İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, katıldığı devlet televizyonu programında, ABD ve İsrail ile yürütülen diplomatik ve askeri süreçlerin arka planına dair konuştu. Görüşmelerin küresel ölçekte stratejik yansımaları olduğunu ifade eden Kalibaf, müzakerelerin daha önceki dönemlerden farklı olarak sahada elde edilen askeri kontrol temelinde yürütüldüğünü savundu.
ABD ve İran savaşı bitirecek mutabakatı erken imzaladı: Anlaşma yürürlüğe girdi
"SAHADAKİ ZAFER, MÜZAKEREYE DAYANAK OLUŞTURDU"
Kalibaf, dünyanın bir numaralı siyasi, ekonomik ve askeri gücü olarak nitelendirdiği ABD'nin, İsrail ile birlikte karşılarına çıktığını ifade etti. Mevcut müzakere sürecinin geçmiş dönemlerden çok farklı bir zeminde yürüdüğünü öne süren İranlı yetkili, "Şimdiki müzakerelerin önceki dönemlerden farkı, sahadaki zaferin müzakereye dayanak oluşturmasıdır. Silahlı kuvvetlerimiz düşman karşısında galip gelmiştir" diye konuştu.
"HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA İKİ DÜŞMAN FIRKATEYNİ VURULDU"
Açıklamalarında diplomatik görüşmeler sürerken sahada yaşanan çatışmalara dair dikkat çeken iddialarda bulunan başmüzakereci Kalibaf, Fars Körfezi'ndeki (Basra Körfezi) ABD ve İsrail eylemlerine misliyle yanıt verdiklerini öne sürdü. Kalibaf, şunları kaydetti:
"Müzakereler sırasında düşmanın eylemlerine cevap verdik. Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan iki düşman fırkateyni vuruldu ve yandı. Öte yandan düşman uçaklarının kalktığı tüm havalimanları bulundukları ülkelerde vuruldu. Bu olaylar müzakereler devam ederken meydana geldi."
DAHİYE VURGUSU: ABD'YE ÜLTİMATOM VERDİK
İsrail'in Lübnan'ın başkenti Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesine yönelik saldırılarına da değinen Kalibaf, bu süreçte Washington'a yönelik sert tehditlerde bulunduklarını aktardı. İsrail'in saldırılarının ardından ABD'ye karşılık verecekleri hususunda ültimatom verdiklerini belirten Kalibaf, "Taleplerimizin kabul edilmesini istedik. Ardından ABD Başkanı, Netanyahu’nun Dahiye’ye saldırma hakkının bulunmadığına dair paylaşım yapmak zorunda kaldı" ifadelerini kullandı.
"BENİM İŞİM DİPLOMASİ DEĞİL, BEN BİR SAVAŞÇIYIM"
Müzakere sürecini bir diplomat gibi değil, bir asker gibi yönettiğinin altını çizen Kalibaf, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:
"Benim işim diplomasi değil, ben bir savaşçıyım. Diplomasiyi savaşçı ruhuyla yürütüyorum. Askeri eylemle elde etmek istediğimiz şeyleri hatta daha fazlasını müzakere ile başardık. Savaşı kazandık ve kazanımlar müzakerelerde şekillenecektir."