Diş çürüklerinin sentetik dolgularla kapatılması, kaybedilen dişlerin ise implantlarla değiştirilmesi gelecekte yerini biyolojik tedavilere bırakabilir. BBC’nin haberine göre ABD ve İngiltere’deki araştırma ekipleri, kök hücreler, diş oluşturan hücreler ve biyomühendislik yöntemlerinden yararlanarak hasarlı diş dokularını yenilemenin ve tamamen yeni dişler yetiştirmenin yollarını arıyor.
Araştırmaların hedefi, diş hekimliğini hasarı geçici malzemelerle tamir eden bir alandan, dokuların kendi kendini iyileştirmesini sağlayan rejeneratif bir tedavi modeline dönüştürmek.
DOLGULARIN YERİNİ “CANLI DOKULAR” ALABİLİR
Geleneksel dolgu tedavisinde dişin çürümüş kısmı temizleniyor ve oluşan boşluk yapay bir malzemeyle kapatılıyor. Ancak dolguların ömrü kişiye ve kullanılan malzemeye göre değişiyor. Hastalar yıllar içinde aynı dişe yönelik birden fazla müdahaleye ihtiyaç duyabiliyor.
Illinois Chicago Üniversitesi’nden ağız biyolojisi profesörü Anne George, dişin mine tabakasının altında bulunan dentinin kendisini onarmasında rol oynayan proteinleri araştırıyor.
Bu çalışmaların başarılı olması hâlinde, çürük nedeniyle zarar gören dişlerin yeni dentin üreterek boşluğu kendi dokusuyla doldurması mümkün olabilir. Böylece yapay dolgular yerine dişin biyolojik onarım mekanizması kullanılabilir.
KÖK HÜCRELERDEN DİŞ MİNESİ ÜRETİLDİ
Washington Üniversitesi’nden biyokimyacı Hannele Ruohola-Baker’ın ekibi ise diş minesini oluşturan hücrelere odaklanıyor.
Mine üreten ameloblast hücreleri, diş ağız içine çıktıktan sonra yok olduğu için insan vücudu hasar gören mineyi doğal olarak yeniden oluşturamıyor.
Araştırmacılar, kök hücreleri kimyasal sinyaller yardımıyla mine üreten ameloblastlara ve dentin üreten odontoblastlara dönüştürdü. Bu hücrelerin laboratuvar ortamında bir araya getirilmesiyle mine proteinleri salgılayan diş benzeri küçük organ yapıları, yani organoidler oluşturuldu.
Gelecekte bu proteinlerin çatlamış dişlerin üzerine uygulanması veya biyolojik dolgu malzemelerinde kullanılması hedefleniyor. Araştırma ekibinin uzun vadeli amacı ise dişi oluşturacak hücreleri hastanın ağzına yerleştirerek yeni bir dişin doğal ortamında gelişmesini sağlamak.
İMPLANTLARA BİYOLOJİK ALTERNATİF
Diş implantları kaybedilen dişlerin yerine yaygın biçimde kullanılıyor. Ancak implantlar doğal dişlerdeki sinir ve bağ dokularına sahip değil. Bu nedenle çiğneme basıncı doğal diş kadar hassas biçimde algılanamayabiliyor.
İmplant çevresinde bakterilerin birikmesi de dokularda iltihaplanmaya yol açabiliyor. Yapay diş kronlarının ise belirli aralıklarla yenilenmesi gerekebiliyor.
King’s College London’da rejeneratif diş hekimliği alanında çalışan Ana Angelova Volponi, laboratuvarda geliştirilecek biyolojik dişlerin implantlara göre daha doğal ve kalıcı bir seçenek olabileceğini düşünüyor.
Volponi’nin ekibi, yetişkin insan diş eti hücrelerini farelerden alınan diş oluşturucu hücrelerle birleştirerek gelişmekte olan köklere sahip diş benzeri yapılar üretmeyi başardı.
Araştırmacılar şimdi, hücrelerin tamamen işlevsel bir diş biçiminde organize olmasını sağlayacak biyolojik talimatları ve destek malzemelerini geliştirmeye çalışıyor.
MİNİK DOMUZLARDA İNSAN BENZERİ DİŞLER GELİŞTİRİLDİ
Tufts Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden Pamela Yelick’in ekibi ise insan ve domuz diş hücrelerini kullanarak yetişkin Yucatan minik domuzlarında insan dişine benzeyen yapılar geliştirdi.
Domuzların çene yapısında henüz çıkmamış birden fazla diş tomurcuğu bulunması, araştırmacılara mine oluşturan hücrelere ulaşma imkânı sağladı.
İnsan dişlerinden alınan dentin üretici hücreler ile domuzlardan elde edilen mine üretici hücreler, gelişmekte olan bir dişin ortamını taklit eden biyolojik bir iskele üzerinde birleştirildi.
Yaklaşık üç ay sonunda doğal dişlere yakın hızda gelişen diş benzeri yapılar oluştu. Çalışma, laboratuvar ortamında yetiştirilen dişlerin biyolojik olarak mümkün olabileceğine ilişkin önemli bir kanıt olarak değerlendirildi.
Araştırmacıların nihai hedefi, herhangi bir hayvan hücresi kullanmadan insan hücrelerinin kişinin ağzında yeni bir diş oluşturmasını sağlamak.
İNSANLARDA UYGULANMASI İÇİN HENÜZ ERKEN
Bilim insanları elde edilen sonuçların umut verici olduğunu, ancak rejeneratif diş tedavilerinin yakın zamanda kliniklerde uygulanmasının beklenmemesi gerektiğini vurguluyor.
İnsan deneylerine başlanmadan önce yöntemlerin güvenliği ve işlevselliğinin hayvanlar ve insan dışı primatlar üzerinde ayrıntılı biçimde araştırılması gerekiyor. Ayrıca yeni dişin çene içinde doğru yönde, uygun büyüklükte ve çevredeki sinirlerle bağlantılı şekilde gelişmesini sağlayacak ortamların oluşturulması gerekiyor.
Araştırmalar yalnızca diş hekimliği açısından değil, farklı organların ve kemiklerin laboratuvarda üretilmesi bakımından da önem taşıyor. Dişler; mine, dentin, kök, sinir, damar ve bağ dokusunu aynı yapıda birleştiren oldukça karmaşık canlı organlar olarak kabul ediliyor.
Uzmanlara göre yeni tedavilerin hastalara ulaşması yıllar alabilir. Ancak çalışmalar başarılı olursa gelecekte diş hekimi ziyaretleri, çürüğün kazınıp yapay bir dolguyla kapatılması yerine dişin kendi dokusunu yenilemesini sağlayan biyolojik uygulamaları içerebilir.