TEPAV Para Politikası Çalışma Grubu’nun Haziran 2026 tarihli 28’inci Para Politikası Değerlendirme Notu yayımlandı. Notta, Merkez Bankası Kanunu’nun 42’nci maddesi hatırlatılarak belirlenen enflasyon hedeflerine ilan edilen sürelerde ulaşılamama olasılığının ortaya çıkması halinde nedenlerin ve alınacak önlemlerin kamuoyuna açıklanması gerektiği ifade edildi. Değerlendirmede ayrıca, mevcut koşullar altında 2026 yıl sonu enflasyonunun güncellenen hedefin oldukça üzerinde gerçekleşmesinin beklendiği vurgulandı.
ENFLASYONDA YÜKSEK SEYİR SÜRÜYOR
Değerlendirme notuna göre, Mayıs 2026 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 32,6 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye’nin bu oranla G20 ülkeleri arasındaki en yüksek enflasyon oranlarından birine sahip olduğu belirtilen notta, aylık enflasyonun ise yüzde 1,71 olarak kaydedildiği aktarıldı. Yıllık enflasyonun son 11 aydır yüzde 30,9 ile yüzde 33,5 arasında dar bir bantta seyrettiğine dikkat çekildi.
Notta, enflasyon beklentilerinin hâlâ çıpalanamadığı ve bunun fiyatlama davranışlarında atalete yol açtığı belirtilirken, toplumun her kesiminden ekonomi programına yönelik şikayetlerin arttığı ifade edildi.


ORTA DOĞU’DAKİ GELİŞMELER RİSKLERİ ARTIRIYOR
TEPAV, hem yurt içinde hem de küresel düzeyde yaşanan gelişmelerin makroekonomik istikrarın ve yapısal temellerin güçlendirilmesinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. Raporda, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaş nedeniyle enerji, emtia ve uluslararası taşımacılık fiyatlarına ilişkin önemli belirsizliklerin sürdüğü kaydedildi.
Enflasyonla mücadelenin sürdürülebilirliği ve kalıcı olarak düşük enflasyon düzeyine ulaşılmasının giderek zorlaştığı ifade edilen notta, mevcut şartlar altında yıl sonu enflasyonunun güncellenen hedefin oldukça üzerinde gerçekleşmesinin beklendiği bildirildi.
“EKONOMİ PROGRAMINDAKİ EKSİKLİKLER GİDERİLMELİ”
TEPAV değerlendirmesinde, temel sorunun uygulanmakta olan ekonomi programının önemli eksiklikler içermesi ve programın sürdürülebilirliğine dair şüphelerin giderilememesi olduğu belirtildi. Bu çerçevede, belirsizliklerin yüksek olduğu bir dönemde kontrol altındaki belirsizliklerin azaltılmasının önem taşıdığı vurgulandı.
Raporda, adil ve hızlı çalışan bir yargı sisteminin oluşturulması, hukukun üstünlüğünün sağlanması ve demokratik değerlere saygının güçlendirilmesinin ekonomik sorunların çözümü açısından öncelikli olduğu ifade edildi. Ayrıca geniş kesimler tarafından benimsenebilecek yeni bir kalkınma stratejisine ihtiyaç bulunduğu kaydedildi.
Maliye politikasının enflasyonla mücadeleyi desteklemesi gerektiği belirtilen notta; kapsamlı vergi reformu yapılması, kayıt dışılıkla etkin mücadele edilmesi, kamu harcamalarının etkinlik ve verimlilik esasına göre yeniden yapılandırılması, koşullu gelir garantilerinin gözden geçirilmesi ve bütçe açığını azaltıcı önlemlerin hayata geçirilmesi önerildi.
KURUMSAL BAĞIMSIZLIK VURGUSU
Raporda, fiyatlama davranışlarında atalete yol açan yapısal sorunların giderilmesi, rekabet ortamının iyileştirilmesi ve şirketler kesimiyle uzlaşma çabalarının artırılması gerektiği belirtildi. Bunun yanında TCMB, TÜİK ve BDDK gibi kurumları politik baskılara karşı bağımsız kılacak yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi çağrısında bulunuldu. Verimliliği artıracak, yeşil dönüşümü hızlandıracak, eğitimin niteliğini yükseltecek ve gelir eşitsizliğini azaltacak yapısal reformların sürdürülmesinin önem taşıdığı ifade edildi.
FAİZ KORİDORUNUN KORUNMASI ÖNERİLDİ
Para Politikası Çalışma Grubu, sonuç bölümünde Merkez Bankası Kanunu’nun 42’nci maddesi kapsamında kamuoyuna açıklama yapılması gerektiğini yinelerken mevcut para politikası çerçevesinin korunmasını önerdi. Buna göre gecelik borç verme faizinin yüzde 40’ta, repo faizinin yüzde 37’de ve gecelik borçlanma faizinin yüzde 35,5’te tutulması tavsiye edildi.