Arınma, temizlenme, durulma sözcükleri genel olarak doğal özelliğini, saflığını ve temizliğini yitiren, kirlenen nesneler, varlıklar, inançlar için kullanılırlar. Eşya ve cansız varlıklar, nesneler için daha çok temizleme, durulama işlemi insanlar tarafından yapılır yıkanır, temizlenir.
Arınma ise bireyin kendisi tarafından yapılır. Yaşadığı çevre, toplum, gelenekler, eğitim ve kültür yapısı inançları, ekonomik ve sosyal yapısı ile ilgili her şeyi kapsar ve aynı zamanda ömür boyu sürecek ve başkaları tarafından da yapılamayacak bir kavramdır.
Birey ilk önce kendisi ile bir iç hesaplaşma yaparak özeleştiri ile kendini arındırabilir. Özeleştirisini cesaretle ve yüksek sesle yapamayanlar kirlerinden arınamazlar, bu durum yakın çevresi tarafından hilekar, sahtekar vb. olarak değerlendirilir.
İkinci olarak yaşanılan toplumdan çevreden gelen doğru eleştirilere karşı alınan tutumdur. Çünkü birlikte yaşamanın veya olmanın en önemli avantajı birbirimizi daha iyi tanımak ve kontrol emektir. Başka yerde yaptığını kendi çevrende yapamazsın eleştiri olarak döner. Böyle biri arınmış sayılır mı?
Aslında yaşadığımız dünya sistemi adı ne olursa olsun kapitalist bir sistemdir ve kirlidir. İçindeki her şeyi de kirlettiği için arınmanın hiç de kolay olmayacağı ortada. Belki daha ilkeli ve dürüst yaşayarak biraz temiz kalabiliriz.
CHP Genel Başkanı olan K. Kılıçdaroğlu, ülkeyi 23 yıldır yöneten tek adam sistemine karşı birkaç yıl önce Ankara'dan İstanbul'a yürüyüş yaparak hak, hukuk, adalet talep etmişti.
Partinin 13 yıldır başında bulunan ve ilginçtir hep yenilen ve son kongrede ise tekrar yenilip başkanlığı kaybeden K. Kılıçdaroğlu (K.K)'nun yine partisinin yakınında bir siyasi büro açarak iki yıl sonra önde gelen bütün hukukçuların siyasi ve haksız bulduğu bir mahkeme kararıyla sabahın erken saatinde polis gücüyle parti Genel Merkezinin kapılarını kırarak gaz ve su sıkarak zorla işgal etmesi nasıl açıklanır?
İlginçtir ilk açıklamasıda gaz dumanı içinde, "Ben geldim. Önce partiyi sonra toplumu arındıracağım" diyerek masumiyet karinesi denen ilkeyi de hesaba katmadan birçok partiliyi "fetöcü", rüşvetçi, suçlu vb. olarak basın önünde suçlayan ifşa eden K. Kılıçdaroğlu nasıl partiyi arındırabilir? 78 yaşındaki ve siyasi tecrübesi olan birinin bu kadar öfke ve hırsla biraz da kinle kendini ortaya koyması ben de dahil hiç kimseyi inandırmadı. Yıllardır yargı bağımsız değildir diyen adam bir yargı kararıyla herşeyi nasıl yapar da, sadece kongre yapamaz?
Bu butlan kararının çok daha önceden planlanarak iktidarın kaybetmesini önlemek ve ömrünü bir dönem daha uzatmak için kullanıldığı kuşkusu gittikçe toplumda kabul görüyor. Nasıl kabul görmesin?
Halkın büyük bir çoğunluğu nefes alamaz durumda. Orta sınıf hızla eridi ve yok oldu. Bir avuç yeni türedi yandaş zenginlerin, holdingleşmiş tarikatların ve beton, demir, yol, tünel, köprü ve inşaat, TOKİ çağını yaşıyoruz yıllardır. Ancak iş, aş, ekmek yok. Aslanın ağzında. Pazar artıklarını toplayan insanlarımız aslında varlık içinde yoksulluğu yaşıyorlar.
Şimdiye kadar halkın yaşadığını dile getirmekten başka bir iş yapamayan muhalefet partileri Özgür Özel'in girişimi ve enerjisiyle yeni bir birleşik güç olma, yan yana gelme becerisini yaratarak "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz" sloganının içini doldurup toplumsal bilince çıkararak eyleme dönüştürdüler. Siyasi mücadelenin bir başka önemli yolunu bulmuş oldular. Bu önemlidir ve gerçek demokratik bir davranış olarak "hak verilmez, alınır"ı ve "örgütlü olmanın zaruri bir ihtiyaç olduğunu" gibi bizimki gibi siyasetin uzağında duran topluma öğretmiş olur.
Dünyanın hemen her yerinde görülen baskı, zulüm, işgal ve savaşların esas kaynağının ve sebeplerinin uluslararası sermaye ve onun işbirlikçi hükümetleri olduğunu, zaman zaman ne kendi yasalarını ve ne de uluslararası sözleşmelere uymadıklarını yaşayarak, görerek öğreniyoruz. Bu kuralsızlık kazanılmış bir takım demokratik hakları bile elimizden geri almaktadır. Butlan kararı da bunlardan biridir.
Seçim ve sandık hakkımızın da ortadan kaldırılacağı ve otokratik bir tek adam yönetimini meşrulaştırma ve kalıcı kılma planlarına, çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği için mutlaka tüm muhalefetin ve halkımızın birleşerek bu oyunları demokratik haklarını kullanarak bozması ve kendi iradesini yönetime getirmesi gereklidir.