Ana içeriğe geç

Ekonomi rakamlar yığını değil, sınıf mücadelesidir

Sınıf bilincini manipülasyonlar ve komplo teorileriyle zehirleyen, işçi hareketini ve hak arayışını şeytanlaştıran burjuva basın geleneğine karşı; gerçeğin sarsılmaz ve dönüştürücü gücüne yaslanıyoruz.

Ekonomi rakamlar yığını değil, sınıf mücadelesidir
Evrensel
16

Basın tarihine yönelik açıklayıcı yaklaşımlardaki hakim anlayış, medyanın gelişimini genellikle "büyük şahsiyetler" üzerinden okuma eğilimindedir. Bu anlatıya göre gazeteciliğe şekil veren, formatı ve içeriği belirleyen şey bu "basın baronlarının" kişisel felsefeleridir. Ancak basının tarihi, “vizyoner” fikirlerin değil, keskin bir sınıf mücadelesinin de tarihi.

Habere olan ihtiyacın her geçen gün arttığı günümüz toplumunda, asıl soru şu: Haber kimin için üretilir ve kimin gerçekliği yansıtılır?

Bu sorunun cevabını, sermayenin basını nasıl bir ideolojik silah olarak kullandığını gösteren en çarpıcı örneklerden birinde, Ford Motor’un kurucusu, dünyanın ilk milyoneri Henry Ford’un The Dearborn Independent gazetesinde bulunabilir. Ford, kendini kamuoyuna "işçinin dostu" olarak pazarlarken, gazetesi aracılığıyla işçi sınıfının bağımsız örgütlenmelerine, sendikalara ve grevlere karşı manipülatif bir savaş yürütüyordu.

Sermayenin bu tarihsel taktikleri şimdi profesyonel gazetecilik ile daha yetenekli hale geldi.Bu, günümüzde emekten yana bir gazetecilik çizgisi yürüten gazetemiz Evrensel’in ekonomi haberciliğinin önemini daha da belirgin kılıyor. Sermaye medyası, gazetelerin "olgulara bağlılık" kisvesi altında ekonomiyi patronların penceresinden anlatır. Bu pencereden şu yalan haykırılır: “Ekonomi tıpkı fizik gibi bir bilimdir, bilimde doğru tektir politikayla ilgisi yoktur!” Evrensel’in ekonomi haberciliği 31 yıldır bu “nesnellik” illüzyonuna karşı radikal bir kopuşu temsil ediyor.

Emeğin gözünden ekonomi politik

Ford'un medyası, grevleri “Bolşevik bir komplo” olarak şeytanlaştırmış, işçi önderlerini "yabancı ajanlar" ilan ederek hak arayışını gayrimeşru kılmıştı. Günümüz sermaye basını da benzer bir reflekse sahip; grevler genellikle "üretime darbe" veya "ihracatta kayıp" başlıklarıyla verilir.

Evrensel, grevleri ve direnişleri ekonomiyi baltalayan kaotik eylemler olarak görmek yerine, bunları sermayenin sömürüsüne karşı meşru ve yaşamsal birer hak arayışı olarak sayfalarına taşır. Sömürüyü bizzat işçinin hayalet kılındığı şirket bilançolarından gösterir. Enflasyon, hayat pahalılığı ve asgari ücret tartışmaları sadece soyut makroekonomik verilerle değil; doğrudan işçinin pazar filesindeki yangın ve barınma krizi üzerinden, yani gerçek ile somutlaştırılır. Bir yerde kelebeğin çırptığı kanadın, başka yerde bir fırtına yaratabileceğini işaret eder.

'İyi kalplilerin' denetimi

Ford, The Dearborn Independent üzerinden işçilere itaatkâr olmaları gerektiğini, hakların sendikalarla değil ancak “iyi kalpli patronların” himayesinde, paternalist (babacı) bir ahlaki denetimle elde edilebileceğini aşılamıştı.

Evrensel'in ekonomi haberciliği, sermayenin bu “iyi işçi / kötü işçi” ayrımını kökünden reddeder. Habercilik dilinde işçi, patronun lütfuna muhtaç bir tebaa değil, üretimden gelen gücünü kullanan bağımsız bir sınıftır. Ücret de, fiyat da kâr da, faiz ya da Merkez Bankasının ‘bağımsızlığı’ da (ya da aklınıza ne gelirse) sınıfın örgütlü mücadelesinin bir kazanımı ya da kaybı olarak görülür.

Böl-parçala-yönet taktiğine karşı...

Ford'un gazetesi, tarım ve sanayi işçileri arasındaki çelişkileri kaşıyarak sınıfı bölmeyi hedeflemiş; greve giden demiryolu işçilerini, "ürününü satamayan çiftçinin düşmanı" gibi resmetmişti.

Habere olan ihtiyacın arttığı kriz dönemlerinde Evrensel, emekçilerin farklı kesimlerini birbirine düşman eden bu söylemleri boşa düşürür. Çiftçinin mazot ve gübre maliyetleri altındaki ezilmişliği ile metal işçisinin düşük ücret dayatması, birbirine rakip durumlar olarak değil, aynı sömürü çarkının parçaları olarak sunulur. İşçiler, çiftçiler ve kamu emekçileri arasındaki suni ayrımlar, sömürü ilişkilerinin ifşa edildiği bütüncül bir ekonomi politiği ile aşılır.

Evrensel’in ekonomi sayfaları; bugüne dek ter döken editörlerin, muhabirlerin, yazarların ve bizzat işçilerin ortak emeğiyle ilmek ilmek dokunmuş kolektif bir birikim. Bu paha biçilmez katkılar üst üste konarak haberciliğimizi her geçen gün daha ileriye, daha derine taşıyor. Öyle ki, bugün Evrensel’in ekonomi sayfalarından bir "iktisat fakültesi" kuracak olsak, şüphesiz Türkiye’nin en yetkin, en nitelikli ve toplumcu akademilerinden biri vücut bulurdu.

Ekonomik olgular, işçi sınıfının perspektifiyle yorumlanmadığı müddetçe, sermayenin sömürüsünü aklayan ve yalnızca onun çıkarlarına hizmet eden ruhsuz bir istatistik yığınından ibaret kalmaya mahkumdur.

İşte Evrensel, tam da bu bilinçle hareket eder. Sınıf bilincini manipülasyonlar ve komplo teorileriyle zehirleyen, işçi hareketini ve hak arayışını şeytanlaştıran burjuva basın geleneğine karşı; gerçeğin sarsılmaz ve dönüştürücü gücüne yaslanıyoruz.

Bizim için ekonomi haberciliği; borsa endekslerinin, sermaye büyüme masallarının veya soyut rakamların dizildiği bir vitrin değildir. Aksine; emeğin, yaşam hakkının ve sınıflar arası o büyük kavganın günbegün kaleme alındığı tarihsel bir mücadele cephesidir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler