İsviçre'de pazar günü yapılacak referandumda, ülke nüfusunun 10 milyon kişiyle sınırlandırılmasını hedefleyen öneri halkın oyuna sunulacak.
Sağ popülist İsviçre Halk Partisi'nin (SVP) öncülük ettiği girişim, göç ve Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler ekseninde ülke gündeminin en önemli başlıklarından biri haline geldi.
Anketler, "10 milyonluk İsviçre istemiyoruz!" başlıklı girişime karşı çıkanların az farkla önde olduğunu gösteriyor. SVP ise 9,1 milyon nüfusa ulaşan ülkede göçün sürdürülemez boyutlara ulaştığını savunuyor.
KONUT SIKINTISI ALTYAPI YETERSİZLİĞİ GEREKÇE GÖSTERİLDİ
Parti, konut sıkıntısı, yükselen kiralar, trafik yoğunluğu, sağlık sistemindeki baskı ve eğitim kalitesindeki düşüş gibi sorunların temel nedeninin göç olduğunu öne sürüyor. Girişim kapsamında nüfusun 2050 yılına kadar 10 milyonu aşmaması hedefleniyor. Resmi projeksiyonlara göre ise İsviçre nüfusunun 2055 yılında yaklaşık 10,5 milyona ulaşması bekleniyor.
Öneriye göre nüfusun 2050 öncesinde 9,5 milyonu aşması halinde hükümetin daha az mülteci kabul etmesi ve aile birleşimini sınırlandırması gerekecek. Buna rağmen nüfusun 10 milyonu geçmesi durumunda ise İsviçre'nin AB ile kişilerin serbest dolaşımına ilişkin anlaşmasını iki yıl içinde feshetmesi talep ediliyor.
Ancak hükümet ve parlamentodaki partilerin büyük bölümü bu yaklaşımın ciddi ekonomik ve siyasi sonuçlar doğuracağını savunuyor. Yetkililer, serbest dolaşım anlaşmasının sona ermesinin İsviçre'nin Avrupa iç pazarına erişimini sağlayan diğer önemli anlaşmaları da riske atabileceği uyarısında bulunuyor.
SCHENGEN VE DUBLIN ANLAŞMALARI DA GÜNDEMDE
Hükümet ayrıca Schengen ve Dublin anlaşmalarına katılımın da tartışmalı hale gelebileceğini belirterek seçmenlere "hayır" oyu verme çağrısı yaptı. İsviçre Yeşiller Partisi girişimi "yabancı düşmanı" olarak nitelerken, Sosyal Demokratlar ise öneriyi "kaos inisiyatifi" olarak tanımlıyor.
Liberal Özgürlükçü Parti (FDP) Genel Başkan Yardımcısı Cyril Aellen, kişilerin serbest dolaşım hakkının kaldırılmasının çözüm olmayacağını belirterek, Avrupa ile yapılan anlaşmaların feshedilmesinin ülke ekonomisine zarar vereceğini söyledi. Aellen, yabancı çalışanların sosyal sistemin finansmanına önemli katkı sunduğunu da vurguladı.
Ülkede göç konusuna bakış kantonlar arasında farklılık gösteriyor. Almanca konuşulan bölgelerde göçün sınırlandırılmasına destek daha yüksek olurken, Fransızca konuşulan batı kantonları AB ile ilişkilerin sürdürülmesinden yana tavır sergiliyor.
OYLARIN YÜZDE 50'Sİ KANTONLARIN ÇOĞUNLUĞU GEREKİYOR
Referandumun kabul edilmesi için hem ülke genelinde oyların yüzde 50'sinden fazlasının alınması hem de kantonların çoğunluğunun onay vermesi gerekiyor.
Resmi verilere göre 2024 yılı sonunda yabancılar İsviçre nüfusunun yüzde 27,4'ünü oluşturuyor. 2002 yılında serbest dolaşım uygulamasının başlamasından bu yana ülke nüfusu ağırlıklı olarak göç yoluyla yaklaşık 1,7 milyon kişi arttı. Otelcilik ve konaklama sektöründe çalışanların yüzde 46'sı, inşaat sektöründe çalışanların ise yüzde 34'ü yabancı iş gücünden oluşuyor.
SVP daha önce minare ve burka yasaklarını öngören referandum girişimleriyle de gündeme gelmişti. Parti, 2014 yılında kabul edilen göç kotalarının ise hükümet tarafından tam anlamıyla uygulanmadığını savunuyor.
Odatv.com