Küresel ekonomide son yıllarda yaşanan dalgalanmalar, tedarik zinciri kavramını şirketler için yalnızca operasyonel bir başlık olmaktan çıkarıp doğrudan finansal bir risk alanına dönüştürdü. Pandemi sonrası toparlanma sürecinin beklenenden daha kırılgan ilerlemesi, jeopolitik gerilimler ve artan maliyet baskısı, özellikle üretim ve ihracat odaklı şirketleri yeni bir döneme zorluyor. Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre 2024 yılında küresel mal ticaretindeki büyüme yüzde 2,7 ile sınırlı kalırken, Çin-Avrupa lojistik koridorundaki kargo maliyetleri pandemi öncesi seviyelerin iki ila üç katında seyretmeye devam ediyor.
Tekstil ve çelik sektörlerinde finans ve lojistik direktörlüğü, seracılık alanında ise İjan Sera Sistemleri ve MR Greenhouse Sera Sistemleri’nde CEO olarak 20 yılı aşkın üst düzey yöneticilik deneyimi kazanmış olan Yasin Günal, mevcut tabloyu “alışıldık kriz döngülerinden farklı, daha yapısal bir kırılma” olarak değerlendiriyor. Çin–Avrupa hattında yaşanan lojistik aksaklıkların, yalnızca teslimat sürelerini değil, şirketlerin tüm finansal planlamasını etkilediğini vurgulayan Günal’a göre artık mesele sadece malın zamanında ulaşması değil, bu sürecin şirket bilançolarına nasıl yansıdığı.
Yeni Dönemde Kazananlar Entegre Yönetim Kuranlar Olacak
Bugün lojistik sadece taşıma değil, doğrudan bir finansal strateji. Tedarik zincirinde yaşanan her aksama, nakit akışını ve karlılığı birebir etkiliyor. Antalya Günallar Tekstil’den Sadiler Demir Çelik’e, oradan seracılık sektöründe İjan Sera Sistemleri ve MR Greenhouse Sera Sistemleri’ne CEO olarak uzanan kariyer sürecinde Günal, tekstil ihracatından çelik ticaretine kadar birbirinden farklı operasyonel gerçekliklerle yüz yüze geldi. Bu deneyimin doruk noktalarından biri, Cezayir’de hayata geçirilen ve ülke tarihinin en büyük sera yatırımı olarak kayıtlara geçen proje oldu. 103.060 metrekare kapalı alana yayılan ve 300 kişilik istihdam yaratan bu tesisin ürünleri Avrupa pazarlarına ihraç ediliyor. Böylesine büyük ölçekli ve çok uluslu bir operasyonun finansman yapısını, lojistik koordinasyonunu ve nakit akışı yönetimini bizzat kurgulamak, Günal’ın tedarik zinciri ile finans departmanlarının entegre çalışması gerektiği görüşünün temelini oluşturuyor.
Finans, satış ve lojistiği tek bir KPI ve raporlama sistemi altında birleştirmek, hem operasyonel verimliliği hem de karlılığı doğrudan artırıyor. Özellikle üretim, tekstil, çelik ve doğal taş gibi ihracat ağırlıklı, maliyet yapısı yüksek sektörlerde teslimat sürelerinin uzaması ve kredi maliyetlerinin artması, şirketleri daha kırılgan hale getiriyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre tekstil ve konfeksiyonda ortalama tahsilat vadesi 90 güne yaklaşırken, çelik ihracatında lojistik maliyet kalemlerinin toplam satış maliyeti içindeki payı yüzde 12’yi aşıyor. Bu tablo, ihracatçı firmaların nakit döngüsünü daha dikkatli planlamasını kaçınılmaz kılıyor.
Artık Maliyet Değil, Nakit Döngüsü Belirleyici
Bugün kredi hattı yönetimi, depo yönetimi kadar kritik. Finans departmanı ile lojistik birimi aynı dili konuşmuyorsa, şirket kâğıt üzerinde güçlü görünse bile gerçekte ciddi risk taşıyor demektir.
Günal’a göre yeni dönemin temel farkı, şirketlerin artık sadece maliyet düşürerek değil, nakit döngüsünü kısaltarak ayakta kalabilmesi. Fiyatlama stratejileri, teslimat modelleri ve stok politikalarının birlikte ele alınması gerekiyor. Tedarik zincirinde yeni normal” kavramı, aslında bir uyum sürecini ifade ediyor. Bu dönem geçici bir kriz değil. Şirketler ya finans ve operasyonu entegre edecek ya da görünmeyen riskler altında yavaş yavaş eriyecek. Yeni normal, daha hızlı, daha temkinli ve daha nakit odaklı bir iş modeli demek.