Ana içeriğe geç

Kılıçdaroğlu: Benden niye korkuyorlar, çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar; hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığına atanan Kemal Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararının ardından ilk kez televizyonda gazetecilerin sorularını yanıtlıyor.

Kılıçdaroğlu: Benden niye korkuyorlar, çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar; hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir
Evrensel
16

Kılıçdaroğlu, Sözcü TV’de gazeteciler Barış Terkoğlu, Senem Toluay Ilgaz ve Aslı Kurtuluş Mutlu’nun sorularını yanıtlıyor.

Yayın öncesinde soruları gazetecilerden talep ettiği iddia edilen Kılıçdaroğlu, bu iddiaya, “Hiçbir zaman soruları talep etmedim. Öyle bir şey yok.” yanıtını verdi.

İlk olarak “Tepkiler karşısında kendinizi hiç sorguladınız mı?” sorusuna yanıt veren Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:

“Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim sizce ne olurdu? Mutlak butlanda sadece ben gelmiyorum. Eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden niye korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar. Bu partinin kültüründe ciddi bir itiraz kültürü vardır. Hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir. Mahkeme partiye kayyım atarsa ben bunu kabul edemem ama mutlak butlan kararı verilirse ben buna bir şey diyemem. Partiyi hiçkimsenin şaibe iddia edemeyeceği bir kurultay yapın.”

Kararın çıkacağından haberi olup olmadığı yönündeki soruya yanıt veren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Ben kararın çıkacağını bilseydim bir gün önceden böyle video yayınlar mıyım?Ben zaten belli dönemlerde normal videolar çekiyorum. Bakın eğer bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir gün bir yargıçla konuştuğumu ya da herhangi bir ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız ben yarın sabah CHP Genel Başkanlığını bırakıyorum.Böyle olaylar doğrudan doğruya yıpratma amacıyla ortaya atılıyor. Arınmaktan bahsediyorum videoda. Daha önce de söyledim, defalarca kez söyledim. Partinin kirlilikten arınması lazım nokta. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. Bu parti kirliliği kabul etmez. Tarihte bize komünist dendi, faşist dendi, dinsiz parti dendi. Ancak hiçbir zaman, hiçbir dönemde partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik hiçbir söz söylenmedi. Partinin temel özelliği ahlaki kültürünün yüksek olmasıdır. CHP’li birisi konuştuğunda herkes dikkatle dinler, çünkü bilirler ki bu kişinin ahlaki üstünlüğü vardır. Ahlak üzerinden bütün eleştiriler dikkate alınmalıdır. Parti asla kirliliği kabul etmez.”

Erdoğan ile iş birliği yaptınız mı?

“Erdoğan’ı her zaman eleştirdim. Özgür Bey dedi ki Erdoğan ile müzakere edeceğiz. Neyi müzakere edeceksiniz? Erdoğan ile işbirliği, diğerleri ile işbirliği yapıldığı söyleniyor. Erdoğan ile bir kişi 2 saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da partinin sorunlarını görüştük deniliyor. CHP Genel Başkanı, AKP’nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor? Ey Özgür Özel sen ne görüştün, CHP’nin nelerini görüştün sen?”

Kılıçdaroğlu konuşmasının devamında şunları söyledi:

“Hiç kimse benim ahlakımı sorgulamaz. Kocaoğlu 397 yılla yargılandı. Bir miting yaptık. Yılmaz Büyükerşen yargılandı mı? Yargılandı. Belediye meselesini asla parti meselesi haline getirmedik. Bizden uzman, avukat isterseniz göndeririz ama olayı parti meselesine dönüştürmeyiz. Şimdi siz yapılan harcamaları denetleyeceksiniz. Benim dönemimde belediyeler denetleniyordu. Sayıştay gidip bakıyordu. Olamaz, olmaz.”

Sizin kurultayı kaybetmenizden sonra mı yolsuzluk ve rüşvet alındı?

“Gazeteci olarak şunun üzerinde durmuyorsunuz. Hazine’den gelen parayla belediyeden gelen para aynı şey olur mu? Bir cepten alıp bir cebe... Garibana sor, ‘Öyle şey olmaz’ der. Hiçbir gazeteci çıkıp ‘sayın Özel bunu nasıl söylüyorsunuz?’ demiyorsunuz. Herkes orayı unutuyor. Belediye parayı verdim diyor değil mi? Kim diyor? Parayı veren adam diyor? O genel başkan yardımcılarından tazminat davası açan var mı? Siz niye sormuyorsunuz arkadaş? ‘Gidip rüşvet verdim’ diyorlar. Niye takip etmiyorsunuz? Para aldım, yalan söyledim desem siz benim hakkımda dava açmaz mısınız? Genel başkan hangi gerekçeyle dava açmaz? Meclis’te 250 bin dolar poşet içinde bulunmuş. Haberi yazan hakkında dava açıldı mı? Ben bunu sormak zorundayım.”

Meclis başkanı böyle bir olay yok dedi ama hatırlarsınız.

“Ben o Meclis başkanının da neler yaptığını biliyorum. Tutanak tutuldu. Diyelim ki böyle bir şey yok, olmadı diyelim. Bu haberi yapan kişi hakkında Meclis başkanını da göstererek dava açmaz mısınız? Bunları yapmadan ahlaki üstünlüğü sağlayamazsınız. Siyasi demeç verirsiniz, siyasi tutuklu olursunuz ama kişisel çıkara, zenginleşmeye yönelik kapıyı CHP tarih boyunca açmadı, açamaz.”

İmamoğlu Saray kayyımı derken sizden bahsediyor.

“Öyle bir niyetim yok. Arınma, temizlik kavramı önemlidir. Erdoğan’ı en çok ve en sert eleştiren ve bu konuda mahkum olan, tazminata mahkum edilen kişi de benim genel başkanlar arasında. Bugün de eleştiriyorum. Dünyanın lafını ettik, hala da ediyorum. Kim getirdi memleketi bu hale? Çeteleri memleketin başına bela eden Erdoğan değil mi?”

Siz İBB iddianamelerini okudunuz mu, takip ediyor musunuz?

“Ben hukukçu değilim. Tamamını okudum dersem yalan söylemiş olurum. Tüm tutuklu belediye başkanlarıyla ilgili komisyon kurduk. Komisyon bana özet getirir. Benim bütün iddianamaleri okuma şansım yok zaten.”

Erdoğan hangi dönem olursa olsun benim dönemime bakmayın, AK Parti dönemine bakmayın diyor. Siz de öyle diyorsunuz. İmamoğlu siz cumhurbaşkanı seçilseydiniz tüm topluma cumhurbaşkanı yardımcısı olacağını taahhüt ettiğiniz bir isim. Baba-oğul gibiyiz dediğiniz bir isim.

“Sadece Ekrem Bey mi tutuklu? Partinin pek çok belediye başkanı sorumlu ve tutuklu şu anda. Biz komisyonu bunun için kurduk. Siz kalkıp da kendisine rüşvet verdim diyen adama dava açamıyorsa ben ne yapacağım? “

İmamoğlu sizin için şu anda hangi noktada?

“Tutuklandığında eve gittim, basın açıklaması yaptım. Bugün de aynı yerdeyim. Orada ne söylediysem bugün de aynı şeyi söylüyorum. Sadece CHP’de mi yolsuzluk var sizin de dediğiniz gibi.”

Sonra Terkoğlu Kılıçdaroğlu’nun söz konusu açıklamasını okudu:

“CHP 100 yıllık bir parti ve zaten bir mücadele partisi. Geçmişte de genel başkanlarımız hapse atıldı, tutuklamalar oldu, mal varlıklarına el kondu. Bunların hepsini yaşadı CHP. Dolayısıyla böyle baskıların arttığı her dönemde partimizin önemli aktörleri gözaltına alınıyor, ya tutuklanıyor ya da hapse atılıyor. Dolayısıyla şimdi de tek adam döneminde bir kişinin gelip yasamayı, yargıyı, yürütmeyi kontrol ettiği bir süreç yaşıyoruz. Herkes şöyle ya da böyle bir şekliyle mağdur ediliyor. Bizim görevimiz de mücadele etmek.

Yani haksızlıklara karşı, adaletsizliklere karşı mücadele etmektir. Milletvekili arkadaşlarımız, belediye başkanlarımız, sadık partililerimiz, adalet konusunda duyarlı olan ama partili olmayan vatandaşlarımız... Bunların hepsi bir şekilde tepkilerini zamanı gelince ortaya koyacaktır. Bu açıdan Ekrem Bey’e ve ailesine sahip çıkmak hepimizin ortak görevidir. Ama işte diktatörlerin olduğu, baskıların, eşitsizliklerin olduğu bir ortamda maalesef bunları yaşıyoruz.”

Ama sadece CHP'li belediye başkanları tutuklu..

“Yolsuzlukta çifte standart uygulaması doğru değil, yanlıştır diyorum. Kamu vicdanını yaralar diliyorum. Orada bir şey daha var. Belediye başkanlarının tutuksuz yargılanmalarını da orada söyledim. Soruşturma açılabilir.”

Biz hâlâ o noktadayız diyorsunuz ama Fatoş Pınar Türker iki çocuğuyla tehdit edilip çıplak aramaya maruz kalıyor. İnsanlar etkin pişmanlıkçı olsun diye uğraşılıyor. Siz bunları konuşmuyorsunuz.

“Ben bu arkadaşları hapishanede ziyaret ettim.”

İmamoğlu şu anda sizin onun yanında olduğunu düşünüyor mu sizce?

“Yanımda olur, karşımda olur ben onu bilmem. Hatta bir bayram günü tatildeydim. Belediye başkanlarının tümünü gittim, ziyaret ettim.

DHKP-C’den Sarıyer Belediye Başkanımız mahkum. DHKP-C mi kaldı? Siz niye bunu sormuyorsunuz? Bundan ötürü bir belediye başkanı hapse mi atılır yahu?”

İnsanlar sizi yanında hissetmiyor...

“Bizden avukat isterlerse, uzman isterlerse göndeririz, hepsini yaparız. Yılmaz Büyükerşen de yargılandı...”

İstemeleri mi gerekiyor?

“İsteyebilirler. İzmir Büyükşehir istedi. Uzman istediler, gönderdik. Sonunda beraat etti.

Sorun şurada. Biz kişisel çıkara dönük bir şey olmadığı sürece... Hiçbir belediye başkanı mahkum olamaz.”

O zaman yargının bağımsız olduğunu düşünüyorsunuz?

“Yargının bağımsız olmadığını en çok söyleyen benim.”

Herhangi bir belediye başkanı suçlu bulunur ve mahkumiyet kararı alınırsa olabilir yani sizin için. Onu soruyorum.

“Atalay’ın, Demirtaş’ın, Kavala’nın mahkum olması yargı bağımsızlığından mı? Hayır. Ama bakın onlar siyasi dava. Bunlar siyasi dava değil. İkisinin arasında büyük fark var.

Peki yolsuzluk da siyasi dava olamaz mı?

“İtirafçılar iş yaptıkları adamlar. Verdim diyorlar. Olay çıkıyor, banka havalesi geliyor. Bir kişinin hesabına yatıyor. Seferihisar’daki olay... Siyasi mi diyeceğiz buna? Belediye başkanı siyasi bir nedenden içeri atılsa hesabını sormak zorundayız, sorarız.”

Yolsuzluktan tutuklandıklarında biz buna siyasi mi diyeceğiz dediğimizde kamuoyunda karşılığı olmuyor.

“Kamuoyunu yönlendiren sizsiniz, ben değilim. Siz gazetecisiniz değil mi, takipte bulunacaksınız. Az önce söyledim. Rüşvet verdim diyor. Niye dava açılmıyor? Niye sormuyorsunuz? İftira atılan kişi dava açmak zorunda ya.

Güncellenecek...

Kaynağa Git

İlgili Haberler