Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Yayınları, Selman Yeşilgöz tarafından yaklaşık iki yıllık bir çalışmayla hazırlanan “1990’larda Dersim: Belgeler, Raporlar, Tanıklıklar” adlı eseri okurla buluşturdu. 428 sayfalık çalışma, 1990’lı yılların toplumsal hafızasında “İkinci 38” olarak anılmasına neden olan süreci, resmi evraklar, mahkeme kararları, raporlar ve tanıklıklarla derinlemesine işliyor.
Sessizleştirme ve direnişin hikayesi
Kitap, 1937-38 döneminin ateşi henüz soğumadan, 90’larda aynı topraklar üzerinde yeni bir sürgün, yıkım ve sessizleştirme dalgası yaşandığına dikkat çekiyor. Köylerin ateşe verildiği, mezraların boşaltıldığı, ormanların yakıldığı ve bölge halkına ağır ambargoların uygulandığı o yılların karanlığı, kitabın merkezinde yer alıyor. Yazar Selman Yeşilgöz, bu çalışmayı sadece bir tarih anlatısı olarak değil, yası bitmemiş bir coğrafyaya karşı duyulan vicdan borcu olarak tanımlıyor.
“Bu kitabı binlerce el yazdı”
Eserin kolektif bir hafızanın ürünü olduğunu vurgulayan Yeşilgöz, kitabı şu ifadelerle anlatıyor: “Bu kitabı gerçek anlamda tek bir kalem yazmadı. Bu kitabı binlerce el yazdı; on binlerce yaşanmışlık yazdı. Köy boşaltmalarına tanıklık edip gözaltına alınan muhtarlar yazdı. Kaybedilenlerin anneleri yazdı. Uzak mahkemelere koşan avukatlar yazdı. Selman Yeşilgöz, hepsinin adına —hepsinin sesine sahip çıkmak için— bu yazılanları derledi.”
Kitapta, 1998 yılında Ankara’daki Dersim Dayanışma Kurulu (DDK) toplantısında konuşan Rukiye Kankotan’ın, dönemin ruhunu özetleyen şu ifadeleri de yer alıyor: “Bizi mezarlarımızdan, ziyaretlerimizden koparıp Hozat'a getirdiler, ekmeğe dilendirdiler. Sokak ortasında elimize tutuşturulan bir kilo un, bir kilo şeker ve bir paket çay onurumuza dokunuyor. Biz dilenci değiliz, ne yalvarmaya ne de yardım talep etmeye geldik. Biz Dersimlilere yaraşır bir şekilde hesap sormaya geldik.”
Direnişe ithaf
Kitap, 25 Eylül 1994'te Vartinik Köyü Mirik mezrasında JİTEM tarafından topluca katledilen Işık ve Şirin ailelerinden 3 yaşındaki Dilek Işık'a ve toprağından kopartılıp sürgüne gönderilen, gittiği yerde Dersim hasretiyle yitip giden, cenazeleri bu topraklarına bile getirilemeyen canlara ithaf edildi.
Arşivde neler var?
Dokuz bölümden oluşan kitapta yer alan bazı temel başlıklar şöyle:
• Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneğinin kuruluşundan kapatılmasına uzanan yol.
• 1993-94 köy boşaltmalarını belgeleyen sivil heyet raporları.
• Dersim Dayanışma Kurulunun kuruluş süreci.
• Toplatılan Dersim Dergisi'nin yayın serüveni ve mahkeme kararları.
• Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşınan davalar.
• Munzur Kültür ve Doğa Festivali'nin hikâyesi ve Munzur Su Projesi.
• Dönemin basınından yansıyan tanıklıklar.
Kitap, hem geçmişe ışık tutmayı hem de “Biz hâlâ buradayız” demeyi amaçlıyor. Mehmet Çetin’in “Kotiye isani bıdeco, cane xo ucadu vane...” (İnsanın neresi ağrırsa canı oradadır derler) sözünden hareketle hazırlanan eser, sadece on yıllık bir derneğin değil, onlarca yıllık acının ve hiç bitmeyen umudun hikâyesini barındırıyor.