Ana içeriğe geç

MYK sonrası Zeynel Emre'den açıklama: Kurultay kararı önünde hukuki bir engel yok

CHP'nin seçilmiş sözcüsü Zeynel Emre, MYK toplantısının ardından yaptığı açıklamada, butlan yönetiminin olağanüstü kurultay kararı almasının önünde hukuki bir engel bulunmadığını ifade etti.

MYK sonrası Zeynel Emre'den açıklama: Kurultay kararı önünde hukuki bir engel yok
Halk TV
16

CHP'nin seçilmiş sözcüsü Zeynel Emre, Özgür Özel başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından yaptığı açıklamada, İstanbul hariç 833 geçerli imzanın Genel Merkez'e teslim edildiğini belirtti. Emre, olağanüstü kurultay önünde hukuki bir engel bulunmadığını belirterek, "Tedbir kararı nedeniyle kurultay yapılamayacağı" yönündeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.

MYK sonrası Zeynel Emre'den açıklama: Kurultay kararı önünde hukuki bir engel yok - Resim : 1

Seçilmiş CHP Sözcüsü Zeynel Emre, CHP lideri Özgür Özel başkanlığında gerçekleştirilen MYK toplantısının ardından yaptığı açıklamada, CHP’ye yönelik mutlak butlan sürecini ve parti içindeki son gelişmeleri değerlendirdi.

Özgür Özel'in halktan güçlü destek gördüğünü belirten Emre, “mutlak butlan” kararı sonrası oluşan Kılıçdaroğlu yönetimini eleştirerek, söz konusu ekibin parti tabanı ve örgütlerden destek alamadığını ifade etti. Özel’in önümüzdeki günlerde Denizli ve Burdur’da vatandaşlarla buluşacağını belirten Emre, ülke genelinde çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

KURULTAY ÇAĞRISI

Parti içinde olağanüstü kurultay taleplerine ilişkin de konuşan Emre, İstanbul hariç 833 geçerli imzanın Genel Merkez’e ulaştırıldığını ifade etti. Mevcut yönetimin olağanüstü kurultay kararı almasının önünde hukuki bir engel bulunmadığını dile getiren Emre, “Tedbir kararı nedeniyle kurultay yapılamayacağı” yönündeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

Emre şöyle konuştu:

“Butlan kararı verildikten sonra Kemal Bey basın mensuplarının karşısına bir açıklama yaptı. Dedi ki: ‘Bana kalsa hemen bugün kurultay yaparım.’ İşte o gün bugündür. Biz İstanbul hariç (yani İstanbul’daki sayıyı dahil etsek 1000’i geçiyoruz) 833 geçerli imzayı Genel Merkez’e tebliğ ettik. Bu doğrultuda orada yönetimin yapması gereken; buradaki imzaları kontrol edip geçerliliğini tespit ettikten sonra Çankaya İlçe Seçim Kurulu’na başvuru yapmak ve olağanüstü kurultay kararı almak.

Tabii şu söyleniyor sürekli, yani aynı sözü tekrarlayıp duruyorlar: ‘Efendim, bizde tedbir var, kurultay yapamayız. Yani MYK toplantısını oluşturur yaparız, PM’yi yaparız, disiplin cezalarını veririz, her türlü işlemi yaparız ama bir şekilde bizde tedbir olduğu için olağan takvimi açıklarız, il başkanlarını görevden alırız ama biz olağanüstü kurultay yapamayız.’

Bakın, bu ülkedeki çok saygın hukukçular bir araya geldiler ve 32 isim bir bildiriyle kamuoyuna açıklama yaptılar. Böyle bir durumda olağanüstü kurultay yapılmaması diye bir engel söz konusu değil. Bunun önünde kimse duramaz. Geçmiş dönemlerdeki Anayasa Mahkemesi kararı, hukukun evrensel ilkeleri, kamu hukukçularının geçmiş dönemde vermiş olduğu örnekler karşısında ‘Ben, tedbir kararı var ve kurultay kararı alamıyorum’ demek koca bir yalandır, değerli arkadaşlar. Bunu herkesin bilmesi lazım.”

GÖREVDEN ALMALARA TEPKİ

Kılıçdaroğlu yönetiminin bazı il başkanları ve yöneticileri görevden almasına da tepki gösteren Emre, görevden uzaklaştırılan isimlerin büyük bölümünün yerel seçimlerde önemli başarılar elde ettiğini belirterek, kararların siyasi gerekçelerle alındığını iddia etti. CHP’nin seçimlerde elde ettiği başarıların cezalandırıldığını savunan Emre, partinin iktidar yürüyüşünün engellenmeye çalışıldığını söyledi.

Emre şunları dile getirdi:

“Bursa İl Başkanı, görevden alınan... 47 yıl sonra Bursa'nın Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kazanılması büyük bir başarıdır ve bu başarının mimarlarındandır. Bu başarının büyük mimarlarından biri cezaevindedir, biri görevden alınmıştır.

Yani işin ne kadar Saray odaklı olduğunu, nasıl büyük bir kumpas olduğunu dikkatlerinize sunmak istiyorum. Burada başarı cezalandırılmak istenmektedir. Burada Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidara giderken kolunun kanadının kırılmak istendiğini görüyoruz. Kıymetli yurttaşlarımız, Cumhuriyet Halk Partisi Tayyip Erdoğan'ın kurduğu bir parti değildir. Cumhuriyet Halk Partisi, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu, büyük bedeller ödemiş, büyük mücadeleler yapmış ve bugünlere kadar gelerek Türkiye'nin en köklü, dünyanın en eski 3. partisidir. Dolayısıyla böyle bir durum içerisinde partimize yapılan bu kumpası kimse bireysel görmesin. Bunu hep ifade ediyoruz. Bu, Türkiye'de tamamen totaliter bir rejime geçmek amacıyla, seçimlerin bir formaliteye dönmesi, siyasetin tamamen kontrol altına alınması maksadıyla yapılan operasyondur.

Mutlak butlan diye icat edilen, esasında siyasi partiler açısından uygulaması olmayan bir uygulamanın, bir kararın Türkiye'nin geleceğini ipotek altına aldığının, milli egemenliğe bir saldırı olduğunun bir kez daha altını çizelim.”

"BUTLANCILARIN DİLİYLE SARAY DİLİ ÇOK BENZER"

Basında yer alan “gazetecilere para ödendiği” yönündeki iddialara da değinen Emre, seçim kampanyası harcamalarının yasal denetime tabi olduğunu ve tüm giderlerin kayıt altına alındığını belirtti. Söz konusu iddiaların somut delillere dayanmadığını ifade eden Emre, kampanya süreçlerinin şeffaf şekilde yürütüldüğünü kaydetti.

Emre şöyle konuştu:

“Yani bunu söyleyen insanlara şunu sormak lazım: ‘Hangi gazeteci kardeşim? Trol kim? Hangi gazeteci? İsim versin.’

Yani ülkemizde, ben ifade ediyorum, bakın; şu gidişat tamamen ülkeyi totaliter rejime götürmek için yapılan bir iştir. Ve bu düzene itiraz eden kim var dediğimizde; birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin varlığıyla bir toplumsal muhalefet ve elbette diğer muhalefet partileri sistematik saldırı altına alınmaktadır. İkincisi, böylesine zorlu bir dönemde içeri girse de, yargı baskısı olsa da, sansür uygulansa da, az sayıda kalsa da işini namusuyla, şerefiyle, onuruyla yapmak isteyen basın mensupları ve yine az sayıdaki sivil toplum kuruluşu. Bunların sistematik saldırı altında olduğunu görüyoruz.

Bu saray kaynaklıyken, şimdi saray kaynaklı bir yargı operasyonuyla partimize sirayet ettiğinde dilin de benzeştiğini görüyorsunuz. Yani dikkat edin, butlancıların diliyle saray dili çok benzer.”

Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporunu da değerlendiren Emre, rapordaki eleştirilerin Türkiye’de hukuk devleti ve demokrasi alanında yaşanan sorunlarla bağlantılı olduğunu öne sürdü. Hukuk güvenliğinin yatırım ortamı açısından kritik öneme sahip olduğunu belirten Emre, Türkiye’nin uluslararası alandaki itibarının mevcut uygulamalardan olumsuz etkilendiğini savundu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler