Ana içeriğe geç

Bir kürdanın anlattığı NATO

Millî Savunma Bakanlığının haftalık basın toplantısı, yakın gelecekte Türk savunmasının göz bebeği olacak olan Ay Yıldız Yerleşkesi’nde yapıldı.

Bir kürdanın anlattığı NATO
Aydınlık
16

36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında yapılan Savunma Bakanları Toplantısı için inşaatı süren yerleşkenin Yıldız bölümü yetiştirildi, basın mensuplarına da ilk kez kapıları açıldı.

Daha girişten itibaren protokol güzergâhı NATO flamalarıyla donatılmıştı. Öğrendiğime göre toplantı masalarının üzerinde ise NATO logolu kürdanlar vardı.

İlk duyduğumda önemsemedim.

Sonra düşündüm.

Bir askerî ittifakın logosu neden bir kürdanın üzerinde olur?

Kürdan...

Yemeğin kendisi değildir.

Masayı kurmaz.

Menüyü belirlemez.
Sofranın sahibi değildir.

Yemek bittikten sonra ortaya çıkar.

Ağızda kalanları temizler.

Kimi onu dakikalarca dişlerinin arasında dolaştırır.

Kimi uzun uzun çiğner.

Sonunda kırılır.

Atılır.

Halk arasında adına bazen “çöp” bile denir.

İşte Ankara’daki NATO Zirvesi’ni düşündüğümde aklımda en çok bu küçük ayrıntı kaldı.

Çünkü o kürdanı NATO hazırlamadı.

NATO logosunu o kürdana kadar taşıyan, zirvenin ev sahibi Türkiye’ydi.

Bu yüzden mesele bir kürdan değildir.

Mesele, NATO’nun Ankara’da nasıl ağırlandığıdır.

ALLANDIK PULLANDIK

Ankara günlerce zirveye hazırlandı.

Protokol güzergâhları elden geçirildi.

Çevre düzenlemeleri yapıldı.

Binalar yenilendi.

Caddeler NATO flamalarıyla donatıldı.

Liderlerin karşılanışı günlerce konuşuldu.

Macron’un sabah koşusu haber oldu.

Hangi liderin hangi yemeği beğendiği yazıldı.

Erdoğan ile Trump’ın tokalaşması, omzuna dokunması, beden dili uzmanlarınca yorumlandı.

Diplomasi ile magazin birbirine karıştı.

Ve bütün bu görüntünün sonunda...

Masanın üzerinde NATO logolu bir kürdan vardı.

NEYİ KAPATMAYA ÇALIŞTIK?

Bir bakıma bu küçük nesne, zirvenin bütün hikâyesini anlatıyor...

Çünkü NATO bugün, Soğuk Savaş’ın mutlak galibi gibi davranan eski NATO değildir.

İttifak’ın içinde derin görüş ayrılıkları var.

Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa’nın güvenlik öncelikleri giderek ayrışıyor.

Savunma harcamalarının yükünü kimin üstleneceği tartışılıyor.

Ukrayna Savaşı ortaklık görüntüsü üretse de aynı zamanda İttifak’ın içindeki ekonomik ve siyasi çatlakları büyütüyor.

Avrupa kendi güvenlik mimarisini yeniden tartışıyor.

Washington ise maliyetleri müttefiklerine devretmeye çalışıyor.

Böyle bir tabloda NATO’nun geleceği kadar, üyelerinin birbirine ne kadar güvenebildiği de tartışılıyor.

Ama Ankara’da verilen görüntü bambaşkaydı.

Sanki yükselen bir örgüt karşılanıyordu.

Oysa birçok uzmana göre NATO yeni bir yükseliş döneminde değil; varlığını yeni tehdit numaralarıyla sürdürmeye çalışan, ancak ölmüş bir ittifak.

MEGAFON ELİMİZDE: GEL KÜRESEL DÜNYA GEL ASKER, SAVUNMA, TEÇHİZAT BİZDE...

Türkiye ise tam bu dönemde kendisine yeni bir rol arıyor.

“NATO 3.0” adı verilen yeni dönemde Ankara’ya daha fazla sorumluluk yüklenmesi başarı hikâyesi gibi sunuluyor.

Oysa bu rolün ayrıntılarına bakıldığında ortaya başka bir tablo çıkıyor.

Avrupa’nın güvenlik açığını kapatacak asker.

Ukrayna Savaşı’nın savunma sanayii tedarikçisi.

ABD ve Avrupa savunma sistemleriyle daha fazla entegre olmuş bir üretim merkezi.

Doğu Akdeniz’de Batı’nın stratejik hesaplarına uyum sağlaması beklenen bir ortak.

Karadeniz’de Rusya’yı çevreleme siyasetinin önemli halkalarından biri.

Türkiye’ye önerilen rol, masanın sahibi olmak değildir.

Masanın işleyişinde görev alan önemli ama belirleyici olmayan bir aktör olmaktır.

İşte bu yüzden kürdan metaforu aklımdan çıkmıyor.

Çünkü kürdan sofranın sahibi değildir.

Masanın sonunda ortaya çıkar.

Artıkları temizler.

İşi bitince de kenara bırakılır.

Bugün Türkiye’nin NATO içinde üstlenmesi istenen rol üzerine düşünürken, bu küçük nesne ister istemez başka çağrışımlar yapıyor.

Türkiye, gerçekten yeni bir stratejik merkez mi oluyor?

Yoksa başkalarının hazırladığı güvenlik mimarisinde kendisine verilen görevi mi büyütmeye çalışıyor?

Asıl soru budur.

15 TEMMUZ FAİLLERİNE HALILAR DÖŞEDİK

Bir kürdanın anlattığı NATO - Resim : 1

15 Temmuz’dan sonra Türkiye’de NATO üzerine çok şey tartışıldı.

NATO görevlerinde bulunmuş ve darbe girişimiyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle yargılanan askerler, FETÖ yapılanması, Gladyo tartışmaları, Atlantik Sistemi’yle kurulan ilişkiler...

Bütün bunlar, Türkiye’nin NATO’ya yalnızca bir askerî ittifak olarak bakmadığını gösterdi.

Aradan geçen yıllarda ise farklı bir görüntü ortaya çıktı.

Ankara, NATO’yu ağırlamak için büyük bir diplomatik seferberlik yürüttü.

Elbette uluslararası bir zirvenin ev sahibi olmak, güvenlik ve protokol açısından kapsamlı hazırlık gerektirir.

Ancak mesele yalnızca organizasyon değildi.

NATO’nun sembolleri, neredeyse en küçük ayrıntıya kadar taşınmıştı.

İşte bu yüzden o kürdan dikkat çekiyordu.

Belki de bazen bir dönemi anlamak için uzun bildirgeleri okumaya gerek yoktur.

Masanın üzerindeki küçük bir nesne yeter.

Ankara’daki NATO Zirvesi’nden geriye benim aklımda en çok o kaldı.

NATO logolu bir kürdan.

Çünkü bazen küçücük bir nesne, koca bir dönemin yönünü anlatır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler