ABD Merkez Bankası (Fed), gelecek hafta Kevin Warsh başkanlığındaki ilk toplantısını yapacak. Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump'ın Fransa'daki G7 zirvesinde diğer devlet liderleriyle bir araya gelmesi bekleniyor.
Öte yandan İngiltere'nin kuzeyinde yapılacak ara seçim, İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın iktidarı için belirleyici olabilir.
Tüm bunlara ek olarak, diğer merkez bankalarının toplantıları da finans piyasalarındaki hareketliliği artırabilir. Bu toplantılardan biri de faiz oranlarının otuz yılı aşkın bir süredir ilk kez yüzde 1'e yükselmesi beklenen Japonya'da gerçekleşecek.
1. FED'İN YENİ BAŞKANI
Kevin Warsh, bu hafta Fed başkanı olarak ilk toplantısına başkanlık edecek. Piyasalar, bir türlü düşürülemeyen enflasyondan dolayı ABD'deki faiz oranlarının gelecek aylarda yeniden yükseleceği ihtimalini fiyatlamaya başladı.
Warsh ve ekibinin bu toplantıda şimdilik herhangi bir adım atması beklenmiyor fakat piyasanın tüm odağı, Çarşamba yayımlanacak para politikası metninde ve yeni başkanın yapacağı basın toplantısında olacak. Yatırımcılar, Fed başkanının iletişim tarzında belirgin bir değişiklik olup olmadığına ya da Fed'in işleyişine dair yeni fikirler sunup sunmadığına bakacak.
Yetkililer bu toplantıda ekonomik göstergeler ve faiz oranlarına ilişkin projeksiyonlarını da açıklayacak. Yatırımcılar, Fed yetkilileri arasındaki görüş ayrılıklarının boyutunu görebilmek için bu açıklamaları cankulağıyla dinleyecek.
Bu hafta açıklanan veriler, İran savaşının yol açtığı enerji darboğazının enflasyona olan etkilerini gösterdi.
ABD'de Mayıs ayı tüketici fiyat endeksi (TÜFE) son üç yılın en hızlı artışını kaydetti. Buna rağmen Başkan Trump, faizlerin düşürülmesi yönündeki talebini yineledi.
2. G7 ZİRVESİ
Gelecek hafta Fransa'nın tablo güzelliğindeki kasabası Evian-les-Bains'te düzenlenecek G7 Zirvesi'nin ana gündem maddeleri Ortadoğu ve Ukrayna'daki savaşlar olacak.
Özellikle Trump'ın hafta sonu Avrupa'da İran ile bir barış anlaşmasına varılabileceğine dair verdiği sinyallerin ardından gözler tamamen bu zirveye çevrildi.
Trump'ın Beyaz Saray bahçesinde düzenleyeceği "kafes dövüşü" temalı doğum günü planlarına uyması için zirve tarihini hâlihazırda kaydıran Fransız yetkililer, beklentiyi bir hayli düşük tutuyor. Diğer son dönem zirvelerin ev sahipleri gibi onlar da, Trump'ın etkinliğin sonuna kadar kalmasını tek başına bir başarı sayacak.
Ortadoğu'daki savaş sebebiyle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Mısır da zirveye davet edildi. Öte yandan Avrupalı liderlerin ABD'yi Rusya'ya karşı Ukrayna'ya verdiği desteği sürdürmeye ikna etme çabaları sürerken Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelenskiy de katılımcılar arasında yer alacak.
Liderler ayrıca ekonomik güvenlik, küresel dengesizlikler ve nadir mineraller konusunda Çin'e olan bağımlılığın azaltılması gibi geniş kapsamlı konuları da masaya yatıracak fakat zirvede somut sonuçların sınırlı olması bekleniyor.
3. BOJ FAİZLERİ YÜZDE 1'E Mİ ÇIKARACAK?
Haftaya Salı toplanacak Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) 25 baz puanlık faiz artışı yapması bekleniyor. Bu hamle gerçekleşirse, Japonya'nın gösterge faiz oranı 1995 yılından bu yana ilk kez yüzde 1 seviyesine çıkmış olacak.
Fakat bu adımın sinyalleri piyasada çok önceden fiyatlandığı için, zor durumdaki Japon yeninin değer kazanması beklenmiyor. Yen hâlâ doğrudan müdahale bölgesinde bulunurken, analistler yende gerçek bir toparlanma görülebilmesi için çok daha hızlı bir sıkılaştırma döngüsüne ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.
Ortadoğu'da uzayan savaş ve BoJ'un temkinli yaklaşımı göz önüne alındığında, hızlı bir parasal sıkılaştırma pek olası görünmüyor.
Zorlukları artıran bir diğer gelişme ise bu hafta hastaneye kaldırılan BoJ Başkanı Kazuo Ueda'nın toplantıda yer alamayacak olması. Bu durum, en azından 1998 yılından bu yana ilk kez bir BoJ başkanının bir para politikası toplantısını kaçırması anlamına gelecek.
4. İNGİLTERE'DE FIRTINALI GÜNLER
Gelecek hafta İngiltere piyasaları için oldukça hareketli ve yoğun geçecek.
Başbakan Keir Starmer, İşçi Partisi içindeki isyan bayraklarıyla ve ekonomiyi yönetme biçimine yönelik seçmende oluşan tarihi düzeydeki memnuniyetsizlikle baş etmeye çalışırken, İngiltere'nin kuzeyinde Manchester yakınlarında yapılacak bir yerel seçim başbakanlık koltuğu için ciddi bir rakibin önünü açabilir.
Makerfield kasabasında 18 Haziran'da yapılacak ara seçim, Büyük Manchester Belediye Başkanı ve İşçi Partisi adayı Andy Burnham'ın parlamentoya dönmesini sağlayabilir. Piyasacılar, Burnham'ın Starmer'a kıyasla daha genişlemeci bir maliye politikasından yana olduğuna inanıyor.
İngiltere'nin mali açıdan hareket alanı zaten oldukça kısıtlı ve borçlanma maliyetleri bir hayli yüksek seviyede. 16 Haziran'da yapılacak 10 yıllık devlet tahvili ihalesi, bu gergin siyasi atmosferde yatırımcıların İngiliz tahvillerine olan ilgisini gösterecek.
Üstelik tüm bunlar, İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faizleri muhtemelen sabit tutacağı 18 Haziran'daki toplantısından ve enflasyondan tüketici harcamalarına kadar bir dizi önemli veri açıklanmadan önce yaşanacak.
5. GELİŞMEKTE OLAN PİYASALARA DAİR ENDİŞELER
Hürmüz Boğazı'nın trafiğe kapalı olmasından kaynaklanan petrol arz şoku, Asya'daki tüm enerji ithalatçılarını etkiledi. Fakat Endonezya bundan en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Bu nedenle Endonezya Merkez Bankası, haftaya Perşembe açıklayacağı faiz kararı öncesinde yeniden piyasaların odağında.
Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto döneminde artan politika belirsizliği, yönetim kaygıları ve mali disiplindeki gevşeme, küresel koşulların da olumsuz etkisiyle birlikte para birimi rupiahı tarihi dip seviyelere çekti ve yerel piyasalardan milyarlarca dolarlık çıkışa yol açtı.
Düşüşün hızına ve boyutuna hazırlıksız yakalanan yetkililer, bu hafta beklenmedik bir adımla faizi 25 baz puan artırdı ve döviz piyasasına güçlü şekilde müdahale etti. Bundan sonraki süreçteki soru işaretleri, faiz artışı gelip gelmeyeceğinden çok ne ölçüde olacağına odaklanıyor.
Öte yandan Brezilya Merkez Bankası haftaya Çarşamba faiz kararını açıklayacak. İşlemcilerin merak ettiği husus, enflasyon yeniden yükselirken faiz indirimlerinin sürüp sürmeyeceği. Mart ve Nisan aylarında üst üste yapılan 25'er baz puanlık indirimlerle politika faizi yüzde 14.5'e çekilmişti. Fakat gevşeme döngüsünün artık eskisi kadar net ilerlemediği görülüyor.