Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, geçici koruma altındaki Suriyelilere çalışma izni muafiyeti getirildiğini duyurdu. Çiftçi, Suriye’ye geri dönüşlere ilişkin, “Ülkemizde tüm yabancılar gibi Suriyelilerin de kayıtlı istihdamını önemsiyoruz. Bu anlamda Suriyelilerin karşıladığı iş gücü ihtiyacını da dikkate alarak çalışma izni alma zorunluluğunu kaldırdık ve geçici koruma kapsamındaki yabancılara çalışma izni muafiyeti getirdik” ifadelerini kullanmıştı.
Suriye’de HTŞ’nin yönetimi ele geçirmesinin ardından yaklaşık son iki yıldır, Suriyelilerin gönüllü geri dönüşüne dair veriler bakanlıklar tarafından paylaşılıyor. Bir yandan geri dönüş için çeşitli adımlar atılırken bir yandan Suriyelilerin geri dönüşü özellikle Adana, Antep, Urfa ve Hatay’da tekstil patronlarını mustarip ediyordu. “Eleman bulamıyoruz”, “Giderlerse batarız” ibareleri basında birçok tekstil patronu ağzından yansıtılmış ibareler arasında yer alıyor.
2024’te MÜSİAD ile Uluslararası Teknolojik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfının (UTESAV) hazırladığı ‘Türkiye’nin göç raporunda göçmenlerin ucuz emeğinden daha etkin yararlanılması amacıyla hukuki ve sosyal engellerin aşılması için öneriler sıralanıyordu. 81 ilden 425 şirket ile yapılan anket üzerine inşa edilen raporun özetinde Türkiye kapitalizminin ihtiyaç duyduğu nitelikli ve ucuz iş gücü ihtiyacını karşılamak üzere göçmen emeğinden, yeni pazarlar için göçmen sermayesi ve ilişkilerinden daha fazla yararlanmak için adım atılması isteniyordu. Ankette göçmen çalıştıran şirketlerin yüzde 75’i “Yerli işçi bulamadıkları”nı iddia ediyordu. Göçmen işçi çalıştırmayan şirketlere çalıştırmama nedenleri sorulduğunda ise büyük oranda “Çalışma iznini almanın zorluğu” yanıtı veriliyordu.
Patronlar iş gücü maliyetlerinden şikayet ederken iktidar da göçmenlerin çalıştırılmasının kolaylaşması adına adım attı. Türkiye’de hâlâ 2.2 milyon Suriyeli bulunuyor. Halihazırda tüm yabancı çalışanlara ödenen ücretlerin, Çalışma Bakanlığının belirlediği yasal taban ücretlerin altında olması yasak. Bu tutar sektöre ve işin uzmanlık seviyesine göre değişiyor. Fakat “geçici koruma” kapsamındaki Suriyeli işçiler bu kapsamdan çıkarılacak. Bu her alanda Suriyeli güvencesiz, ucuz işçi anlamına geliyor.
Ortam patronlar için hazırlandı
Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı’ndan Yıldız Önen, konuya ilişkin Esad sonrası süreçte öne çıkanlardan başlayarak çerçeve çiziyor: “Esat sonrası dönemde Suriye’ye gönderilmesi için üzerlerindeki baskı oldukça artırıldı. Önce üniversite öğrencilerinin normal Türkiyeli öğrenciler gibi düşük harç ödemeleri kaldırılmış, uluslararası öğrencilerle aynı konuma getirilmişlerdi. Bu Suriyeli öğrencilerin yüksek öğrenimdeki sayılarını oldukça azaltmıştı. 2025 yılında nisan ayında aile hekimleri kayıtlarından çıkarıldılar. Onun yerine İstanbul’da 500 bin Suriyeli için 33 tane küçük göçmen sağlık merkezlerine yönlendirildiler. Aile sağlık merkezlerinde devam etmek isteyenler kişi başı ayda 3 bin TL ödemek zorunda bırakıldılar. Ardından ocak 2026’da genel sağlık hizmetinden çıkarıldılar. Aslında adım adım geri dönüş için zemin hazırlandı”
Önen’e şimdi Suriyeli mülteciler için bahsedilen çalışma izni muafiyetini soruyoruz. Önen, “Suriyelilerin iş yerlerinde çalıştırılma sebepleri genellikle sigortasız olmaları ve düşük ücretle çalışmalarıydı. Çalışma izni muafiyeti verilmesi iş yerlerinde patronların onları sigortalı hale getireceği anlamına gelmiyor. İşçilerin üzerinde baskı oluşturuyorlar.” ifadelerini kullanıyor.
Önen patronların bir yandan işçileri sigortasız çalışmaya mecbur bırakacağını ifade ederken öte yandan “Ayrıca bu adımlar geçici koruma yönetmeliğinin kaldırılması için atılıyor. 10-15 yıldır Türkiye’de yaşayan, burada öğrenim gören, çalışan Suriyeliler şimdi koşulları yaşamaya hazır olmayan Suriye ve burada güvencesiz çalışma koşulları arasında kalacak. Böylece patronlara sigortalı işçi çalıştırma baskısı yerine alana daha fazla ucuz işçi sürülmüş oluyor” dedi.