerini sınırlandırmasıdır. Çoğu zaman daha görünmez ve daha derin etkiler bırakan mekanizma otosansürdür; çünkü yasak olmasa bile insanlar konuşmamayı tercih eder hale gelir. Bu da toplumun düşünsel çeşitliliğini zamanla zayıflatır."

"ÖZGÜRLÜK VE GÜVENLİK BİRBİRİNİN DÜŞMANI DEĞİLDİR"

Toplumsal yaşamda özgürlük ve güvenlik arasında sanki biri seçildiğinde diğeri feda edilmeliymiş gibi yaratılan yapay "kıtlık" algısını reddeden Mahfi Eğilmez, analizi şu tarihi tespitlerle noktaladı: "Aslında bu iki kavram birbirinin karşıtı olmak zorunda değildir. Güvenlik olmadan özgürlük kırılganlaşabilir, özgürlük olmadan ise güvenlik, kontrol mekanizmasına dönüşme riski taşır. Bu nedenle modern toplumların görevi, bu iki değer arasında keskin bir seçim yapmak değil, aralarında sağlıklı bir denge kurabilmektir. Doğru kurumlar, güçlü hukuk sistemi ve demokratik kültürle her iki değer de aynı anda korunabilir ve güçlendirilebilir. Özgür bir toplum, herkesin aynı şeyi düşündüğü değil; farklı düşüncelerin korkmadan var olabildiği toplumdur."

Kaynağa Git

İlgili Haberler