Ana içeriğe geç

Mangrov ormanları boğulma riskiyle karşı karşıya

Küresel iklim krizine karşı doğanın güçlü kalkanı olan mangrovlar, deniz seviyesinin yükselmesiyle 'boğulma' riski taşıyor. Dünya yüzeyinin yüzde 1'inden azını kaplayıp okyanus karbonunun yüzde 15'ini saklayan bu alanlar, erozyonla karbon yutağından karbon kaynağına dönüşebilir. Exeter'in yeni modeli, bu kapasitenin yüzyıl içinde azalacağını gösteriyor.

Mangrov ormanları boğulma riskiyle karşı karşıya
Dünya Gazetesi
16

Başak Nur GÖKÇAM

Dünya genelinde sana­yi sektörünün, karbon emisyonlarını denge­lemek adına milyarlarca do­larlık yapay karbon yakalama teknolojilerine yatırım yaptı­ğını görüyoruz. Oysa kıyı şerit­lerinde milyarlarca yıldır bu işi kusursuzca yapan doğal bir fabrika var. Tuzlu sulara mey­dan okuyan, kökleri adeta birer hidrolik mühendislik harika­sı olan bu mangrov ormanları, birim alan başına karasal or­manlardan çok daha fazla kar­bon depolama yeteneğiyle ye­şil ekonominin ve ‘mavi kar­bon’ piyasalarının en stratejik unsurlarından biri. Ancak ge­zegenin ısınmasıyla birlikte hızlanan buzul erimeleri ve ge­nişleyen okyanuslar, bu hassas dengenin ekonomik ve ekolo­jik kimyasını bozmak üzere.

Geleneksel iklim politika­ları uzun süre boyunca sadece Amazon gibi devasa yağmur ormanlarına odaklandı. Fakat sürdürülebilirlik vizyonu ge­nişledikçe, kıyı ekosistemle­rinin dekarbonizasyon süreç­lerindeki kritik rolü anlaşıldı. Bugün net bir şekilde biliyo­ruz ki, küresel ısınmayı Sa­nayi Devrimi öncesindeki 1.5 derece sınırında tutabilme­miz, bu sulak alanların sağlı­ğına doğrudan bağlı. Ne var ki, son bilimsel veriler bu doğal kalkanın da bir dayanma sını­rı olduğunu gösterdi.

Madalyonun diğer yüzü: Simülasyon şoku

Şimdiye kadar iklim masala­rında mangrovlara dair olduk­ça iyimser bir hava hakimdi. Daha önce yapılan ve yalnız­ca belirli lokal bölgelerdeki sa­ha gözlemlerine dayanan ba­zı çalışmalar, yükselen deniz sularının mangrov alanlarında çamur birikimini artıracağını ve bunun da kısa vadede daha fazla karbonun toprağa gömül­mesini sağlayacağını öngörü­yordu.

Hatta bu durum, karbon piyasalarında mangrov resto­rasyon projelerinin hisse de­ğerlerini artıran bir argüman olarak kullanılıyordu. Ancak Exeter Üniversitesi öncülü­ğünde, Kolombiya ve Amerika Birleşik Devletleri’nden araş­tırmacıların katılımıyla yürü­tülen yeni bir uluslararası ça­lışma, masadaki tüm hesapla­rı altüst edecek daha karmaşık ve ürkütücü bir tablo ortaya koydu.

Araştırmacılar, küresel ik­lim senaryolarını kıyı dina­mikleriyle birleştiren geliş­miş bir bilgisayar simülas­yon modeli oluşturdular. Elde edilen bulgular, deniz seviye­sindeki yükselişin ilk etapta bazı bölgelerde geçici bir kar­bon birikimi (yığılması) yara­tabileceğini doğruladı. Fakat asıl tehlikenin, bu kısa vadeli yanılsamanın hemen ardın­dan başladığı belirtildi. Yeni model, mangrov ormanları­nın karbon depolama kapasi­tesinin önümüzdeki yüzyılda genel ve kalıcı olarak azalma­sının son derece muhtemel olduğunu açıkça kanıtladı.

“Geniş tabloyu göremiyorduk"

Araştırmanın başında yer alan ve bu alandaki çalışma­larıyla tanınan, şu anda Ply­mouth Üniversitesi’nde gö­rev yapan Dr. Arya Iwanto­ro, araştırmayla ilgili olarak, “Mangrov ormanları verim­li karbon yutağıdır ve bu ne­denle iklim değişikliğini ya­vaşlatmak için çok önemlidir. Mangrovlardaki karbon de­polamasıyla ilgili araştırma­lar genellikle saha gözlemle­rine dayanmaktadır ve bu ça­lışmalar, deniz seviyesinin yükselmesiyle karbon depola­masının artabileceğini göster­miştir. Ancak bu, ormanın ge­nelinde neler olup bittiğine da­ir daha geniş bir tabloyu ortaya koymayabilir” dedi.

Çamurlu yatakların kimyası değişiyor

Peki, yeni geliştirilen bu ile­ri teknoloji model tam olarak neyi deşifre etti? Araştırma ekibi, sistemin karmaşıklığı­nı çözebilmek adına tek bir ve­ri setine güvenmek yerine çok daha kapsamlı bir yöntem iz­lediklerini belirtiyor. Simü­lasyonun arka planını açıkla­yan Dr. Arya Iwantoro, “Bunu araştırmak için, mangrovla­rın büyümesi ve kuruması ile karbon depolamasını birbiri­ne bağlayan ve mangrovların yetiştiği çamurlu yatakların bileşimindeki değişiklikleri takip eden yeni bir model ge­liştirdik. Aslında, bu karmaşık ekosistemlerin yükselen de­niz seviyelerine nasıl tepki ve­rebileceğini değerlendirmek için tek bir modelde üç model oluşturduk” diye konuştu.

Bu üçlü modelin çıktısı, sürdürülebilirlik finansma­nı ve karbon kredisi sağlayan fonlar için ciddi bir uyarı nite­liğinde. Deniz seviyelerinde­ki artış hızı, mangrovların ça­mur biriktirme ve yukarı doğ­ru büyüme hızını aştığında, bu ağaçların kök sistemleri uzun süre oksijensiz kalıyor. Sel baskınları kronik ve aşırı bir hal aldığında orman kitle­sel olarak kurumaya başlıyor.

Mavi ekonominin ekosistem değeri

Mangrov ekosistemleri sadece atmosferik karbonu tutmakla kalmaz; kıyı şeritlerini şiddetli fırtınalardan ve tayfunlardan koruyan doğal birer dalgakırandır. Bunun da ötesinde, ticari deniz ürünlerinin yüzde 30’undan fazlasının yumurtlama alanı olan bu ormanlar, biyoçeşitliliği desteklerken kıyı balıkçılığına bağımlı olan milyonlarca insanın geçim kaynağını, yani yerel ekonomileri ayakta tutar. Bu alanların kaybı, küresel ekonomide milyarlarca dolarlık doğrudan altyapı ve gıda güvenliği zararı anlamına gelmektedir.

Emisyon bombasına dönüşebilirler

Araştırmanın en kritik sonuçlarından biri de dalga hareketlerinin şiddetlenmesiyle mangrovların altındaki o karbon zengini, yüzyıllardır el değmemiş organik toprak katmanların hızla aşınıyor olmaları oldu. Erozyona uğrayan bu topraklar, bünyelerinde hapsettikleri tonlarca sera gazını suya ve oradan da atmosfere bırakıyor. Küresel iklimi soğutması için gözünün içine baktığımız o devasa yeşil/mavi alanlar, bir anda iklim krizini körükleyen birer karbon kaynağına, yani emisyon bombasına dönüşebilir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler