İranlı yetkililere göre, bu hafta Tahran’da başlayacak Ali Hamaney’in cenaze törenlerine milyonlarca İranlı ile yaklaşık 30 ülkeden heyetlerin katılması bekleniyor; Rusya, Pakistan ve Afganistan’daki Taliban yönetiminden üst düzey isimler de törene iştirak edecek.
86 yaşındaki Hamaney, 28 Şubat’ta Tahran merkezindeki konutuna düzenlenen saldırılarda öldürüldü.
Cenazesi, ülkenin en büyük namaz kompleksi ve büyük devlet törenlerinin alışılmış adresi olan Tahran Büyük Musalla’da üç gündür halkın ziyaretine açık tutuluyor.
İran devlet medyasında yayımlanan görüntüler, Hamaney için perşembe gecesi düzenlenen önceki bir yas törenini gösterdi.
Devlet medyasının 2025’teki 12 günlük çatışmada ve son İran savaşında yakınlarını kaybeden aileler olarak tanımladığı siyah giyimli yasçılar, tabuta değdirilmesi için atkı ve benzeri eşyalarını görevlilere uzattı; İran’da bereket getirdiğine inanılan yaygın bir uygulama.
Daha sonra devlet medyası, Hamaney’in tabutunun üzerinde “Ya Hüseyin” yazılı kırmızı bir bayrağın dalgalandığı görüntüler yayımladı; bu ifade, Hz. Muhammed’in torununun 7. yüzyıldaki şehadetini anan Şii bir söylem.
Bayrak, komşu Irak’taki Kerbela’da, altın kubbeli İmam Hüseyin türbesinin üzerinde dalgalandırılıyordu. Bayrak, geleneksel olarak haksız yere dökülen kanı ve intikam çağrısını da simgeliyor.
Anılan kurbanlar arasında Hamaney’in damadı, en büyük kızı, 14 aylık torunu ve yeni Ayetullah Mücteba Hamaney’in eşi de bulunuyor; önceki liderin oğlu olan ve saldırıda yaralandığı bildirilen Mücteba’nın hâlâ saklandığı belirtiliyor.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bagher Galibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkenin sivil yönetiminin kilit isimleri olarak şimdiden taziyelerini iletti.
Kimler katılıyor
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bagai, en az sekiz ülke lideri ile 12 ülkeden meclis başkanlarının törene katılacağını, Irak, Afganistan ve Pakistan’dan heyetlerin halihazırda Tahran’da bulunduğunu söyledi.
İran devlet medyasının yayımladığı listeye göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in özel temsilcisi olarak eski Cumhurbaşkanı ve Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev’i gönderiyor. Çin ise Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesi başkan yardımcısını yolluyor.
Afganistan’daki Taliban hükümetini, fiili Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki temsil edecek; İran medyası ayrıca Başbakan Hasan Ahund ile Ulusal Direniş Cephesi lideri Ahmed Mesud’un da katılabileceğini aktarıyor.
Irak heyetine Cumhurbaşkanı Nizar Amidi ile Meclis Başkanı Haybet el-Halbuzi başkanlık ediyor; heyette Kürdistan Bölgesi Başbakanı Neçirvan Barzani de yer alıyor.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Genelkurmay Başkanı Asım Munir ve diğer yetkililerle birlikte törene katılacak; Hindistan’ı ise Bihar Eyaleti valisi Tümgeneral Seyyid Ata Hasnain ve Dışişleri Bakanı Pabitra Margherita temsil ediyor.
Türkiye, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı gönderiyor. Azerbaycan heyetine Meclis Başkanı Sahiba Gafarova başkanlık ediyor; bazı haberlerde Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in de katılabileceği belirtiliyor.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Kavelashvili ve Tacikistan Cumhurbaşkanı Emomali Rahmon’un yanı sıra Kazakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Yermek Koşerbayevi ile Türkmenistan Halk Meclisi Başkanı Gurbanguli Berdimuhammedov’un da törene iştirak etmesi bekleniyor.
Bangladeş’ten de heyetler bekleniyor; Başbakan Tarik Rahman ile Meclis Başkanı Hafizuddin Ahmed’in katılacağı bildiriliyor.
Malezya’yı, Başbakan Enver İbrahim’in önceki programları nedeniyle gelemeyeceğini açıklamasının ardından Tarım Bakanı Muhammed Sabu temsil edecek.
Umman, Katar, Belarus, Kırgızistan, Özbekistan, Mısır, Gana, Nikaragua, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Sırbistan ve Küba’dan da heyetler bekleniyor.
İran medyası ayrıca Tunus, Lübnan, Namibya, Sri Lanka, Myanmar, Gambiya ve Tayland’dan heyetlerin yanı sıra Şanghay İşbirliği Örgütü ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı temsilcilerinin de beklendiğini aktarıyor.
Bagai, hiçbir Avrupa ülkesine resmî davet gönderilmediğini söyledi.
Katılan ülkelerin “tarihin doğru tarafında durduğunu” savunan Bagai, Avrupa hükümetlerini ise ABD ile İsrail’in İran’a yönelik askerî operasyonları karşısında “utanç verici” bir tavır takınmakla suçladı.
Tahran’ın saldırılar konusunda “uygunsuz bir tutum” benimsediğini düşündüğü ülkelere davet gönderilmediğini belirtti.
Altı günlük yas
İran, altı güne yayılan bir cenaze programı açıkladı.
Halka açık veda ve yas törenleri, cumartesi ve pazar günleri Tahran Büyük Musalla’da başlayacak, ardından cenaze korteji düzenlenecek.
Törenler pazartesi günü Kum’da devam edecek; çarşamba günü ise Irak’ın en kutsal Şii merkezlerinden Necef ve Kerbela’da dinî merasimler yapılacak. Nihai cenaze töreni ve defnin çarşamba günü Meşhed’de gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Hamaney, Şii İslam’ın en kutsal mekânlarından biri olan İmam Rıza türbesinin yakınındaki doğum yeri Meşhed’de toprağa verilecek.
Yetkililer, ilgili törenler sırasında Tahran, Kum ve Meşhed’in kapatılacağını, Tahran’daki tüm kamu kurumları ile özel ofislerin cumartesi ile pazartesi günleri arasında çalışmalarını durdurması talimatı verildiğini, şehir merkezinin büyük bölümünün de özel araçlara kapatılacağını açıkladı.
Tahran hava sahası cuma gününden itibaren kısmen, pazartesi günü ise tamamen uçuşlara kapatılacak.
Gerçekleşmesi halinde, İranlı yetkililerin 15 ila 20 milyon kişinin katılacağı yönündeki tahmini, ülke tarihindeki en büyük devlet cenazesi anlamına gelecek.
Tahran’da, merhum Hamaney’in yumruğunu betimleyen görseller hem afişlerde hem de İnkılab Meydanı’na dikilen dev heykelde yer alıyor; heykel, havada uçan balistik füzeler görüntüsüyle çevrelenmiş. Devlet televizyonu spikerinin okuduğu ilk ulusa sesleniş mesajında Mücteba Hamaney, babasının cansız bedenini gördüğünde yumruğunun hâlâ havada, sıkılı durduğunu söyledi.
Afişlerde Arapça, İngilizce ve Farsça olarak “Ayağa kalkmalıyız” ifadeleri yer alıyor.
Komutanlar yeniden ortaya çıkarken Mücteba hâlâ ortada yok
Ali Hamaney’in oğlu ve halefi Mücteba Hamaney’in Tahran’daki ana törene katılıp katılmayacağı hâlâ belirsizliğini koruyor.
Babasının öldürüldüğü saldırıdan bu yana kamuoyu önüne çıkmadı; İran medyası, hükümet kaynaklarına dayandırdığı haberlerde güvenlik gerekçeleriyle törene katılmasının düşük ihtimal olduğunu yazıyor.
Aynı saldırıda hayatını kaybeden eşi için perşembe günü düzenlenen anma töreninde de yoktu.
Ülkenin yeni ayetullahı olarak göreve geldiğinden beri halka yalnızca devlet televizyonlarında okunan yazılı mesajlar üzerinden hitap ediyor.
İsrail’in Mücteba Hamaney’i öldürme yönündeki tekrar eden tehditleri, perşembe günü İran Ortak Askerî Komutanlığı’ndan sert bir uyarı getirdi.
“Güçlü İran’ın düşmanlarını, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ni, Siyonist rejimi ve bölgesel ile bölge dışı tüm işbirlikçilerini, herhangi bir yanlış hesaplamadan kaçınmaları konusunda uyarıyoruz. Sevgili ülkemize yönelik her türlü tehdit veya saldırıya, silahlı kuvvetlerdeki İran evlatlarının vereceği sert ve pişmanlık doğuran karşılıkları dikkate almalılar” açıklamasını yaptı.
Devrim Muhafızları Ordusu’nun üst düzey komutanı Ahmed Vahidi, savaşın şubat ayında başlamasından bu yana ilk kez perşembe günü kamuoyu önüne çıkarak Hamaney’in tabutu başında saygı duruşunda bulundu.
8 Şubat’tan, yani savaşın başlamasından haftalar öncesinden bu yana kamuoyunda görülmüyordu.
“Şunu bilmeliler ki imamımızın temiz kanı, sevgili İslam’ın küresel sahnedeki zaferlerinde yeni bir dönüm noktasını işaret edecektir” diyen Vahidi’nin sözleri cuma günü devlet televizyonunda yayımlandı.
“Bu milletin teslim olduğunu görme arzularını mezara götürecekler. Bu millet, dökülen bu temiz kan sayesinde her geçen gün daha da yükselecek” diye konuştu.
Vahidi’nin, İran’ın ABD ile yürüttüğü müzakerelerde ülkenin tutumunun belirlenmesinde kilit rol oynadığı ve Mücteba Hamaney’in etrafındaki dar kadronun içinde yer aldığı düşünülüyor.
Ordu Genelkomutanı Tümgeneral Hatemi, üst düzey komutanlar için düzenlenen ayrı bir veda töreninde, İran’ın “şehit imamın (Ali Hamaney) ve diğer şehitlerin kanını mutlaka alacağını” söyledi.
Khatam el-Enbiya Merkezi Karargâhı’nın, yani İran Ortak Askerî Komutanlığı’nın başındaki Tümgeneral Abdollahi ise “saha savaşında zafer” ilan ederek bunu Hamaney’in belirlediği savunma önceliklerine bağladı.
Tahran’ın Irak’taki etkisi sürüyor
Necef ve Kerbela’da benzer törenler düzenlenmesi, İran’ın Irak’taki Şii toplum üzerindeki etkisinin devam ettiğinin işareti olarak görülüyor.
İran Meclis Başkanı ve Tahran’ın ABD ile yürüttüğü görüşmelerde baş müzakerecisi olan Galibaf, Iraklı mevkidaşı Haybet el-Halbuzi’ye, İran ile Irak’ın “hem zor günlerde hem de sevinçli günlerde omuz omuza durduğunu” söyledi.
Cenazeyi “İran tarihinin en önemli dönemeçlerinden biri” olarak nitelendiren Galibaf, perşembe günü yaptığı açıklamada kitlesel katılım çağrısı yaparak “milletin intikam talebinin tüm dünyanın kulaklarında yankılanması gerektiğini” belirtti.
Hürmüz Boğazı konusunda ise Galibaf, ABD ile imzalanan son mutabakatta “önemli hususların kayıt altına alındığını” söyleyerek, uluslararası hukuk uyarınca boğazın yönetiminin “sahil şeridini paylaşan iki ülke, İran ve Umman tarafından birlikte yürütülmesi gerektiğini” ifade etti; İran’ın Körfez kıyıdaş ülkelerin, özellikle Irak’ın görüşlerini de dikkate aldığını vurguladı.
Halbuzi, İran’ın tutumunu “tarihî bir kararlılık” olarak nitelendirip geçici anlaşma nedeniyle Tahran’ı tebrik etti; Galibaf’ın anlaşmaya giden süreçteki rolünün önemli olduğunu söyledi.
Boğazın yeniden açılmasını umduğunu belirterek, “Petrol ihracatına yeniden başlayarak savaş sırasında Irak’a verilen zararları telafi edebiliriz” dedi ve ABD ile İsrail’in düzenlediği saldırılar karşısında iki ülke halkı arasında “çok yüksek düzeyde bir dayanışma” gözlemlediğini ifade etti.
Cenazeden sonra ne olacak
Defin sonrası dikkatlerin, Mücteba Hamaney yönetiminde güç devrinin ayrıntılarına, bölgesel diplomasiye ve ABD ile İran arasındaki askıya alınmış görüşmelerin yeniden başlamasıyla Hürmüz Boğazı konusunda alınacak karara çevrilmesi bekleniyor.
Perşembe günü Khatam el-Enbiya Merkezi Karargâhı, “Hürmüz Boğazı’na yönelik herhangi bir ABD müdahalesinin hızlı ve kesin bir karşılıkla sonuçlanacağı” uyarısında bulundu.
Boğazı, ifadeleriyle, “agresif Amerika’nın oyun alanı değil, İran İslam Cumhuriyeti’nin tartışmasız egemenliği altındaki bir bölge” olarak tanımladı.
Tüm gemilerin İran’ın belirlediği güzergâhları kullanması gerektiğini, aksi halde “derhal ve kesin bir karşılıkla” karşılaşacaklarını açıkladı.
İran ile ABD arasında arabulucular üzerinden yürütülen dolaylı görüşmeler, yas dönemi boyunca askıya alındı.
Görüşmelerin defin sonrası yeniden başlaması bekleniyor; Tahran’da bulunan çok sayıdaki yabancı heyetin, kulislerde gayriresmî üst düzey temaslar için olası bir platform oluşturacağı değerlendiriliyor.