Meral Akşener'in genel başkan olduğu dönemde 5 milletvekiline sahip olan İYİ Parti, CHP'den pazarlıklarla ve kirli oyunlarla istifa ettirilen 15 milletvekili sayesinde 20 vekile ulaşıp Meclis'te grup kurmaya hak kazanmıştı. Yaşanan sürece iktidardan "siyasi onursuzluk" tepkisi gelirken, bugün demokrasi ve sandıktan dem vuranlar işi pişkinliğe vurarak sus-pus kesilmişti.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisi tarafından düzenlenen "İyilik İçin Adalet: Türk Hukuk Çalıştayı"na katıldı. Çalıştayda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, milletvekilleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile akademisyenler de yer aldı.
Dervişoğlu, Türkiye'nin hukuk tarihinin belki de en kritik kavşaklarından birinde durduğunu iddia ederek, "Bir tarafta 10 yıllar içinde kademeli olarak çözülen anayasal denge ve denetim mekanizmaları, öte tarafta yapay zekâdan dijital haklar alanına, seçim güvenliğinden yargının bağımsızlığına uzanan dev bir reform gündemi bekliyor bizleri. İşte tam bu kavşakta, tarihin bize verdiği bu ağır sorumlulukla sizleri bu salona davet ettik. Bir kişiyi yerinde tutmak amacıyla Anayasa'nın çiğnenmesini, hukukun çiğnenmesini, demokrasinin ve millet iradesinin ayaklar altına alınmasını kabul edebilmek asla mümkün değildir. Hukuk, güçlünün aracı olamaz. Hukuk, iktidarın meşruiyet örtüsü ve kalkanı olamaz. Biz İYİ Parti olarak adalet, hürriyet ve eşitlik davasını savunurken her zaman şu gerçeğin altını çiziyoruz; iktidarın otoritesi ile bireyin hürriyeti arasındaki o tarihi çatışma, ancak ve ancak insan onurunu merkeze alan tam teşekküllü bir hukuk devletinde sükûnete erer" diye konuştu.

YARGIYI HEDEF ALDI
İktidarın kötüye kullanılması tehlikesini bertaraf etmek için denge ve denetim mekanizmalarının şart olduğunu savunan Dervişoğlu, "Türkiye'ye dayatılan ve adına 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi' denilen bu ucube yapı, yürütme, yasama ve yargıyı tek elde toplayarak yozlaşmayı bizzat sistemin kendisi haline getirmiştir. Eğer bugün Türkiye'de, 'Bir yargı kararıdır' denilip geçilemeyen, vicdanlarda kara bir leke olarak kalan kararlar varsa, bu kararlar siyasi iktidara yakınlık ya da uzaklığa göre veriliyorsa, orada 'tedbir devleti' işlemekte demektir. Türkiye'nin üniter devlet yapısı; toprak bütünlüğünün ve milli birliğin kırmızı çizgisidir, güvencesidir. Federalizm ya da özerklik tartışmaları ülkemiz açısından bir tehdittir. Ancak biz üniter yapıyı savunurken, Meclis'in gücünü tek adama teslim etmeyi reddediyoruz. Yürütmenin yasamaya hesap verdiği, iktidarın sonsuz sürmeyeceği, çoğulculuğu ve denetimi sağlayan bir parlamenter sisteme geçiş anayasal reformumuzun birinci önceliğidir.
Hukuk devleti revizyonu ve insan hakları açısından şunu söylemek gerekir ki; insan hakları kağıt üzerinde kalamaz. İfade özgürlüğü anayasal güvence altındayken gazeteciler yargılanıyorsa, örgütlenme özgürlüğü varken sendikacılar gözaltına alınıyorsa, belediye başkanları sabah operasyonlarında ensesinden bastırılarak tutuklanıyorsa, orada hukuk devleti yoktur" diye konuştu.

DEMOKRASİYİ VE SANDIĞI HATIRLADI
Yargı bağımsızlığının bir hak olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, "Hakimler ve Savcılar Kurulu'nu yürütmenin siyasi tahakkümünden tamamen arındıracağız. Karar kürsüsündeki hakimi coğrafi teminata, iddia makamındaki savcıyı liyakate, savunmadaki avukatı ise müvekkilini savunurken yargılanma korkusu taşımayacağı tam bir hürriyete kavuşturacağız. Aynı şekilde hukukun güven kapısı olan noterlerimizin mesleki sorunlarını çözecek, dijital dönüşüme entegrasyonlarını hızlandıracağız. Teknoloji inanılmaz bir evrim geçirdi. Büyük veri, algoritmik karar alma ve yapay zekânın yargı süreçlerine etkisi, kişisel verilerin korunması ve siber güvenlik artık bugünün konusudur" dedi.
2018'in Nisan ayında CHP'li 15 vekilin kilitli kapılar ardında yapılan pazarlıklarla istifa ederek İYİ Parti'ye katıldığını çok çabuk unutan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "İYİ Parti, Türkiye'yi AB standartlarında dijital haklar çerçevesine kavuşturacak vizyona sahiptir. Bunu da mutlaka hayata geçirecektir. Demokrasilerde sandık namustur. Rekabetin sonucu mahkeme salonlarında değil, milletin önüne konulan sandıkta belirlenmelidir" sözlerini sarf etti.
"DEVLETİN DERİNİ OLMAZ, HUKUKU OLUR"
Dervişoğlu, yarın kamuoyuyla paylaşılacak olan "Hukuk Vizyon Belgesi"nin bu çalıştayın mirası olarak Türk demokrasi tarihine altın harflerle kazınacağını ifade etti.
Dervişoğlu, "Devlet olanaklarının iktidar partisi lehine pervasızca kullanıldığı eşitsizliğe son verecek, Yüksek Seçim Kurulu'nun bağımsızlığını kurumsal bir zırha büründüreceğiz. Türk siyasetini zehirleyen, hesap vermeyen gizli güç merkezlerini meşrulaştıran 'derin devlet' safsatasını kökünden reddediyoruz. Bizim felsefemiz şudur; bir devletin derini olmaz, hukuku olur. Türkiye bugün bu yeniden inşanın, bu büyük restorasyonun eşiğinde durmaktadır. Bu eşikte atacağımız adım, önümüzdeki 10 yılların siyasi, ekonomik ve toplumsal kaderini belirleyecektir. Ve o adımı atacak olan kadrolar; vicdanını kiraya vermemiş hakimler, savcılar, korkusuz avukatlar, kalemini satmamış gazeteciler, liyakatli akademisyenler ve milletin hakiki temsilcileridir. Bu çalıştayın amacı siyasi bir kavga vermek değil, Türkiye'nin ortak aklını üretmektir. Tarih bugün bu salona kulak verecektir" dedi.