Ana içeriğe geç

Türkiye'nin en gizemli sürüngeni: Nesli tükenen kaplumbağalar Antalya'da görüntülendi

Nesli dünya genelinde tehlike altında, Akdeniz popülasyonu ise 'kritik tehlike' kategorisinde bulunan Nil Kaplumbağası, Antalya'nın Manavgat ilçesindeki Evrenseki Deresi'nde görüntülendi.

Türkiye'nin en gizemli sürüngeni: Nesli tükenen kaplumbağalar Antalya'da görüntülendi
Halk TV
16

Halk arasında 'Sivri Burun' olarak bilinen Nil Kaplumbağası (Trionyx triunguis), Türkiye'nin en az tanınan ve en nadir sucul sürüngenlerinden biri olarak Evrenseki Deresi'nde yaşamını sürdürüyor.

Dünya genelinde Trionyx cinsinin hayatta kalan tek türü olan Nil Kaplumbağası, taksonomik açıdan da benzersiz bir konumda bulunuyor.

Diğer kaplumbağalardan farklı olarak kabuğunun üzeri sert değil, yumuşak bir deriyle kaplı olduğu için bilim dünyasında 'yumuşak kabuklu' (softshell) kaplumbağa ailesine dahil ediliyor.

Sırtı yeşilimsi kahverengi zemin üzerine küçük yuvarlak sarı beneklerle kaplıyken karnı kirli beyaz ya da grimsi renkte görülüyor.

Başının ucundaki hortum biçimindeki yumuşak burun yapısı sayesinde sudan çıkmadan, yalnızca burun ucunu yüzeye çıkararak nefes alabiliyor.

Parmak aralarındaki yüzme zarları ve her ayağında yalnızca 3 tırnağı bulunan tür, Latince adını da bu özelliğinden alıyor: Tri (üç), onyx (pençe)

Yetişkin bireyler 1 metreyi aşan boyuyla ve 40 kilogramı bulan ağırlığıyla Afrika'nın en büyük tatlı su kaplumbağaları arasında yer alıyor.

Balık, sucul böcek, yengeç, solucan ve kurbağa gibi canlılarla beslenen tür, sulak alan ekosistemlerinin dengesinde kritik bir düzenleyici rol oynuyor.

Türkiye'de Muğla Dalyan'dan Hatay'a kadar Akdeniz'e dökülen nehir ağızlarında yaşayan Nil Kaplumbağası, Suriye ve İsrail kıyılarında da bulunuyor.

IUCN Kırmızı Listesi'nde dünya genelinde 'hassas' (Vulnerable) kategorisinde yer alan türün Akdeniz popülasyonu, 'kritik tehlike' (Critically Endangered) olarak sınıflandırılıyor.

Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşam Ortamlarının Korunması Sözleşmesi olan Bern Konvansiyonu'nun Ek II listesinde yer alan tür, uluslararası hukuk kapsamında koruma altında bulunuyor.

Akdeniz havzasında hayatta kalan olgun birey sayısının bin'in altına düştüğü tahmin ediliyor ve Türkiye'deki Dalyan-Dalaman popülasyonu son kalelerden biri sayılıyor.

Türkiye'de Belek, Göksu Deltası ve Burnaz kumsalları türün bilimsel olarak belgelenmiş başlıca yuvalama alanları arasında yer alıyor.

Dişiler mayıs-temmuz ayları arasında sahilde açtıkları çukurlara tek seferde 20 ile 60 arasında yumurta bırakıyor, yavrular yaklaşık 10-11 haftada yumurtadan çıkıyor.

Yumurtaların sağlıklı gelişimi için yuva içi sıcaklığın 29,5 ile 33 derece arasında kalması gerekiyor, iklim değişikliğinin bu dengeyi bozma riski taşıdığı değerlendiriliyor.

Kış uykusuna yatmayan nadir sürüngen türlerinden biri olan Nil Kaplumbağası, soğuk aylarda da aktif kalıyor.

Deri ve ağız solunumu yapabilme yeteneği sayesinde su altında uzun süre kalabilen tür, tuzlu suya da dayanıklı olduğu için açık denizde bile gözlemleniyor.

Sakin görünümüne rağmen türün güçlü sivri tırnakları ve keskin ağız yapısıyla Nil kaplumbağaları tehdit edildiğinde ciddi yaralanmalara yol açabiliyor.

Sivri tırnakları sayesinde çok dik yüzeylere bile tırmanabilen tür, su dışında kayalık alanlarda da hareket edebiliyor.

Özellikle turizm hareketliliğinin yoğun olduğu bölgelerde turistlerin kaplumbağaları elle beslemesi hem canlının doğal davranış örüntüsünü bozuyor hem de yaşam alanlarına kalıcı zarar veriyor.

(AA)

Kaynağa Git

İlgili Haberler