Geçtiğimiz Dünya Kupası’nda oynadığı yarı finallere büyük bir sempati uyandırdıktan sonra aradan geçen dört yılda gücünü koruyan Fas Milli Takımı, bu turnuvaya gelirken de önemli bir favori olarak görülüyor. Afrika’nın resmi şampiyonu unvanlarının yanı sıra sahip oldukları yıldızlarla birlikte bu yakıştırmanın altını da dolduruyorlar. Öyle ki, futbolla hayli ilgili olduğu anlaşılan New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin The Guardian’ın eşleşme tablosu oyununda finalde Fransa’yı yenip Fas’a şampiyonluk vermesini sağlayacak kadar prim yapmış durumdalar.
Dünyanın çok büyük bölümü, farklı ülkelerden gelen yetenekleriyle kulüp takımlarında gözlerin pasını silen oyuncuları çıkaran Afrika’dan bir şampiyon yükselmesine elbette memnun olacaktır. Ancak Fas’ın politik konumu ve bu yıl Afrika Kupası finalinde yaşananlar, mazlumlar arasında sayılan Mağrib ülkesinin saf değiştirdiğine dair güçlü emareler taşıyor. O nedenle artık Fas’ı desteklemek, ağızlarda kekremsi bir tat bırakıyor.
Şöyle izah edelim. Fas, ülkeyi tıpkı Trump usulü bir şirket gibi yöneten Kral 6. Muhammed’in neo-liberal atılımlarıyla öne çıkıyor. Kral, Wikileaks sayesinde ağızlara sakız olan yolsuzlukları sümenaltı ettikten sonra yarattığı elitle el ele verip Fas’ı uluslararası sermaye için cazip bir limanına dönüştürdü. Benzer rejimlerin her zaman yaptığı gibi, sporu da bir arınma aracına çevirdi ve üst üste önemli etkinliklerle Fas’a yeni bir imaj satın aldı. Ülkenin, bu kupanın sonunda kuzey komşuları İspanya ve Portekiz’le birlikte ev sahipliğini devralacağı, aklınızın bir köşesinde bulunsun.
Fas, Arap ülkeleri arasında BAE’yle beraber soykırımcı Netanyahu tayfasına açıktan destek çıkan iki ülkeden biri. Bunun karşılığında Donald Trump’tan kopardıkları sözle bir oldubittiye getirdikleri Batı Sahra’yı resmi sınırları içine dahil etmiş durumdalar. Fas’ın Sahra’daki de-fakto ilhakı ABD ve İsrail tarafından tanındı. Kral’ın son dönemdeki en büyük dertlerinden biri, konjonktürü – ve gerektiğinde sporu – kullanarak yeni sınırlarını dünyaya kabul ettirmek.
Ülkenin ev sahipliğindeki son Afrika Uluslar Kupası’nın final maçında yapılanlar, Fas’ın artık iyiden iyiye paranın konuştuğu “Musk evrenine” entegre olduğunu gösteriyor. Herkesin gözü önünde pervasızca dönen dolaplara rağmen sahada Senegal’e kaybettikleri kupayı masa başında alan Fas, bir süredir “masumiyetini” kaybetmiş bir ülkedir.
Fransa 1998’de gruptaki son maçlarında İskoçya’yı 3-0’lık skorla sürklase ederek yenmelerine rağmen, Brezilya’nın 1-0 önde girdiği son dakikalarda yediği iki golle Norveç’e yenilmesi sonucu Fas gruptan çıkamamıştı. Aynı dönemde zirve yapan büyük atletleri Hişam El Geruj’un (iki hafta sonra Roma’da 3:26.00’lık inanılmaz 1500 metre dünya rekorunu kıracaktı) hayranı olduğum için gönülden desteklediğim Fas’ın başına gelen bu olay beni hayli öfkelendirmiş ve sonrasında futboldan erkenden soğumama neden olmuştu. Şimdi ise güçlünün hukukunu işletiyor olmaları, karşılarında konumlanmak için tek başına yeterli.