Dün akşam saatlerinde rahatsızlanarak yoğun bakıma kaldırılan usta oyuncu Zihni Göktay maalesef yaşamını yitirdi. Ardında bıraktığı muhteşem eserlerin yanı sıra "28 yıl lüküs hayat oynadım ama hiç lüks bir hayat sürmedim" sözü de vefatıyla birlikte tekrar kulaklarımızda yankılandı.
İşte 81 yaşında hayata veda eden Zihni Göktay'ın mütevazı ama müthiş eserlerle dolu olan hayatı...
Türk tiyatrosuna 28 yıl oynadığı "Lüküs Hayat" ile damgasını vuran usta sanatçı Zihni Göktay hayatını kaybetti. Sanatçının kızı Zeynep Göktay Dilbaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, babasının vefat ettiğini belirterek, şu ifadelere yer verdi:
"Sene başında Ankara turnesinde yaşadığı kalça kırığının ardından artan sağlık sorunlarına rağmen, yaşama sevincini, çevresine duyduğu merakı ve son ana kadar yeniden sahneye çıkıp, çok sevdiği seyircisine kavuşma umudunu hiç kaybetmedi. Seyircisi, sevenleri ve hayatına dokunduğu herkes tarafından büyük bir sevgiyle kucaklandı. Babamız adına bu süreçte ilgi gösteren, arayanı soran ve yanında olan herkese gönülden minnettarız."
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat da sosyal medya hesabında şunları kaydetti: "Türk tiyatrosunun asırlık çınarı, geleneksel tiyatromuzun büyük temsilcisi Zihni Göktay Hocamızı ne yazık ki kaybettik. Onu tanıyan herkes, Zihni Hocamızın insan sıcaklığı ve sevgisi ile nasıl özel bir değer olduğuna şahit olmuştur.
Eminönü Halkevi’nden yetişerek tam 53 yıl boyunca İBB Şehir Tiyatroları’nın yaşayan bir anıtı haline gelen ustamız, sahnelerimizdeki tuluat geleneğinin ve kavuklu ruhunun en görkemli ismiydi.
O sadece üstün yeteneğiyle değil, vatanın her köşesindeki insana sanatı taşıma arzusu, halkın içinden hiç kopmayan mütevazı duruşu ve sahneye olan sarsılmaz sadakatiyle hepimize ilham oldu.
Sanata, insana ve tiyatroya duyduğu o eşsiz sevgiyle, ömrünün son anına kadar sahnede dolu dolu, yürekten bir hayat yaşadı. Türk tiyatrosunun kurucu babası Muhsin Ertuğrul ile bizzat çalışmış, onun yakın arkadaşı ve ekolün dev ismi Vasfi Rıza Zobu’nun tezgahından geçmişti. O, tiyatroyu 'insanı insanla, insanca anlatma sanatı' olarak gören o eski, disiplinli ve ahlaki ekolün son neferlerindendi. Mekanın cennet olsun Zihni Hocam. İBB Kültür ve İBB Şehir Tiyatroları Ailesi olarak bu tarifsiz acıyı derinden hissediyor, kıymetli ailesinin ve tüm sevenlerinin hüznünü yürekten paylaşıyoruz. Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz."
Usta tiyatrocu Zihni Göktay'ın eşi Sevinç Göktay, Ocak 2022'de yaşama veda etmişti.
Sanatçı Göktay, 2 Aralık 1945'te İstanbul'da dünyaya geldi. Profesyonel kariyerine 1964'te Ankara Meydan Sahnesi'nde başlayan sanatçı, İstanbul Şehir Tiyatrolarına geçtiği 1973'e kadar bu görevini sürdürdü.
Göktay, 1978-1996 yıllarında İstanbul Radyosu Radyo Tiyatro Şubesi'nde birçok oyunda yönetmen ve oyuncu olarak görev aldı.
80 yaşına girdiniz, doğum gününüzde sizinle olmak çok güzel. Nasılsınız?
Gayet iyiyim. Belli bir yaşa geldikten sonra sağlığınız önceliğiniz oluyor. Benim için beden sağlığı kadar ruh sağlığı da önemli. İşleyen demir pas tutmaz misali, çalışmaya devam ediyorum. Tiyatro beni iyileştiriyor.
Şu an sizinle bu röportajı, bir huzur evinde yapıyoruz. Bu durum sosyal medyada çok konuşuldu. Evlatlarınızı eleştirenler oldu. Durumu sizden dinleyelim?
5 Mayıs’tan beri buradayım. Konu çok çarpıtıldı ve beni de aşırı yaraladı. Haksız ve yalan haberler yapıldı. Buraya kesinlikle kendi rızam ile geldim. Evlatlarım asla istemedi. Bilakis onlar kendileriyle kalmamı istedi. Yeni bir tecrübe edinmek, burayı da deneyimlemek, farklı insanlarla tanışmak istedim.
Durduk yere mi gelişti yani tamamen?
Şöyle; evimiz kentsel dönüşüme girince kızım da onun evine yerleşmemi istedi. Ama insan eti ağırdır. Sonuçta biz de yaşımızı başımızı aldık, çocuk gibi bakıma ihtiyacımız var. Benim kızımın çocuğu var, daha 6 yaşında. Kendisi zaten tiyatrocu, yoğun. Bana da koşuyor. Onu yormak istemedim. Onlar çok diretti ama karar benim ve ortada bir dram ya da mağduriyet yok.
Yapılan yorumlara ne diyorsunuz?
Şu algıyı yaratmaları çok ayıp. Çocukları bir adama bakamadı da oralara mı düşürdü? Yahu ben çocuklarımdan çok razıyım. Çok dürüst, düzgün, vefalılar. Bu benim tercihimdi ve onlara böyle haksız sözler edilmesi benim zoruma gitti. Kırgınım! Yapılan haberlere çok üzüldüm. Canım sıkıldı. Ben hayatımı eşimle yürüdüm. Eşim gidince boşluğa düştüm. Bu karar benimdi çocuklarımın değil. Ev, ev üstüne olmaz. Asla çocuklarımdan en ufak bir yara almadım. El üstünde tuttular beni.
Sevdiniz mi burayı?
Yav burası kötü bir yer değil ki, ilaçlarımdan yemek saatlerime kadar her şey düzenli, kontrollü. Fizik tedaviye kadar çok muntazam bir bakım var. Üç öğün yemek yemem normalde ama burada yiyorum. Zaten 14 yıl önce bir by pass geçirdim, daha dikkatli yaşamam gerekiyor. Burada disiplinli yaşıyorum. Huzurevi denilince akla neden kötü bir algı geliyor anlamam mümkün değil. Herhalde ünlü olduğumuz için.
İşinizi çok seviyorsunuz sanırım?
Tiyatroya bayılıyorum. En büyük aşklarımdan biri bu. Cihat Tamer ile ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’ diye oyunumuz var. 60 yıllık birikimlerimizi anlatıyoruz. 14 yaşından beri çalışıyorum. İş olmayınca sudan çıkmış balığa dönüp nefes alamıyorum. Mesela röportaj sonrası hemen Edirne’ye oyuna gideceğim. 80’li yaşlar size ne öğretti.
Nasıl bir hayat tecrübesi edindiniz?
Hata yapmamayı öğretti. ‘Keşke 30 yaşında olsaydım da şunu şöyle yapmazdım’ diyebileceğim çok şey var. Başa dönsek pek çok şeyi farklı yapardım.
Geçici bir durum mu bu yoksa artık burada mısınız?
Geçici bir süre için, Feneryolu’ndaki ev yapılana kadar. Evim 3+1 olacak. Birkaç aya bitince de oraya yerleşeceğim, bakıcım da olur. Yani bir sorun yok, ben gayet iyiyim. Burası bana iyi geldi. Gayet huzurlu. İnsanlarla sohbet etmek, yeni kişiler, hayatlar keşfetmek güzel. Sahnelerimin devam etmesi de beni güçlü kılıyor. Ölene kadar da kopmayacağım.
Siz hayattasınız ama 45 yıllık eşiniz Sevinç Göktay’ı üç yıl önce kaybettiniz. Bu veda sizi nasıl etkiledi?
Bir yarım gitti, yaşam heyecanımı yitirdim. Çok şey eksik kaldı. İki evladım var çok şükür ama hayat arkadaşınızın gitmesi sizi çökertiyor. Ben maganda, maço bir adam değilim. Sevinç hanım ile sevinçlerimizi, üzüntülerimizi birlikte yaşadık. Onun hassas noktalarını bildiğim için ona göre dikkatli yaşıyordum. Mesela alkolden asla hoşlanmazdı… Yarım asır bir yastığa baş koyup da üzmemek mümkün değil. Dört dörtlük evlilik olmaz. Bu yalan. Arkadaşınla, kardeşinle, annen, babanla bile yeri geliyor tartışıyorsun. Eşin senin en canın kanın oluyor. Tabii ki arada olur kavgalar ama onlar tuzu, biberidir ilişkiyi diri tutar. Biz birbirimizi çok sevdik. Onun yokluğu beni epey çökertti.
Turnelere gitmek zor olmuyor mu?
Asla. Ruhuma çok iyi geliyor. İki oyunum var şu an. Biri, ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’, diğeri kapalı gişe oynadığım ‘Gidiş Dönüş Moskova’. Mesela bizim meslekte sahneye çıkarken 39 derece ateşin varsa, çıktıktan sonra ilk 5 dakika sonra ölç; o ateş 36’ya inmiştir.
Şu an kaç yaşında olmak isterdiniz?
40- 45’lerde olmayı isterdim. Tam olgunluk çağı. Zaten o yaşta hissediyorum şu an.
‘Mutlu yaşadım’ diyebiliyor musunuz?
Çoook! Çünkü tercihlerim hep doğruydu. Eşimi, işimi, aşımı doğru seçtim. Bunları doğru seçtiğim için huzurlu yaşadım. Tiyatroculuk mesleğini seçmek en büyük doğrumdu. Yani aşımı doğru ve çok helal bir yerden kazandım. Eşimse beni ben yapan kişi oldu. Evlilik sadece koyun koyuna yatmak demek değil ki! Şimdilerde kadri bilinmese de çok önemli bir müessese. Evlilik bir özveridir. Eşim benim hayatımın ABS freniydi. Zararlı olaylara karşı beni hep o frenledi. Beni korudu. O olmasaydı, çok eksik olurdum. Hatta belki çoktan ölmüştüm.
Dizilerde neden yoktunuz son dönemde?
Teklifler geldi ama çok sevdiğim işler olmadı. Senaryoların hiçbiri kafa yapıma uymuyor. Kim, kimin metresi, onu bilmek istemiyorum. Karı koca bir birbirini nasıl aldatıyor? Önceden aile birliği nasıl sağlanır, bunu anlatırdık; şimdi aile birliği nasıl dağılır? Bunu gösteriyorlar. Dünya kötü bir yer oldu insanlar da… Okumuyor insanlar, eğitim düştü. Sümüklü böcek, salyangoz bile geçtiği yerde iz bırakıyor, biz niye bırakmayalım?
Çok büyük paralar yok denir tiyatroda? Siz kazanabildiniz mi?
Çok şükür kimseye muhtaç değiliz.
28 yıl ‘Lüküs Hayat’ oynadım ama hiç lüks bir hayat sürmedim. Ona da özenmedim. Şükürler olsun ki çocuklarımı tiyatrodan aldığım maaşla büyüttüm. Tiyatro benim ekmek teknem.
‘DİNOZORLUK YAPMA’ DERLER AMA SANATÇI, TOPLUMA ÖRNEK OLMALI
Halen aynı heyecanı yaşıyor musunuz?
O heyecan olmasa yapamazsın. Bir sanatçı iz bırakmalı. Sanatçı topluma örnek olmalı desem, ‘dinozorluk yapma’ derler ama olmalı.
Hayatınız bir gün film olsun ister miydiniz?
Asla istemezdim. Her şeyi yazmak lazım. Bende yalan dolan yok. Keşkeler var. Sırlar, anılar var. Bende kalsın.