Ordu – Ulubey ilçesinin Yeni Sayaca Mahallesi'nde uzun süredir bentonit madeni faaliyeti yürüten MCL Bentonit şirketinin faaliyetleri yargı kararıyla durduruldu. Yerel mahkemenin "ÇED gerekli değildir" kararını iptal ettiği ve yürütmeyi durdurma kararını Danıştay, 27 Mayıs 2024 tarihinde onadı. Ancak şirket yargı kararlarına rağmen faaliyetlerini sürdürüyor. Bölgede madene karşı olan yurttaşlar da köyde yapılmayı bekleyen birçok yol olmasına rağmen yalnızca maden sahasına giden yolun betonlanmasına da tepkili.
Mezopotamya Ajansı’ndan Selda Karafazlı’ya konuşan, Yeni Sayaca Çevre Platformu (SAYÇEP) Sözcüsü İzzet Berçin, bölgenin coğrafi yapısı nedeniyle bu büyüklükte bir hafriyat gerektiren madencilik faaliyetinin, köyde yaşamı fiilen imkânsız hale getireceğini belirtti.
“Yargı kararı fiilen etkisiz kılınıyor”
Berçin, açık ve kontrolsüz madenciliğe karşı olduklarını kaydederek, bu konuda mahalle halkıyla ortak düşünceye sahip olduklarını ifade etti. Berçin, kendilerini asıl kaygılandıran gelişmenin günde iki üç aracın dahi geçmediği, yargı kararıyla iptal edilen maden sahasına yeni bir ÇED süreci işletilmeden bazı çalışmaların başlatıldığına dikkat çekerek, "İddialara göre, Ulubey Belediyesi de bu kapsamda bölgede beton yol yapım çalışması başlatarak, söz konusu faaliyete taşeronluk yapıyor. Hukuken durdurulmuş bir faaliyetle bağlantılı olarak yürütülen bu çalışmayı, yargı kararının fiilen etkisiz kılınması olarak değerlendiriyoruz" dedi.
Berçin, Ordu Valiliği ve Ulubey Kaymakamlığı’na çağrı yaparak, çevresel izin süreçleri tamamlanmadan bölgede herhangi bir çalışma yapılmamasını istedi.
Muhtar: İlgili yerlere müracaatlarımızı yaptık
Yeni Sayaca Mahalle Muhtarı Dursun Berçin, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Yaklaşık bir yıl önce sondaj amaçlı geldiler. Birkaç yere sondaj vurdular, bu bölgede, yani Çatallı bölgesine ait topraklarda. Ve fındıktan sonra da bizim bölgemize girdiler. Sayaca topraklarına girdiler. Birkaç yerde numuneler, alındı. ÇED raporu alınması için şirket tarafından müracaat edilmiş. ÇED raporunun da gerekli olmadığı yönünde valimiz karar vermiş. Bunu da bize yayınlamak amaçlı bildiri gönderildi belediyeye, kaymakamlığımıza ve bize. 30 gün süreyle askıda tutacağız. Bununla ilgili çalışmalarımızı yaptık, mesai başladığında da dilekçelerimizi vereceğiz. Gereken yerlere müracaatımızı yapacağız. Şimdi maden sahası olarak bu yollarımız, bağlarımız, bahçelerimiz artık hepten gidecek yani. Artık burada yaşam olması mümkün değil. Artık terk etmek zorunda kalacağız. Ama tabii ki, elimizden geldiği kadar vatandaşların da yardımıyla, desteğiyle istemiyoruz madeni."
“Halk vaatlerle kandırılıyor”
Mahalle sakinlerinden Beytullah Ulubey, halka, "yerleriniz değerinin üzerinde kiralanacak, alan yeniden rehabilite edilecek" vaatlerinde bulunulduğunu belirterek, "Köye, çevreye çok zarar vermeden toprağın yüzeyindeki değerli tarım toprağını bir kenara istifleyip, yığıp, altından bentonit denen madeni 500 dönüm arazi içerisinde 100 metre derinliğe kadar bir madenden bahsediliyor, daha doğrusu topraktan bahsediliyor. Birinci etapta bu araziden bu tarım toprağı bu tarafa aktarılıp da bu arazilerin altından binlerce metreküp hafriyatın yapılması, daha sonra da sözde bu değerli tarım toprağının bu alanların üzerine doldurulup da tekrar fındık bahçelerine, tarlaya, ormana dönüşmesinden bahsediliyor. Fakat bunlar sadece işi oldu bittiye getirip, halka da 'kimi yerde yeriniz değerlenecek, çok değerin üzerinde sizin yerler gerekirse kiralanacak, gerekirse istimlak edilecek, siz hayli hayli zengin olacaksınız' diye ifadeler kullanılıyor" diye konuştu.
Ormanlık alana yol gitmediğini ifade eden Ulubey, "Buralara yol alabilmeleri için Sayaca veya Çatallı Mahallesi'nde bulunan şahıs arazilerinin alınması gerekiyor. Tabii burada vatandaş farkına varmadı önceden. Sondajlama faaliyetleri devlet kanalıyla yapılıyormuş gibi gösterildi ama ne emniyetin haberi var, ne kaymakamlığın haberi var, ne belediyenin haberi var, ne muhtarlığın haberi var. Onlar sadece basitçe bir su kuyusu açarmış gibi bir sondajlama faaliyetiyle burada bir proje oluşturmuşlar" dedi.
“İmza toplayıp mahkemeye gideceğiz”
En ufak bir yol çalışmasında bile heyelanların, su baskınlarının, göçüklerin ardı arkasının kesilmediğine dikkat çeken Ulubey, şunları söyledi: "Zaten burası, bu dere yatağı, Ordu'ya akan Civil İrmağı'nın dere yatağı. Bu madencilik esnasında dağlar, bahçeler talan olmuşken bu dere yatakları da muhakkak zarar görecek. Burada oluşan maden artıkları Civil İrmağı'yla Ordu'ya kadar ulaşacak. Burası doğadan apayrı bir yer değil, burası Civil İrmağı'nın gözü. Biz burada böyle bir çalışmanın olmasının köyümüze, çevreye, doğaya çok zarar vereceğine inanıyoruz. Biz de bu noktada mahkeme yolunu deneyeceğiz. Bu konuda kesinlikle yürütmenin durdurulması için mahkeme çalışmalarına başladık. Ayrıca kamuoyu oluşturabilmek için veya kurumların olaya biraz daha ciddi bakabilmeleri, toplumsal mutabakat sağlayabilecek eylemlerde, çalışmalarda bulunulması gerektiğine inanıyoruz. Önümüzdeki günlerde imza kampanyamızı devam ettiriyoruz. Binin üzerinde imza toplayıp 'ÇED gerekli değildir' raporunu inşallah iptal ettirteceğiz. Bu doğaya sahip çıkmak istiyoruz."
Ulubey, hayatlarının geçtiği topraklara sahip çıkacaklarını belirterek, "Benim kaderim atalarımın bulunduğu topraklara tekrar dönebilmektir. Hepimizin arzusu bu topraklarda er geç gençliğimizi, çocukluğumuzu yaşadığımız yerde geleceğimizin de olmasıdır" diye kaydetti.