Son yıllarda küresel sıcaklıklardaki artış, hava kirliliği ve orman yangınlarının oluşturduğu kirleticilerin beyin ve damar sağlığı üzerinde de etkili olabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Üstün, sıcaklık, nem ve hava basıncındaki değişimlerin inme görülme olasılığını artırabileceğini söyledi.
HAVA KİRLİLİĞİ DAMAR YAPISINI OLUMSUZ ETKİLEYEBİLİYOR
Çevre kirliliğinin temel nedenlerinden biri olan fosil yakıt kullanımının damar sistemi üzerinde önemli zararlar oluşturabileceğini ifade eden Üstün, karbonmonoksit, metan, kükürt dioksit ve azot oksit gibi gazların damarların iç yüzeyinde hasara yol açabildiğini belirtti.
Bu kirleticilerin damar sertliğini hızlandırabildiğini, kanın pıhtılaşma eğilimini artırabildiğini ve vücutta iltihabi süreçleri tetikleyebildiğini söyleyen Üstün, tüm bu etkilerin inme riskini yükseltebildiğine dikkat çekti.
RİSK GRUPLARI SICAK HAVALARDA DAHA DİKKATLİ OLMALI
İleri yaş grubundaki bireylerin iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerine karşı daha hassas olduğunu belirten Üstün, erkeklerde de inme riskinin daha yüksek görüldüğünü ifade etti.
Risk grubunda yer alan kişilere sıcak havalarda yeterli sıvı tüketmeleri, günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmamaları ve kronik hastalıklarının takibini aksatmamaları önerisinde bulundu.
ÇEVREYİ KORUMAK HALK SAĞLIĞINI DA KORUYOR
İnme riskini azaltmada bireysel önlemlerin yanı sıra çevresel politikaların da önemli olduğunu vurgulayan Üstün, fosil yakıt kullanımının azaltılması, sera gazı emisyonlarının düşürülmesi ve yeşil alanların artırılmasının hem çevre hem de toplum sağlığı açısından önemli kazanımlar sağlayacağını söyledi.
Yürüyüş ve bisiklet kullanımının teşvik edilmesinin de hava kirliliğinin azaltılmasına katkı sunarken kalp ve damar sağlığını destekleyerek inme riskinin düşürülmesine yardımcı olabileceğini belirtti.