Türkiye’de 2026’nın ilk beş ayında yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretiminin rekor seviyeye ulaşması, toptan elektrik fiyatlarını tarihi düşük seviyelere çekti.
İngiltere merkezli temiz enerji ve veri odaklı çalışan düşünce kuruluşu Ember’in yayımladığı rapora göre, fiyatlardaki düşüş hanelerin elektrik faturalarına uygulanan devlet desteğini de azalttı. Bu sayede devletin sübvansiyon harcaması yılın ilk beş ayında geçen yılın aynı dönemine göre 746 milyon dolar azaldı.
Rapora göre, 2026’nın ocak-mayıs döneminde yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 32 artarak 87 teravatsaat oldu. Bu miktar, tüm zamanların en yüksek seviyesi olarak kaydedildi. Yenilenebilir kaynakların toplam elektrik üretimindeki payı ise yüzde 61’e çıkarak son 26 yılın en yüksek düzeyine ulaştı.
Yenilenebilir üretimdeki artış, elektrik piyasasında fiyatların düşmesinde belirleyici oldu. Fosil yakıtlara kıyasla daha düşük maliyetle elektrik üreten yenilenebilir kaynakların üretimdeki payının yükselmesiyle, toptan elektrik fiyatları reel dolar bazında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 48 geriledi.
Mayıs ayında toptan elektrik fiyatı 2011’den bu yana en düşük seviyeye indi
Raporda, yenilenebilir kaynakların elektrik fiyatları üzerindeki düşürücü etkisinin özellikle nisan ve mayıs aylarında belirginleştiği vurgulandı.
Nisan ayında yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payı yüzde 71’e çıkarak aylık bazda son 26 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Mayıs ayında ise bu oran yüzde 73’e yükselerek yeni bir rekor kırdı.
Bu gelişmenin ardından toptan elektrik fiyatları nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 72, mayıs ayında ise yüzde 82 geriledi. Böylece fiyatlar, Gün Öncesi Piyasası’nın kurulduğu 2011’den bu yana aylık bazda en düşük seviyesine indi.
Rapora göre, toptan fiyatlardaki düşüş haneler için uygulanan mesken tarifesi ile piyasa fiyatı arasındaki farkı daralttı. Bu farkın azalması, devletin elektrik faturalarına sağladığı destek yükünü de düşürdü.
Elektrik fiyatı beş yıl sonra yüksek tüketim tarifesinin altına indi
Türkiye’de hanelere yönelik elektrik sübvansiyonları, COVID-19 pandemisi sonrasında artan enerji talebi ve Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı arz güvenliği endişeleriyle fosil yakıt fiyatlarının yükselmesinin ardından önem kazandı.
Fosil yakıt fiyatlarındaki artış, elektrik üretim maliyetlerini yukarı çekti. Haziran 2021’de toptan elektrik fiyatları, haneler için uygulanan mesken tarifesinin üzerine çıktı. Bu tarihten itibaren hanelerin toptan fiyat artışlarından doğrudan etkilenmemesi için tarife ile piyasa fiyatı arasındaki fark devlet tarafından karşılandı.
2022 başında ise hem dar gelirli vatandaşları korumak hem de enerji tasarrufu ve verimliliğini teşvik etmek amacıyla kademeli tarife uygulamasına geçildi. Bu sistemde, belirlenen günlük tüketim limitinin altındaki ve üstündeki tüketimler farklı fiyatlardan faturalandırılmaya başladı.
Rapora göre, Nisan 2026’ya kadar toptan elektrik fiyatları her iki kademeye uygulanan tarifelerin üzerinde seyretti. Bunun tek istisnası, tarifelere yapılan zam nedeniyle Ocak 2022 oldu. Bu nedenle söz konusu dönem boyunca mesken tarifesi iki kademe için de sübvanse edildi.
Ancak yenilenebilir üretimin rekor kırdığı Nisan ve Mayıs 2026’da toptan elektrik fiyatları yüksek kademe elektrik tarifesinin altına kadar geriledi. Böylece bu iki ayda yapılan sübvansiyon harcamalarının büyük bölümü düşük kademe tarifesinden kaynaklandı.
İlk beş ayda sübvansiyonlar yüzde 43 azaldı
Ember’in hesaplamasına göre, hanelerin elektrik faturalarına uygulanan sübvansiyonlar 2026’nın ilk beş ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 43 azaldı. Enflasyondan arındırılmış verilere göre sübvansiyon tutarı 1,15 milyar dolar oldu. Böylece toplamda 861 milyon dolarlık düşüş kaydedildi.
Rapora göre bu düşüşün yüzde 77’si, yani 746 milyon dolarlık kısmı, toptan elektrik fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklandı.
Sübvansiyonlardaki azalmada etkili olan bir diğer unsur ise Son Kaynak Tedarik Tarifesi (SKTT) limitinin düşürülmesi oldu. Belirlenen limitin üzerinde elektrik tüketen haneler, mesken tarifesi yerine toptan elektrik fiyatlarını esas alan bir tarife üzerinden faturalandırılıyor.
2026 başında SKTT limitinin düşürülmesiyle devlet desteğinden yararlanan tüketim miktarı azaldı. Bu değişiklik, sübvansiyon harcamalarında 228 milyon dolarlık ek düşüş sağladı.
Buna karşılık, Nisan 2026’da yüksek kademe tüketim tarifesine yapılan zam enflasyonun gerisinde kaldı. Bu durum tarifenin reel değerini düşürdü ve toptan elektrik fiyatı ile tarife arasındaki farkı genişletti. Rapora göre bu etki, sübvansiyonlar üzerinde 113 milyon dolarlık ek yük oluşturdu ve diğer kalemlerden sağlanan tasarrufu kısmen azalttı.
Fiyat düşüşünün ana kaynağı hidroelektrik oldu
Raporda, 2026’da elektrik fiyatlarındaki düşüşün arkasındaki en önemli unsurun hidroelektrik santralleri olduğu belirtildi.
Türkiye’de yılın ilk beş ayında rekor yağışların etkisiyle hidroelektrik üretimi tarihi seviyeye çıktı. Ana havza barajlarına gelen su miktarı, 2025 yılının tamamında kaydedilen toplam miktarın yaklaşık yüzde 42 üzerinde gerçekleşti.
Bu yağışların etkisiyle hidroelektrik üretimi, 2026’nın ilk beş ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60 artarak 46 teravatsaate ulaştı. Bu değer, yılın ilk beş ayları dikkate alındığında tüm zamanların en yüksek hidroelektrik üretimi oldu.
Hidroelektrik santrallerinin yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimindeki payı geçen yıla göre 10 puan artarak yüzde 54’e yükseldi. Böylece yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin yarısından fazlası hidroelektrik santrallerinden sağlandı.
Rüzgâr ve güneş enerjisinin yenilenebilir üretimdeki payı yüzde 23 olurken, diğer yenilenebilir kaynakların payı yüzde 6 olarak hesaplandı. Bu katkılarla birlikte yenilenebilir kaynakların toplam elektrik üretimindeki payı yılın ilk beş ayında yüzde 61’e ulaştı.
Kuraklık riski kazanımları tersine çevirebilir
Raporda, 2026’nın yenilenebilir üretim ve elektrik fiyatları açısından olumlu bir yıl olmasına rağmen hidroelektriğe dayalı kazanımların kalıcı olmayabileceği uyarısı da yapıldı.
Türkiye’nin iklim değişikliğine bağlı kuraklık riskiyle karşı karşıya olduğu belirtilen raporda, hidroelektrik üretimindeki olası düşüşlerin elektrik fiyatlarını yeniden artırabileceği vurgulandı.
Hidroelektrik santrallerinin ortalama kapasite faktörünün son 10 yılda, 1996-2005 dönemine kıyasla 12 puan düşerek yüzde 26 seviyesine gerilediği belirtildi. Rapora göre kuraklık nedeniyle hidroelektrik üretiminde yaşanacak gerileme, daha yüksek maliyetli fosil yakıtlı elektrik üretimiyle telafi edilirse toptan elektrik fiyatları yeniden yükselebilir.
Bu senaryo, hem hanelere yönelik sübvansiyon tutarının tekrar artmasına hem de toptan elektrik fiyatlarından doğrudan etkilenen Son Kaynak Tedarik Tarifesi kapsamındaki milyonlarca abonenin faturalarının yükselmesine yol açabilir.
Rüzgâr, güneş ve depolama yatırımları hızlanmalı
Ember, elektrik fiyatlarındaki düşüşün kalıcı hale gelebilmesi için Türkiye’nin rüzgâr ve güneş kurulu gücünde yakaladığı ivmeyi artırması gerektiğini belirtti.
Raporda, 33 gigavatlık depolamalı rüzgâr ve güneş santrali proje stoğunun hayata geçirilmesinin büyük önem taşıdığı ifade edildi. Ayrıca en az 8 gigavatlık hibrit güneş santrali potansiyeline dikkat çekildi.
Bu projelerin hızla devreye alınabilmesi için izin süreçlerinin iyileştirilmesi gerektiği vurgulandı. Rapora göre, yenilenebilir enerjide arz güvenliğinin sağlanması ve fiyat düşüşlerinin kalıcı hale gelmesi için depolamalı enerji santralleri ve hibrit güneş projelerinin önündeki idari süreçler sadeleştirilmeli.
Çatı güneş enerjisi için 120 GW potansiyel
Raporda çatı güneş enerjisi yatırımlarının da kritik önemde olduğu belirtildi. Türkiye’nin 120 gigavatlık çatı güneş enerjisi potansiyeline sahip olduğu vurgulandı.
Ancak çatı güneş enerjisi uygulamalarında izin süreçlerinde yaşanan sorunların tüketicilerin yatırım kararlarını ertelemesine veya projelerin gecikmesine neden olduğu ifade edildi.
Ember’e göre, izin süreçlerinin sadeleştirilmesi ve yatırımcı lehine yapılacak düzenlemelerle çatı GES yatırımlarının önü açılabilir. Bu da tüketimin yerinde karşılanmasını, şebeke üzerindeki yükün azalmasını ve tüketiciler için elektrik faturalarının düşmesini sağlayabilir.
'Düşük maliyetli yenilenebilir kaynaklar fiyatları aşağı çekiyor'
Ember Analisti Çağlar Çeliköz, raporda yer alan değerlendirmesinde, fosil yakıtlara kıyasla daha düşük maliyetle elektrik üreten yenilenebilir kaynakların üretimdeki payı arttıkça elektrik fiyatlarının düştüğünü belirtti.
Çeliköz, bu düşüşün hem devletin hanelerin elektrik faturalarını desteklemek için ayırdığı bütçeyi hafiflettiğini hem de destek kapsamı dışında kalan hanelerin elektrik harcamalarını azalttığını ifade etti.
Ancak Çeliköz’e göre, kuraklık nedeniyle hidroelektrik üretiminde yaşanabilecek gerileme bu ekonomik kazanımları tersine çevirebilir. Bu nedenle Türkiye’nin yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminde arz güvenliğini sağlayabilmesi için depolamalı rüzgâr ve güneş yatırımları ile hibrit güneş santrallerine yönelik izin süreçlerinin iyileştirilmesi gerekiyor.
Raporda ayrıca çatı güneş enerjisi uygulamalarının kolaylaştırılmasının, Türkiye’nin yüksek çatı GES potansiyelinin hayata geçirilmesi açısından kritik olduğu vurgulandı.