Ana içeriğe geç

Düğünlerde Takılan Altın Kimin Olacak Tartışmasında Yargıtay'dan Emsal Karar

Yargıtay, düğündeki takılan altınların kadına ait olduğuna ilişkin kararı değiştirdi. Geçen günlerde görülen boşanma davasında kararın nedeni ayrıntılı bir şekilde anlatıldı. Yargıtay gelenek ve göreneklerin zamanla değiştiğini belirterek, cinse takılan takıların o cinse ait olduğuna hükmetti. Emsal kararda, erkeğe takılan 6 çeyrek altının kadına özgü ziynet eşyası sayılamayacağını belirterek, söz konusu davada verilen kararı bozdu.

Düğünlerde Takılan Altın Kimin Olacak Tartışmasında Yargıtay'dan Emsal Karar
Gerçek Gündem
16

Boşanma davalarında en büyük tartışma konusu, genellikle düğünde takılan altınların kadına mı erkeğe mi ait olduğu yönünde yaşanıyor.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024 yılında verdiği içtihat kararıyla yıllarca uygulanan geline ait olan takı dağılımını değiştirmişti.

TAKI KİME TAKILDIYSA ONA AİT OLACAK

Yeni içtihada göre; takılar kime takıldıysa ona ait olacak. Bilezik, kolye gibi kadına özgü ziynetler geline; erkeğe takılan para, çeyrek altın ve saat gibi takılar ise damada ait olacak. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi geçtiğimiz günlerde verdiği yeni bir kararda; takı dağılımının neden değiştiğini dava kararında açıkladı.

Bir boşanma davasında davacı kadın, düğünde damada takılan 6 adet çeyrek altının da kendisine ait olduğunu iddia etti ve aile mahkemesi de talebi yerinde buldu.

Damat avukatı tarafından istinafa taşınan davada Bölge Adliye Mahkemesi, kadına özgü olmayan ve erkek üzerine takılan takıların da kadına ait olduğuna hükmetti. Karar, erkek tarafından temyiz edilince devreye giren Yargıtay 2 Hukuk Dairesi, emsal bir karara imza attı.

'GELENEK VE GÖRENEKLER ZAMANLA DEĞİŞTİ'

Düğünde takılan altın ve paraların kime ait olduğu tartışmalarına son noktayı koyan kararda, yıllarca süren uygulamanın neden kaldırıldığı da ayrıntılarıyla anlatıldı.

Dairenin önceki içtihatlarının, "aksine bir anlaşma ya da örf âdet kuralı olmadığı takdirde, düğünde kim tarafından hangi eşe ne verilirse verilsin, ne takılırsa takılsın (ziynet eşyası, altın, döviz, TL vs.) bunların hepsi kadına ait sayılır" yönünde olduğu hatırlatıldı.

'İÇTİHATLARDA DEĞİŞİKLİĞE GİDİLMESİ ZORUNLULUĞU DOĞDU'

Toplumun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişikliğe uğradığının vurgulandığı kararda şu ifadelere yer verildi:

“Ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle; düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddî katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması dikkate alınarak, düğünde eşlere takılan ve ekonomik değeri olan eşyalarla ilgili davalarda, Dairemizin içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur. Bu konuda Dairemizin ilkesel nitelikteki yeni görüşüne göre; taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir.

'CİNSE ÖZGÜ TAKILAR O CİNSE AİT SAYILIR'

Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Bilirkişi incelemesi sonucunda o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse o şey takılan/verilen eşe ait olur. Takı sandığı/torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti konusunda; konulan şey kadına ya da erkeğe özgü bir şey ise o cinse verilmiş sayılır, o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse ortak kabul edilmelidir. Uyuşmazlık, tarafların iddia ve savunmaları da dikkate alınarak bu ilkeler doğrultusunda çözülmelidir.

'ŞÜPHEYE YER VERMEYECEK ŞEKİLDE İSPATLANMALIDIR'

Hemen belirtilmelidir ki, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Ziynet alacağı davalarında da olağan olan kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir. Ziynet eşyası davasında dava konusu altınların varlığı ve bu altınların kadın eşte olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmalıdır. ”

AİLE MAHKEMESİNİN KARARI BOZULDU

Karada 4 adet 22’şer gram bilezik, 3 adet gremse altın (Darphane tarafından basılan, halk arasında ‘iki buçukluk’ olarak da bilinen yüksek gramajlı bir ziynet ve yatırım altınıdır. Tam 10 adet çeyrek altına veya 2,5 adet tam altına eş değerdir), 10 adet çeyrek altın ve bir adet 14 gram kolye-zincirin davalı erkek tarafından harcandığı ve davacı kadına iade edilmediği hatırlatıldı.

'ERKEĞE TAKILAN ÇEYREK ERKEĞE AİTTİR'

Kararda şöyle denildi:

"Bu ziynetler yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak dosyada mevcut bilirkişi raporunda düğün sırasında davalı erkeğe 6 adet çeyrek altın takıldığı açıkça belirlenmiştir. Doğrudan erkeğe takılan ve niteliği itibarıyla kadına özgü ziynet eşyası sayılmayan bu 6 adet çeyrek altının davalı erkeğe ait olduğunun kabulü gerekirken, İlk Derece Mahkemesince toplam 16 adet çeyrek altının tamamının davacı kadın lehine hüküm altına alınması doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, çeyrek altınlar yönünden yalnızca 10 adet üzerinden kabul kararı verilmesi gerekirken, erkeğe ait olan 6 adet çeyrek altının da davacıya ait kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. "

Kaynak: İHA

Kaynağa Git

İlgili Haberler