Bağımsız İstanbul Milletvekili ve hukukçu Mustafa Yeneroğlu, Milli Savunma Komisyonu’nda kabul edilen ve önümüzdeki günlerde Genel Kurul gündemine gelmesi beklenen Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 7. maddesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Meclis'te kritik hafta: TSK ve 12. Yargı Paketi görüşülecek
Yeneroğlu, teklifin söz konusu maddesiyle mahkeme kararlarının uygulanmasının fiilen erteleneceğini belirterek düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğunu savundu.
Teklifin 7. maddesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesine ekleme yapılması öngörülüyor. Düzenleme; Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma, Sahil Güvenlik ve Emniyet teşkilatları personeli, askeri ve Polis Akademisi öğrencileri ile adayları ve MİT personeli hakkında bazı işlemlere karşı açılan davalarda verilen göreve iade kararlarının, karar kesinleşmeden uygulanmamasını öngörüyor.
‘HAKLISIN AMA YILLARCA BEKLE DEMEK ZULÜMDÜR’
Yeneroğlu, düzenlemenin özellikle KHK ile kamu görevinden çıkarılan ya da güvenlik soruşturması gerekçesiyle işlem yapılan kişiler açısından ağır mağduriyet doğuracağını belirtti.
Yeneroğlu açıklamasında, “İdare Mahkemesi’nin bir KHK’lı için ‘bu kişi haksız yere işinden atılmıştır, görevine iade edilsin’ kararına rağmen bu kişi işine dönemeyecektir. Üst mahkemelerdeki süreçler bitinceye kadar, yani on yıla yakın bir süre beklemek zorunda kalacaktır” ifadelerini kullandı.
Mahkemenin, idarenin iltisak ve irtibat iddialarını somut veriyle ortaya koyamadığı sonucuna varmasına rağmen kişinin görevine iade edilmemesinin kabul edilemez olduğunu söyleyen Yeneroğlu, “Davayı kazanan insana ‘haklısın ama yıllarca bekle’ demek, yaşatılan mağduriyet üzerine ayrıca bir zulümdür” değerlendirmesinde bulundu.
‘ANAYASA MAHKEME KARARLARININ GECİKTİRİLMESİNİ YASAKLIYOR’
Yeneroğlu, Anayasa’nın 138. maddesinin mahkeme kararlarının uygulanmasını güvence altına aldığını vurguladı.
Söz konusu maddenin, mahkeme kararlarının hiçbir surette değiştirilemeyeceğini ve uygulanmasının geciktirilemeyeceğini düzenlediğini hatırlatan Yeneroğlu, teklifin ise tam tersine bu geciktirmeyi kanun hükmü haline getirdiğini belirtti.
Yeneroğlu, “Devlet, mahkeme kararlarına uymak zorundadır ve bu kararların uygulanmasını hiçbir şekilde geciktiremez. Bu teklif ise Anayasa’nın açıkça yasakladığı geciktirmeyi bizzat kanun maddesi haline getirmektedir” dedi.
‘YARGI DENETİMİ KÂĞIT ÜZERİNDE KALIR’
Yeneroğlu’na göre düzenleme, idari yargı denetiminin etkisini de zayıflatacak.
Anayasa’nın 125. maddesinin idarenin her türlü eylem ve işlemini yargı denetimine tabi tuttuğunu hatırlatan Yeneroğlu, yargı denetiminin ancak verilen kararın uygulanmasıyla anlam taşıyacağını ifade etti.
Yeneroğlu, ilk derece mahkemesinin iptal kararının ve yürütmenin durdurulması kararlarının sonuç doğurmasının kesinleşme şartına bağlanmasının, ilgili personel grupları bakımından yargı denetimini fiilen etkisiz hale getireceğini söyledi.
‘İDAREYE GECİKTİRME İMKÂNI TANINIYOR’
Düzenlemenin idareye stratejik bir geciktirme alanı açacağını savunan Yeneroğlu, idarenin aleyhine verilen kararları istinaf ve temyize taşıyarak göreve dönüşleri yıllarca erteleyebileceğini belirtti.
Yeneroğlu, “Kanun yolu, hak arama aracı olmaktan çıkıp idarenin elinde bir geciktirme aracına dönüşecektir” ifadelerini kullandı.
‘ADİL YARGILANMA HAKKI KARARIN UYGULANMASINI DA KAPSAR’
Yeneroğlu, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkının yalnızca dava açabilmeyi değil, mahkeme kararının makul sürede uygulanmasını da kapsadığını söyledi.
Kararların icrasının yıllar sürecek kanun yolu süreçlerine bağlanmasının mahkemeye erişim hakkını teorik hale getireceğini savunan Yeneroğlu, bu düzenlemenin Türkiye açısından Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde yeni ihlal alanları doğurabileceğini belirtti.
‘GÜVENLİK GEREKÇESİ ANAYASA’YI ASKIYA ALMANIN MAZERETİ OLAMAZ’
Yeneroğlu, milli güvenliğin korunmasının meşru bir amaç olduğunu ancak bu gerekçenin anayasal güvenceleri ortadan kaldırmak için kullanılamayacağını ifade etti.
İdarenin elinde somut güvenlik riski bulunan haller için görev yeri değişikliği, geçici görevlendirme ve yürütmeyi durdurmaya itiraz gibi daha ölçülü araçlar bulunduğunu belirten Yeneroğlu, tüm bir personel grubu için mahkeme kararlarının uygulanmasını kategorik biçimde askıya almanın ölçülülük ilkesini ihlal ettiğini söyledi.
‘DÜZENLEME ADALET KOMİSYONU’NDA GÖRÜŞÜLMELİYDİ’
Yeneroğlu, düzenlemenin görüşüldüğü komisyona da itiraz etti. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun idari yargının temel usul kanunu niteliğinde olduğunu belirten Yeneroğlu, mahkeme kararlarının sonuçlarına ve uygulanmasına ilişkin böyle bir düzenlemenin esasen Adalet Komisyonu’nda görüşülmesi gerektiğini söyledi.
Yeneroğlu, yargı sistemine ilişkin köklü bir müdahalenin hukukçu milletvekillerinin bulunduğu Adalet Komisyonu’ndan geçirilmeden yasalaştırılmaması gerektiğini vurguladı.
‘7. MADDE TEKLİFTEN ÇIKARILMALI’
Yeneroğlu, açıklamasının sonunda teklifin 7. maddesinin Genel Kurul görüşmelerinde metinden çıkarılması çağrısında bulundu.
Düzenlemenin Anayasa’nın hukuk devleti, eşitlik, adil yargılanma, idarenin yargı denetimi ve mahkeme kararlarının bağlayıcılığına ilişkin hükümlerine aykırı olduğunu savunan Yeneroğlu, “Mahkeme kararlarının bağlayıcılığı, hukuk devletinin asgari şartıdır. Yargı kararlarının uygulanmasını idarenin tercihlerine ve yılları bulan kanun yolu süreçlerine bağlayan bir devlette, hiçbir vatandaşın hukuk güvenliğinden söz edilemez” ifadelerini kullandı.