Ana içeriğe geç

İlk kez yaşanabilir bölgedeki kayalık bir gezegende atmosfer keşfedildi

Harvard Üniversitesi liderliğindeki bir araştırma grubu, Dünya'dan 50 ışık yılı uzaklıktaki LHS 1140 b gezegeninin helyum ağırlıklı bir atmosfere sahip olduğunu belirleyerek uzay araştırmalarında tarihi bir ilke imza attı.

İlk kez yaşanabilir bölgedeki kayalık bir gezegende atmosfer keşfedildi
TRT Haber
16

Evrende yalnız olup olmadığımız sorusuna yanıt arayan bilim insanları, uzay keşiflerinde çığır açıcı bir başarıya ulaştı.

Gökbilimciler yaklaşık yirmi yıldır Güneş sistemi dışındaki gezegenlerin atmosferlerini inceliyor olsa da bu çalışmalar şimdiye kadar yalnızca Jüpiter benzeri, Dünya'ya benzemeyen devasa ve sıcak gaz gezegenleriyle sınırlı kalmıştı.

Prestijli Science dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma ise ilk kez başka bir yıldızın yaşanabilir bölgesinde yer alan, Dünya benzeri kayalık bir gezegenin etrafında atmosfer bulunduğunu ortaya koydu.

Yaşanabilir bölgedeki gizemli dünya: LHS 1140 b

Keşfin merkezinde yer alan LHS 1140 b adlı ötegezegen, Dünya'nın yaklaşık beş katı kütleye ve 1,7 katı yarıçapa sahip.

Güneş'in beşte biri büyüklüğündeki soğuk bir kırmızı cüce yıldızın etrafında dönen gezegen, sıvı suyun varlığına olanak tanıyan ve "yaşanabilir bölge" olarak adlandırılan kuşakta yer alıyor.

Araştırmacılar, gezegenin bu yapısıyla ince bir atmosfere ve potansiyel olarak su kaynaklarına ev sahipliği yapabileceğini belirtiyor.

Araştırmanın başyazarı Collin Cherubim, ilk kez başka bir yıldızın yaşanabilir bölgesindeki kayalık bir gezegende atmosfer bulduklarını vurguluyor.

Zorlu koşullara direnen helyum atmosferi

Bilim insanları, geliştirdikleri bilgisayar modelleri sayesinde LHS 1140 b’nin zamanla hidrojenini kaybederek helyumunu koruduğunu ve böylece helyum ağırlıklı bir atmosfere sahip olduğunu saptadı.

Kırmızı cüce yıldızların şiddetli radyasyon yayma eğiliminde olmasına rağmen, bu gezegenin atmosferini yaklaşık 3 milyar yıldır korumayı başarmış olması bilim dünyasında büyük şaşkınlık yarattı.

Gezegenin, geçmişi boyunca yüksek düzeyde X-ışını ve ultraviyole radyasyona maruz kalmasına rağmen oluşum aşamasında biriken helyumu elinde tutmayı başardığı ifade ediliyor.

Yeryüzü teleskoplarının büyük başarısı

Bu önemli keşfin bir diğer dikkat çekici yönü ise çalışmanın James Webb Uzay Teleskobu gibi uzay tabanlı gelişmiş gözlemevleri yerine yeryüzündeki bir teleskop kullanılarak gerçekleştirilmiş olması.

Bu durum, gelecekte yer tabanlı teleskopların da yabancı dünyaların atmosferlerini analiz etmede en az uzay teleskopları kadar etkin rol oynayabileceğini gösteriyor.

Uzmanlar, bu araştırmada kullanılan yöntemin önümüzdeki yıllarda sakin yıldızların etrafında dönen diğer Dünya benzeri gezegenlerin keşfedilmesine de öncülük edeceğini öngörüyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler