HAŞİM KILIÇ / NEFES
29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için Ankara’ya gelen Şenay Gürler, NEFES’e özel açıklamalarda bulundu. Gürler, kadınların sinema ve dizi sektöründe karşılaştığı sorunlardan televizyon dizilerindeki şiddet anlatısına, tiyatro çalışmalarından yeni projelere kadar değerlendirmeler yaptı.
SENARYOLAR KADINLARI ANLATSIN
Uzun yıllardır tiyatro, televizyon ve sinema alanında önemli projelerde yer alan Gürler, özellikle televizyon dizilerinde kadın karakterlerin yeterince güçlü ve derinlikli yazılmadığını belirterek sektörde daha fazla kadın hikâyesine ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Sektörde kadınların yaşadığı sorunlara da değinen Gürler, şunları ifade etti: “Birçok katmanı var karşılaşılan zorlukların. Sektörde olan bazı arkadaşlarımız mesela tacize uğradılar. ‘Susma bitsin’ diye bir şey başlatıldı ve birçok kişi ifşa oldu. Bunu çok değerli buluyorum. Onun dışında insan istiyor ki senaryolar biraz daha farklı kadınları anlatsın. Daha kadınlara yönelik diziler olsa çok daha mutlu olacağız. Maalesef erkek oyuncuların daha ön planda olduğunu görüyoruz dizi sektöründe. Ama sinema için öyle bir şey söz konusu değil. Gerçekten çok iyi kadın yönetmenlerimiz var ve kadın derdini çok iyi anlatıyorlar.”

TELEVİZYONDA YER ALMAYI ÖZLEDİM
Uzun süredir televizyon ekranlarında görünmeyen Gürler, bunun bilinçli bir tercihten çok karşısına çıkan projelerle ilgili olduğunu belirtti. Televizyonda yer almayı özlediğini söyleyen oyuncu, senaryoların niteliğinin kendisi için belirleyici olduğunu vurguladı. Gürler, “Aslında tabii ki dizide yapmak istiyorum. Televizyonda olmak da güzel bir şey. En azından parasal açıdan çok daha etkili bir şey. Ama insan istiyor ki daha iyi senaryolar gelsin. Hem karakterin daha derin yazıldığı, kadın karakterlerin daha derin yazıldığı, daha hikayesinin olduğu senaryolarla karşılaşmak istiyoruz. Güzel senaryolar gelirse tabii ki kabul edeceğim ve içinde olmaktan da mutlu olacağım.” dedi.
ŞİDDETİ KANIKSAMAYA BAŞLADIK
Son yıllarda televizyon ekranlarında giderek artan şiddet içerikli yapımlara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Gürler, toplumun bu tür içeriklere alışmaya başladığını söyledi. Yapımcıların risk almaktan kaçındığını belirten oyuncu, yüksek reyting alan formüllerin tekrar tekrar kullanılmasının sektörde tekdüzeliğe yol açtığını ifade etti. Şiddet, mafya ve silah temalı dizilerin uzun yıllardır ekranlarda ağırlıkta olduğunu hatırlatan Gürler, izleyicinin alternatif seçeneklerle buluşması halinde farklı türde yapımlara yönelebileceğini düşündüğünü söyledi.
Gürler, insanların sıcak, samimi ve insani ilişkileri merkeze alan hikâyelere ihtiyaç duyduğunu belirterek, televizyon ekranlarında bu tür projelerin yeniden çoğalmasını umut ettiğini dile getirdi. Bir dönem büyük ilgi gören ve bugün hâlâ izlenmeye devam eden yapımları örnek gösteren sanatçı, izleyicinin yalnızca şiddet odaklı hikâyeler istemediğini söyledi. İçinde yer aldığı ‘Avrupa Yakası’ gibi dizilerin yıllar sonra bile konuşulmasının tesadüf olmadığını belirten Gürler, güçlü karakterler ve gündelik yaşamın içinden çıkan hikâyelerin kalıcı etkiler bıraktığını ifade etti.
Şiddetin yalnızca televizyon ekranlarında değil, toplumun genelinde de yaygınlaştığına dikkat çeken Gürler, her gün yeni bir şiddet haberiyle karşılaşıldığını söyledi. Sosyal medyanın da bu görünürlüğü artırdığını belirten oyuncu, ekranlarda görülen şiddet ile toplumsal gerçeklik arasında karşılıklı bir etkileşim bulunduğunu ifade etti.